Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2547 E. 2025/1794 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2547
Karar No
2025/1794
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1587 E., 2024/959 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 7. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2018/31 E., 2022/498 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında yapılan 17.08.2016 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinde belirtilen dosyaların takip edilmesi karşılığında 500.000,00 TL ücret ödeneceğinin kararlaştırıldığını, 50.000,00 TL’nin ödendiğini, kalan kısmının ise 2016 yılının Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık aylarının 17. günlerinde dört eşit taksitle ödeneceğinin belirlendiğini, ancak davalının müvekkilini 28.11.2017 tarihinde noter aracılığıyla azlettiğini, azlin haksız olması nedeniyle müvekkilinin ücretin tamamına hak kazandığını, davalının vekalet ücretinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek; itirazın iptaline, alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; avukatlık sözleşmesindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, sözleşmede ücretin karşılığı olarak yapılacak hizmetin, müvekkilinin hakkındaki soruşturmada ve sonrasındaki kovuşturma aşamasında savunulması ve ileride açılacak maddi manevi tazminat davası ile icra dosyasının takip edilmesi olarak belirlendiğini, buna göre hangi dosya için ne kadar ödeneceğinin belirgin olmadığını, müvekkilinin sözleşmenin yapıldığı sırada tutuklu olması nedeniyle aciz halinde olduğunu, açılıp açılmayacağı dahi belli olmayan tazminat davası ile icra dosyası için 4 ay içinde yüklü miktarda ödeme yapılmasını öngören sözleşmenin ahlaka aykırı olup geçerli olmadığını, edimler arasında orantısızlık bulunduğunu, bu nedenle ücretin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine (AAÜT) göre belirlenmesi gerektiğini, alacak talebinde KDV talep edilmesinin mümkün olmadığını, azlin haklı olduğunu, davacının müvekkilinin tutukluluğunun devamına ilişkin kararlara itiraz etmediğini, müvekkilini çok az ziyarete geldiğini, yeterli bilgilendirmeyi yapmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda, taraflar arasındaki 16.08.2018 tarihli Avukatlık Ücret Sözleşmesinin konusunun davalının İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun 2016/66165 soruşturma sayılı dosyası ve akabinde bu dosya ile ilgili kovuşturma dosyasının vekil sıfatıyla savunulması ve ileride bu bağlamda takip edilebilecek olan maddi-manevi tazminat davaları, icra takipleri adına hizmet verilmesi işine ilişkin olduğu, ücretin KDV hariç 500.000 TL olarak kararlaştırıldığı, 50.000 TL peşin, bakiyesinin ise 4 eşit taksit halinde ödeneceğinin belirlendiği, Adli Tıp raporları ile sözleşme altındaki imzanın davalının eli ürünü olduğunun tespit edildiği,davalının ceza dosyası sebebiyle cezaevinde tutuklu bulunduğu sırada azil tarihine kadar defalarca davacının davalı ile görüştüğü, davacı tarafından tutukluluk haline itiraz edildiği, neticede davalının mahkumiyetine karar verilmiş ise de; görevini layıkıyla yerine getirmiş olması sebebiyle azlin haklı olmadığı, haksız azil halinde ücretin tamamına hak kazanıldığı, sözleşmede ücretin henüz açılmamış, açılıp açılmayacağı belli olmayan maddi ve manevi tazminat davalarının karşılığı olarak belirlenmesi sözleşmede savcılık ve ağır ceza yargılamaları için ödenecek ücretin de ayrıca ve açıkça gösterilmemiş olması karşısında ücrete ilişkin hükmün geçerli olmadığı, ödenecek ücretlerin ayrıca ve açıkça gösterilmemiş olduğundan ve KDV bedelinin de ne zaman ödeneceği hususu da ayrıca belirtilmediğinden davacının davalıdan hizmet bedeli yanında KDV alamayacağı sonucuna varıldığı, buna göre davacının AK'nın 164/4 .maddesine göre azil tarihi olan 28.11.2017 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 3.960,00 TL maktu ücret ile aynı tarife uyarınca 3.960,00 TL karşı yan vekalet ücretinden oluşan toplamda 7.920,00 TL vekalet ücret alacağının olduğu, davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğü ispat edilemediğinden işlemiş faiz alacağına ilişkin itirazın haklı olduğu, davalı tarafça yargılamanın devamı sırasında sözleşme kapsamında ödenen 50.000,00 TL peşinat bedelinin mahsubu talep edilmiş ise de; cevap dilekçesinde bu hususun ayrıca ve açıkça ileri sürülmediğinden iddianın ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne İzmir 28. İcra Müdürlüğünün 2017/16396 E. sayılı dosyasına yönelik itirazın kısmen iptali ile takibin 7.920,00 TL asıl alacak üzerinden devamına asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, alacak yargılamayı gerektirip likit olmadığından davacı yararına icra inkar tazminatı takdirine yer olmadığına, kötüniyet ispatlanmadığından kötü niyet tazminatına karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hukuki nitelendirmenin davadaki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlendiği, taraflarca ileri sürülen delillerin toplanarak usulüne uygun olarak değerlendirildiği, delillerin değerlendirilmesinin dosya kapsamına uygun bulunduğu, taraflarca ileri sürülen iddia ve savunmaların tartışılarak gerekçeli kararın oluşturulduğu, ihtilafa uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edildiği, gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; sözleşmenin ücrete ilişkin kısmının geçersiz sayılmasının hukuka aykırı olduğunu, Avukatlık Kanunu'nun 163. maddesi gereği tarafların avukatlık ücret sözleşmesinin içeriğini ve ücreti serbestçe belirleyebileceğini, sözleşmede işin ve ücretin belirgin olduğunu hangi iş için ne kadar ücret kararlaştırıldığının ayrı ayrı belirtilmesi zorunluluğunun bulunmadığını, davalının ...’in (... Holding A.Ş.) genel müdürü olup, imzaladığı sözleşmenin kapsamını bilebilecek durumda olduğunu, soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verilse veya ceza yargılaması sonucunda ceza alsa dahi sözleşmedeki bedeli ödeyeceğini kabul ettiğini, davalının tazminat davasının açılıp açılmayacağının net olmadığını bilerek ve kabul ederek sözleşmeyi imzaladığını, vekalet ücreti için KDV hesaplaması da yapılması gerektiğini, alacağın likit olduğunu icra inkar tazminatına karar verilmesi gerektiğini, lehe ve aleyhe hükmedilen vekalet ücretlerinin hukuka aykırı olduğunu, bunun Bölge Adliye Mahkemesince resen görülmesi gerektiğini belirterek, kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet ücret alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Temyiz olunan karardaki gerekçelere, Avukatlık Kanunu'nun 164/4. maddesi gereği ücret sözleşmesinin belirgin olmaması nedeniyle geçersiz sayılarak takip edilen ceza davası için azil tarihindeki AAÜT'ne göre akdi ve karşı yan vekalet ücreti belirlenmesinin hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına, istinaf incelemesinin kamu düzenine ilişkin haller dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmasına, istinaf aşamasında ileri sürülmeyen hususların temyiz konusu edilememesine göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/2547, K. 2025/1794, T. 20.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2024-2547-e-2025-1794-k-cb8fef789440