Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1146 E. 2025/3657 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1146
Karar No
2025/3657
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1573 Esas, 2023/1143 Karar KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : ....Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/41 Esas, 2021/419 Karar

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda .... Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararına karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile, kararının kaldırılmasına ve düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesine; davanın kabulüne karar verilmiş olup, bu kez davalılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Çekişmeli ........................Mahallesi 506 parsel sayılı 9125 metrekare yüzölçümünde tarla vasfındaki taşınmazın 04.05.1977 tarihinde senetsizden şahıs adına tarla vasfında tespit ve tescil edildiği, tespitin 13.12.1977 tarihinde kesinleştiği, 10.04.2019 tarihinde 3402 sayılı Kadastro Kanununun (3402 sayılı Kanun) 22/a uygulaması ile 189 ada 1 parsel sayılı 9025,45 metrekare, tarla niteliğinde tescil edildiği, Hamam mahallesinde 6831 sayılı Orman Kanununa (6831 sayılı Kanun) göre orman kadastrosu ve 2/B uygulamasının 26.10.2007 tarihinde ilan edildiği, yine 6831 sayılı Kanuna göre orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B uygulamasının 01.11.2013 tarihinde ilan edilerek 01.12.2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Davacı vekili dava dilekçesinde, ................Mahallesi çalışma alanı sınırları içinde 6831 sayılı Kanuna göre orman kadastrosu ve 2/B uygulama çalışmaları yapılıp ilan edilerek yasal süre sonunda kesinleşen yerlerde vasıf ve mülkiyet değişikliği dışında aplikasyon, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan yüzölçümü ve fenni hataların 6831 sayılı Kanun'un 4999 sayılı Kanun'la değişik 9. maddesi kapsamında düzeltme çalışmalarının ilan edilerek 01.12.2013 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen orman kadastrosuna göre ... Mahallesi 506 parsel sayılı taşınmazın tamamının orman olduğunun tespit edildiği; orman sayılan yerlerden tapu veya zilyetlik yoluyla toprak kazanılmasının imkansız olduğundan davaya konu taşınmazın tapu kaydının iptaliyle, orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tescilini istemiş, davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.

Dava, kesinleşmiş orman tahdidine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, taşınmazın tamamının evveliyatının orman sayılan yerlerden olması ve şahıs mülkiyetine elverişli yerlerden olamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, ... Mahallesi 506 parsel sayılı taşınmazın tamamının davalılar adına olan tescilinin iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemece yapılan keşif sonrasında sunulan teknik bilirkişi raporunda ise dava konusu taşınmazın değeri 45,625.00 TL olarak belirlendiği, belirlenen bu değere göre 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. 30. ve 32. maddeleri uyarınca işlem yapılması, daha sonra taraflarca ileri sürülen deliller toplanmak suretiyle bir hüküm tesisi gerekirken, eksik kalan harç tamamlanmadan karar verilmesi doğru görülmediğinden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince kaldırılma kararı sonrasında ilk olarak yapılan yargılama sonucunda; taşınmazın tamamının evveliyatının orman sayılan yerlerden olması ve şahıs mülkiyetine elverişli yerlerden olamayacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne, ... Mahallesi 506 parsel sayılı taşınmazın tamamının davalılar adına olan tescilinin iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davanın kabulüne ilişkin olarak 16.11.2017 tarihli duruşmada tefhim edilen kısa kararın 7 nolu bendinde "Davacı vekilinin ihtiyati tedbirin kaldırılmasına ilişkin talebinin reddine, ihtiyati tedbirin kesinleşinceye kadar devamına" da karar verilmiş ise de gerekçeli kararın hüküm bölümünde bu paragrafın yer almadığı ve bu şekilde hüküm ile kısa kararın çelişkili olmasına neden olunduğu, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması bozma nedeni olduğundan, taraf vekillerinin istinaf başvurularının öncelikle söz konusu çelişki yönünden kabulü ile HMK'nin 298/2. maddesi hükmüne uygun şekilde yeniden karar verilebilmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince kaldırılma kararı sonrasında ikinci kez yapılan yargılama sonucunda; taşınmazın tamamının orman vasfında olduğu göz önüne alınıp Devlet ormanlarının zamanaşımı yolu ile kazanılması ve özel mülke dönüşmesinin yolu kapalı olduğundan ve öncesi orman olan bir yer üzerindeki orman bitki örtüsünün kaldırılması toprağın orman olan niteliğini değiştirmeyeceğinden davanın kabulüne, her ne kadar 16.11.2017 tarihli celsenin 7 nolu ara kararında "Davacı vekilinin ihtiyati tedbirin kaldırılmasına ilişkin talebinin reddine, ihtiyati tedbirin kesinleşinceye kadar devamına" şeklinde hüküm kurulmuşsa da dosyanın tetkikinde; tapuya taşınmaza ihtiyati tedbir konulduğuna yönelik herhangi bir yazı yazılmadığı, bu yönde bir ara karar da kurulmadığı anlaşıldığından ilgili 7 nolu ara kararın sehven yazıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, ... Mahallesi 506 parsel sayılı taşınmazın tamamının davalılar adına olan tapusunun iptaline, orman vasfı ile Hazine adına tesciline, dava konusu 506 parsel sayılı taşınmaz üzerinde keşif sırasında gözlemlenen ve ziraat bilirkişisinin 31.10.2016 tarihli raporunda belirtmiş olduğu meyve ağaçlarının tamamının davalı ...'a ait olduğunun tespiti ile tapunun açıklamalar hanesine yazılmasına karar verilmiş; kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davaya konu 506 parsel sayılı taşınmazın 16.11.1976 tarihinde başlayarak 1977 yılında bitirilen ve aynı yıl kesinleşen tapulama çalışmaları sonucunda 506 parsel sayısıyla senetsizden ve tarla niteliğiyle davalıların murisi adına tespit ve tescil edildiği; yörede 2007 yılında yapılarak kesinleşen 6831 sayılı Kanun gereğince orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B maddesi çalışmaları, daha sonra 2013 yılında yapılarak kesinleşen 6831 sayılı Kanun'un 9ncu maddesiyle değişik 4999 sayılı Kanun çalışmaları bulunmakta olup parselin tamamının Zeytingüneyi Devlet Ormanı sınırları içerisinde kaldığı belirlenerek davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla birlikte, dava, davacı ... İdaresi tarafından açılmış tapu iptali ve tescil istemine yönelik olup, tapu kaydının beyanlar hanesine şerh konulması için herhangi bir dava ve talep bulunmadığı gibi, ormanların korunmasına ilişkin Anayasa'nın 169 ve 6831 sayılı Kanun'un 93. maddeleri uyarınca orman vasfındaki taşınmazların tapu kaydına herhangi bir şerh konulması hukuken mümkün bulunmadığı halde, tapu kaydının beyanlar hanesine davalı yararına muhdesat şerhi konulması usul ve yasaya uygun bulunmadığından ve bu husus kamu düzenine aykırılık kapsamında görüldüğünden, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık nedeniyle kabulüne ve İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ancak bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden yeniden hüküm tesisi ile, ... Mahallesi 506 parsel sayılı taşınmazın tamamının davalılar adına olan tapusunun iptaline, orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,

3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/1146, K. 2025/3657, T. 12.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-1146-e-2025-3657-k-3ca3621a24ab