Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1044 E. 2026/2011 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1044
Karar No
2026/2011
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1487 E., 2023/1861 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/94 E., 2023/41 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı mirasçısı vekili tarafından duruşma istemi olmaksızın temyiz edilmiş; karşı taraf temyize cevap dilekçesinde temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasını talep etmiş ise de duruşma isteminin değerden reddine karar verilerek; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ...... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 75... parsel sayılı 49.450,51 m² yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı nedeniyle ve beyanlar hanesine 1. derece doğal sit içerisinde kaldığı şerhi yazılarak tarla vasfıyla ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve tarla satış senetlerine dayanarak, taşımazın adına tescilini talep etmiş, yargılama sırasında ölümü üzerine davaya mirasçıları tarafından devam edilmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davasının haksız olduğunu, taşınmazın Kulu Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/471 Esas ve 2004/403 Karar sayılı kararı ile hükmen davalı adına tescil edildiğini, anılan dosya içeriğinin incelenmesi halinde de davacının taşınmazda bir hakkının bulunmadığının anlaşılacağını ileri sürerek ve taşınmaza ilişkin ortaklık senetlerinin de malik sıfatıyla zilyet olduğunu gösterdiğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... dava konusu 1 75... parsel sayılı taşınmazın davacı tarafından hak iddia edilen (A) kısmını davacı ...'ın babası ... .... .... .... ve .... ....... dosyada mevcut satış senetleri ile 1960-1964-1966 yılları arasında dava dışı 1 75... parsel ile birlikte satın aldığı, bu hususun bilirkişi raporuyla yüzölçüm yönünden değerlendirmede doğrulandığı, dava dışı 1 75... parsel sayılı taşınmazın mahkememizin 2018/7 esasında davalı olduğu, ....1960-1966 yıllarından vefat ettiği 1978 yılına kadar dava konusu bu kısmı ailesi ile birlikte tarım yaparak kullandıkları, ..... vefat ettikten sonra taşınmazın bu kısmının (A) oğlu ...'a kaldığı, bu hususta bir ihtilaf olmadığı, ...'ın vefat ettiği 2020 yılına kadar dava konusu taşınmazda tarım yaptığı vefat ettikten sonra taşınmazın bu kısmının çocuklarına kaldığı, çocuklarının taksim yapmadığı, ayrıca dava konusu taşınmazın arkeolojik veya doğal sit alanı olmadığı, bu nedenlerle Kadastro Kanunu m. 14... 'de aranan kadastro tespit tarihi olan 2005 yılından geriye doğru en az 20 yıldan beri imar ve ihya ile ekonomik amaca uygun zilyetlik (tarım) şartının davacı ... ve babası ... tarafından sağlandığı sonucuna varıldığı..." gerekçesiyle davanın kabulüne, 1 75... parsel sayılı taşınmazın 04.01.2023 tarihli harita mühendisi ....... imzalı ek bilirkişi raporunda bulunan koordinatlı ayırma çapı krokide (A) harfiyle gösterilen (hesap alan: 28697,25 m², düzeltme alan: 28697,11 m²) kısmın aynı adanın en son parsel numarası verilerek tarla vasfıyla davacı ... mirasçıları adına tesciline; aynı raporun eki krokide (B) harfiyle gösterilen (hesap alan: 20753,52 m², düzeltme alan: 20753,40 m²) kısmın aynı ada ve parsel numarasıyla tarla vasfıyla davalı ... adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'ın istinaf başvurusunun-taraf sıfatı olmadığından usulden reddine; davalı ... vekilinin istinaf talebine gelince ise "Dosya içeriği ve toplanan delillere göre dava konusu taşınmaza uygulanan 20.12.2004 tarih ve 19 sıra nolu tapunun Kulu Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/471 Esas ve 2004/403 Karar sayılı dosyasının onama üzerine 14.12.2004 tarihinde kesinleşmiş hükmünün tescili ile oluştuğu, öncesinde tapunun 03.01.1963 tarih ve 731 sırasında Hazine adına kayıtlı olduğu, 2003/471 Esas sayılı dosya bulunamamışsa da yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre tapunun kurulduğu tarih (3/1/1963 ) itibariyle 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinin ispatının gerektiği, dolayısıyla 2003/471 Esas ve 2004/403 Karar sayılı dosyada davacı ... tarafından 03.01.1963 yılından geriye doğru 20 yıllık sürede miras yoluyla gelen hak ve zilyetlik hukuki sebebine göre komisyon 1353 (1 75... ) parselde kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğinin ispatlandığının anlaşıldığı, anılan dosya taraflar arasında kesin hüküm niteliğinde olmasa da 03.01.1963 tarihi öncesi zilyetliğin kim tarafından sürdürüldüğüne ilişkin güçlü delil olduğu, davacının da eldeki davada 03.01.1963 yılına kadar ki 20 yıllık dönem için dayandığı senet tarihlerine göre ....... eklemeli ve malik sıfatıyla zilyetliğini ispatlaması gerektiği; ancak mahalli bilirkişi ve tanıkların 1943 -1963 yılları arasını bilebilecek yaşta olmadıkları, toprak tevzi bilirkişileri, tespit bilirkişileri ve senet tanıklarının ölü olduğu, anılan dosyanın güçlü delil niteliği sebebiyle toprak tevzi sırasında...... işgalinde olduğuna dair belirtmeye ve duyuma dayalı mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığı, buna göre davacının davasını ispatlayamadığı kanaati ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır..." gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca anılan mahkeme kararının kaldırılarak, kaldırılan kararın yerine yeniden hüküm tesisine bu cümleden olarak davanın reddine, dava konusu 1 75... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... mirasçısı ... vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararına gerekçe yapılan mahkeme ilamının vekil edeni yönünden kesin hüküm teşkil etmediğini, dayandıkları satış senetlerinin keşfen mahalline uygulandığını ve mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile de zilyetliklerinin doğrulandığını, ayrıca bir kısım tanıklarının da dinlenmediğini açıklayarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını ve İlk Derece Mahkemesince verilen kararın onanmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, toprak tevzi çalışmaları sonucunda Hazine adına tapuya bağlanan dava konusu taşınmazda, Hazine tapusunun oluştuğu tarihe kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46. maddesinde yer alan koşulların taraflardan hangisi lehine gerçekleştiğine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince "dava konusu taşınmaza uygulanan 20.12.2004 tarih ve 19 sıra nolu tapunun Kulu Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/471 Esas ve 2004/403 Karar sayılı kesinleşmiş hükmünün tescili ile oluştuğu, öncesinde tapunun 03.01.1963 tarih ve 731 sırasında Hazine adına kayıtlı olduğu, Hazine tapusunun oluştuğu tarih itibarıyla 20 yıllık kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğinin ispatının gerektiği ve dolayısıyla 2003/471 Esas ve 2004/403 Karar sayılı dosyada davacı ... tarafından 03.01.1963 yılından geriye doğru 20 yıllık sürede miras yoluyla gelen hak ve zilyetlik hukuki sebebine göre komisyon 1353 (1 75... ) parselde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinin ispatlandığının anlaşıldığı, anılan dosya taraflar arasında kesin hüküm niteliğinde olmasa da 03.01.1963 tarihi öncesi zilyetliğin kim tarafından sürdürüldüğüne ilişkin güçlü delil olduğu, davacının da eldeki davada 03.01.1963 yılına kadar ki 20 yıllık dönem için dayandığı senet tarihlerine göre ....... eklemeli ve malik sıfatıyla zilyetliğini ispatlaması gerektiği; ancak mahalli bilirkişi ve tanıkların 1943 -1963 yılları arasını bilebilecek yaşta olmadıkları, toprak tevzi bilirkişileri, tespit bilirkişileri ve senet tanıklarının ölü olduğu, anılan dosyanın güçlü delil niteliği sebebiyle toprak tevzi sırasında...... işgalinde olduğuna dair belirtmeye ve duyuma dayalı mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığı..." gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Davacı ...'ın davası ve temyizi dava konusu taşınmazın teknik bilirkişinin 04.01.2023 raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümüne yönelik olup bu kısmın vekil edenine ait olduğunu iddia ettiği dava dışı komşu 1 75... parsel ile birlikte eklemeli olarak 70-80 yıldır kendi zilyetliğinde bulunduğu iddiasıyla eldeki davayı açmış; davalı ise miras yoluyla gelen hak ile Kulu Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/471 Esas ve 2004/403 Karar sayılı ilamına ve bu ilam sonucu oluşan tapu kaydına dayanarak davanın reddini savunmuştur. Davaya konu taşınmaz yörede yapılan toprak tevzi çalışmalarında 1353 parsel numarası ile şagilinin (... oğlu) ... olduğu belirtilerek, ilk olarak 03.01.1963 tarihli ve 731 sayılı tapu ile Hazine adına tapuya bağlanmış, akabinde davacı ... tarafından Hazine aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davası sonucunda ise Kulu Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.06.2004 tarihli ve 2003/471 Esas, 2004/403 Karar sayılı kararı ile Hazineye ait 03.01.1963 tarihli ve 731 sayılı tapunun iptali ile taşınmazın ... adına tesciline karar verilmiş; kararın kesinleşmesi üzerine de ... adına 20.12.2004 tarihli ve 19 sıra numaralı tapu kaydı oluşmuş ve kadastro tespitinde de bu tapu kaydı dikkate alınarak taşınmaz davalı adına tapuya tespit edilmiştir. Bahsi geçen kararda eldeki dosya davacısı ... taraf olmadığından, bu ilamın onun açısından kesin hüküm niteliğinde olmadığı ve salt bu ilamın varlığının ve içeriğinin onun aleyhine değerlendirilemeyeceği; ancak taşınmazda sürdürülen zilyetlik bakımından davalı ... lehine güçlü delil olabileceği ve güçlü delilin aksinin ise yine güçlü delillerle ispat edilebileceği izahtan varestedir. Nitekim, davaya konu taşınmazın evveliyatında 1353 parsel numarası ile şagilinin (... oğlu) ... olduğu belirtildiğine, mahkemece yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin, davacı tarafın hak iddia ettiği taşınmaz bölümünü, 1960-1965 yıllarında davacı ...'in babası olan ...'nın, yine davalı ...'un da amcası olan belirtmelik şagili .....'den satın aldıklarını duyduklarını ve o tarihlerden vefat ettiği 1978 yılına kadar davacının babası ..... ve ailesinin arpa-buğday ekip biçerek kullandığını, babasının vefatından sonrada sürekli olarak davacı ... ve ailesi tarafından aynı şekilde kullanılmaya devam ettiğini, bu hususta taraflar arasında dava konusu yere ilişkin bir niza olmadığını, belirtilen tarihlerden itibaren sürekli olarak önce davacının babası sonrasında da çocuklarının kullandığını, davalı tarafın ise bir kullanımı olmadığını beyan ettiklerine, dava konusu yerin güneyden komşu dava dışı 1 75... ile birlikte davacı tarafça kullanıldığının 1981,19 87... tarihli hava fotoğrafları ile de doğrulandığına ve yine davacının babasına ait tarlanın dava konusu yer değil dava dışı 1 75... parsel sayılı taşınmaz olduğununun da belirtildiğine göre mahkemece davanın kabulüne, taşınmazın 04.01.2023 tarihli harita mühendisi ..... imzalı ek bilirkişi raporunda bulunan koordinatlı krokide (A) harfi ile gösterilen kısmının payları adları belirtilerek, davacılar adına, bakiye (B) harfli bölümünün ise tespit gibi tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/1044, K. 2026/2011, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-1044-e-2026-2011-k-cb06cd750b1b