Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3088 E. 2025/4534 K.

Konu: Mera Sicil Kaydının İptali Ve Tescil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3088
Karar No
2025/4534
Karar Tarihi
Konu
Mera Sicil Kaydının İptali Ve Tescil

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1794 E., 2024/438 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Kastamonu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/71 E., 2023/250 K. Taraflar arasındaki mera sicil kaydının iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce ilk olarak 1972 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) hükümleri gereğince yapılan orman kadastrosu, 1997 yılında ilan edilerek kesinleşen 6831 sayılı Kanun kapsamında aplikasyon, 2/B uygulaması ve ağaçlandırılması için tahsis edilen parsellerde orman kadastrosu çalışmasının bulunduğu, tesis kadastrosu çalışmalarının ise 1967 yılında yapıldığı anlaşılmış, 4342 sayılı Mera Kanunu'nun (4342 sayılı Kanun) uyarınca yapılan mera tespit ve tahdit çalışmaları sırasında, ... köyü çalışma alanında bulunan 167 ada 91 parsel sayılı 185.185,87 m² yüzölçümündeki taşınmaz, mera vasfıyla tespit ve tahdit edilmiştir. Davacı Orman İdaresi vekili dava dilekçesinde özetle; Kastamonu ili ... ilçesi ... köyü 167 ada 91 parsel sayılı taşınmazın 29.05.1997 yılında kesinleşen orman kadastrosuna göre "Devlet Ormanı" olarak sınırlandırılan alan içinde kaldığını, akabinde T.C. Maliye Bakanlığının 08.07.2003 tarihli ve 23140 sayılı yazılar ile Devlet Ormanı olarak Orman Genel Müdürlüğüne tahsisi yapıldığını, Kastamonu Mera İl Komisyonunca 4342 sayılı Kanun hükümleri uyarınca mera olarak tahsis edildiğini, arazide yapılan incelemede dava konusu taşınmazın üzerinde yer alan orman vasıflı ağaçların tahmini yaşlarının 20-80 arasında değişmekte olduğunu, taşınmazın fiilen ve hukuken orman olduğunu ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ... köyünde 1967 yılında yapılan kadastro çalışmalarında dava konusu olan taşınmazın 516 parsel numarası ile mera olarak yapılan tespitinin kesinleşmekle mera özel siciline tescilinin yapıldığını, İl Mera Komisyonu tarafından ise bu parsele yönelik tahsis çalışmaları yapıldığını, Kadastro Müdürlüğü tarafından 2013 yılında yapılan 22/A çalışmaları sonrasında 516 no.lu parselin 167 ada 91 parsel nosunu aldığını, mera olan 516 no.lu parselin vasfı araştırılmadan Hazine arazisiymiş gibi 2003 yılında ağaçlandırılmak üzere Orman İşletme Müdürlüğüne tahsisin yapıldığını ve 1996 yılında ilgili alanın ağaçlandırıldığını ve 1997 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarında orman olarak sınırlandırıldığının tespit edildiğini, 1997 yılında yapılan orman kadastro çalışmaları sonrasında dava konusu parsel orman olarak sınırlandırılmış olmakla beraber orman olarak tescilinin yapılamadığını, taşınmazın mera olarak kayıtlı olup, bu alanın başka bir vasıfla kayıt yapılabilmesi için ya tahsis amacı değişikliği yapılması ya da Mahkeme kararı ile orman olarak tesciline karar verilmiş olması gerektiğini, 1996 yılında ağaçlandırıldığı için zemin olarak orman vasfı kazanan alanın hukuken orman olmayıp mera vasfında olduğunu, hukuka aykırı olarak gerekli yasal izinler alınmadan (mera vasfı değişikliği) Hazine parseliymiş gibi ilgili alanın Orman İşletme Müdürlüğüne tahsisine istinaden yapılan ağaçlandırmaya dayanılarak ilgili alanın orman olduğunun iddiasının bu alanın mera olduğu gerçeğini değiştirmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, kesinleşen tahdide dayalı mera sicil kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...dava konusu mera vasıflı taşınmazın, 1967 yılı kadastro çalışmaları sırasında mera vasfı ile sınırlandırılmasının yapıldığı, Kadastro Müdürlüğü tarafından 2013 Yılında yapılan 22/a çalışmaları sonrasında da 516 nolu parselin 167 ada 91 parsel nosu ile yenileme çalışmasının yapıldığı, daha sonrasında İl Mera Komisyonu tarafından ise bu parsellere yönelik tahsis çalışmaları yapılmak suretiyle 2003 yılında ağaçlandırılmak üzere orman işletme müdürlüğüne tahsisin yapıldığı ve 1996 yılında ilgili alanın ağaçlandırıldığı ve 1997 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarında orman olarak sınırlandırıldığının tespit edildiği, 1997 yılında yapılan orman kadastro çalışmaları sonrasında dava konusu parsel orman olarak sınırlandırıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu yerin orman tahdit sınırları içinde kalıp kalmadığı hususlarında ziraat mühendisi, harita mühendisi ve orman mühendisinden oluşan heyetten keşif sonrası alınan kök ve ek raporların hüküm kurmaya ve üst mercii denetimine uygun olduğu, meşcere haritası ve en eski hava fotoğrafları ile çakıştırma ve fiili zeminde ölçüm yapılarak elde edilen ek rapor doğrultusunda Kastamonu ili ... ilçesi ... Köyü 167 ada 91 parsel sayılı taşınmazın vasfının orman olduğu..." gerekçesiyle davanın kabulüne, Kastamonu ili ... ilçesi ... köyü 167 ada 91 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaliyle, taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, "Somut olayda; dosya kapsamında alınan asıl ve ek raporlar bir bütün halinde değerlendirildiğinde, çekişmeli taşınmazın tamamının 24.09.1997 tarihinde ilan edilerek kesinleşen tahdit sınırları içinde kaldığı, üzerine 30-35 sene öncesinde insan eli marifetiyle çam fidanlarının düzgün şekilde tekniğine uygun olarak dikilmesi, korunması sonucu, hayvan otlatılmaması sebebiyle taşınmazın 30-35 yaşlarında genç bir orman olarak gözüktüğü belirlenmiş olup orman kadastrosunun iptali için öngörülen hak düşürücü süreler çoktan geçmiştir. Bu haliyle taşınmazın orman tahdidi içinde olduğu, tahdit iptal edilmediği sürece tahdide göre karar verileceği tespit edilmekle taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır." gerekçesiyle istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/3088, K. 2025/4534, T. 16.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-3088-e-2025-4534-k-e677879d51e7