Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/840 E. 2024/5457 K. – Kadastro Tespitin

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/840
Karar No
2024/5457
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/124 E., 2022/131 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine dair karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamın uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Bingöl ili Merkez ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 133 ada 4 parsel sayılı 2.531,20 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yerlerden olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tapuya tescilini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin önceki karar, davacı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2015/11467 Esas ve 2017/7020 Karar sayılı ilamıyla; "... tüm tarafların gerçek sıfatları ile karar başlığında gösterilmesi, hükümde tarafların tüm delilleri toplanarak, iddia ve savunmanın kabul edilen ve ret edilen argûmanları gerekçeleriyle birlikte açıklanıp, açık, tereddüte yer bırakmayacak ve infaza olanak tanıyacak şekilde hüküm fıkrası oluşturulması gerektiği açıklanarak, infazı mümkün olmayacak ve kısa kararla çelişki oluşturacak biçimde hüküm kurulmasının isabetsizliğine ..." değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; "... Taşınmazda ekonomik amaca uygun kullanım bulunduğu, kadastro tespiti ile uyumlu mahalli bilirkişi beyanları doğrultusunda tespit maliki mirasçıları açısından senetsizden zamanaşımı ile kazanım koşullarının oluştuğu ve taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olmadığının anlaşıldığı" gerekçesiyle, davanın reddine ve taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunun somut durumla çelişkili olduğu ve bu haliyle yapılan araştırma ve incelemenin de hüküm vermek için yeterli ve elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; dava konusu taşınmazın kuzeyinde bulunan komşu 133 ada 1 parsel sayılı taşınmazın mera parseli olduğu anlaşılmasına rağmen, söz konusu mera parseli ile dava konusu taşınmaz arasında ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığı tespit edilmemiş ve buna bağlı olarak ta taşınmazın komşu mera parselinden kazanılıp kazanılmadığı tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmemiştir. Bununla birlikte; tek ziraat mühendisi bilirkişisi tarafından hazırlanan ve ilk derece mahkemesince de hükme esas alınan bilirkişi raporunda, "... çevresindeki parseller ile aynı yapısal özellikte ve aynı bitki örtüsüne sahiptir .." açıklamasına yer verildikten sonra, taşınmazın tarım arazisi vasfında olduğu tespitinde bulunulduğu, ancak dosya kapsamındaki teknik / fen bilirkişi raporu ekinde yer alan haritaya göre dava konusu taşınmazın mera vasfındaki 133 ada 1 parsel sayılı taşınmaz ve ham toprak vasfındaki 133 ada 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazlarla çevrili olduğu, bu haliyle söz konusu ziraatçi bilirkişi raporunun netice kısmında ulaşılan sonucun somut verilerle çeliştiği anlaşılmakta olup, İlk Derece Mahkemesince eksik araştırma ve incelemeye dayanan ve denetime de elverişle olmayan bu rapora dayalı olarak hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamıştır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemecesince öncelikle, taşınmazın kadastro tespit tarihinden önceki niteliğinin tespiti amacıyla, taşınmaza ait en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmazın bulunduğu köyü / mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle, buradan elde edilen verilere göre, tespit tarihinden 15 - 20 - 25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı, bundan sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen taşınmazın bulunduğu köyde ve komşu köylerde yaşayanlar arasından ayrı ayrı seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, taşınmazın sınırlarında geçmişten bugüne kadar herhangi bir değişiklik olup olmadığı, taşınmazın kullanımına ara verilip verilmediği, önceki niteliğinin ne olduğu, evveliyatı itibariyle kadim mera vasfında olup olmadığı, sınırında bulunan mera parselinin devamı niteliğinde olup olmadığı, bu mera parselinden ne şekilde ayrıldığı, mera parseli ile aralarında doğal yada yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığı, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; beyanlar arasında çelişki oluştuğu takdirde, gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı; yerel bilirkişi ve tanıkların taşınmazın niteliğine ve tasarrufuna ilişkin beyanları komşu parsel tutanak ve dayanak kayıtlarıyla denetlenmeli; ziraatçi bilirkişi kurulundan, taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunu, evveliyatı itibariyle zilyetlikle iktisap edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, kamu orta malı mera vasfı taşıyıp taşımadığını, sınırında bulunan mera parselinin devamı niteliğinde bulunup bulunmadığını, bu mera parselinden ne şekilde ayrıldığını, mera parseli ile aralarında doğal yada yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığını, toprak yapısını, niteliğini, üzerlerindeki bitki örtüsünü ve varsa ağaçların cinslerini ve yaşlarını, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar - ihyaya konu edilip edilmediğini ve edilmiş ise imar - ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, önceki ziratçi raporunun irdelenerek bu rapor ile fiili zemin durumu arasındaki çelişkinin nedeninin açıklanıp, çelişkinin giderildiği, taşınmazın değişik yönlerinden çekilmiş fotoğrafları ve yan görünüş (kesit) krokisi ile desteklenmiş somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye, hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi suretiyle, taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, öncesinin ne olduğunu, komşu mera parselinden açılıp açılmadığını, bu mera parselinin devamı niteliğinde olup olmadığını, mera parseli ile arasında doğal yada yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığını, taşınmazın evveliyatı itibariyle imar - ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığını böyle yerlerden ise imar - ihyaya konu edilip edilmediğini, imar - ihyası tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor düzenlettirilmeli; fen bilirkişisinden, keşfi takibe ve denetlemeye elverişli ayrıntılı rapor ve kroki hazırlaması istenilmeli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 290/2 nci maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip mahkemece onaylandıktan sonra dosya arasına konulmalı ve bundan sonra, tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/840, K. 2024/5457, T. 01.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-840-e-2024-5457-k-c30f41377ec9