Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/6737 E. 2023/9420 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6737
- Karar No
- 2023/9420
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/49 E., 2022/491 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı ... hakkında icra takibi yapıldığını, borçlunun adına kayıtlı aracı mal kaçırma amacı ile önce ... Servis Taş. Tem. Oto. Gıda İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne sonra da araçtaki ticari plakayı davalı ...'e devrettiğini belirterek bu satış işlemlerine ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 07.02.2019 tarihli ve 2018/680 Esas, 2019/91 sayılı kararıyla; tarafların birbirini tanıdıkları ve ivazlar arasında önemli oransızlık olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve Ser-alp Servis Taşımacılığı Temizlik Otomotiv Gıda İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 14.09.2021 tarih ve 2021/1279 Esas, 2021 /4641 Karar sayılı ilamında ; "...Somut olayda, borçlu’nun bilinen adresinde bir haciz yapılamamış ve alacaklı tarafından bir aciz belgesi de sunulmamıştır. Bu durumda, borçlunun aciz halinin varlığının sabit olduğundan söz edilemez. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 2. Kabule göre ise, dava konusu ... plakalı ... motor şase nolu araç ticari plaka ile birlikte 20.06.2011 tarihinde borçlu ... tarafından davalı ... Servis Taş. Tem. Oto. Gıda İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne ..., 09.09.2011 tarihinde ise sadece ticari plaka davalı ...’e satılmıştır. Dava konusu ... motor şase nolu araca ise ... plaka takılmış, bu aracın kimin elinde olduğu hususu netleşmemiştir. Öte yandan davalı dördüncü kişi sadece ... ticari plakayı almış ve bu plakayı ... motor şase nolu önceki plakası ... araca takmıştır, bu araç borçluya ait olmayıp dava dışı şahıstan satın alınmış, ancak bu aracın da kıymet takdiri yapılmıştır. Dava konusu ... motor şase nolu araç ... plakalı olarak kimin elinde olduğu tesbit edilmeden, üçüncü kişinin elinden çıkmış ise davanın bedele dönüşüp dönüşmeyeceği değerlendirilmeden, sanki dördüncü kişinin elindeki araç gibi satışına karar verilmesi nedeni ile kararın infaz kabiliyeti bulunmaması da isabetsiz olmuştur." gerekçesi ile bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesi, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, ".. Somut olayda, borçlunun adresine hacze gidildiğini ancak hacze kabil herhangi bir mal bulunmadığına ilişkin haciz tutanağı dosyaya sundukları anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İİK 227 maddesi uyarınca tasarrufun iptali talebine ilişkin olup, davacı vekili dava dilekçesinde dava konusu ... plaka sayılı araç ile bu aracın kullanıldığı, Peugeot marka minibüsün alacaklılardan mal kaçırmak kastıyla davalılar arasında satışının gerçekleştiği iddia edilmiş, yargılama sırasında alacaklı konuma gelen ve davacı sıfatını kazanan ... Turz. Taş...Ltd. Şirketi Vekili davaya sadece ... plaka sayılı ticari plakaya ilişkin davaya devam edeceklerini belirtmekle bu plakaya ilişkin talepler yönünden davaya devam edilmiştir. Davalı borçlu ... ...'in davaya konu ... plaka sayılı plakayı, servis araçlarıyla ilgili ticari faaliyette bulanan davalı ... Servisçilik....Ltd. Şti.'ne devrettiği, 5.000,00 TL bedelle 20.06.2011 tarihinde devrettiği, daha sonra davalı ... Servisçilik....Ltd. Şti.'nin de bu plakayı 09.09.2011 tarihinde diğer davalı ...'e 5.000,00 TL bedelle devrettiği anlaşılmıştır. ... plaka sayılı plaka Bursa ilinde servis araçlarına takılan bir plaka olup ticari değerinin olduğu, dava konusu plakanın 20.06.2011 tarihinde değerinin 101.000,00 TL+KDV, 09.09.2011 tarihindeki değerinin 101.000,00 TL+KDV olduğu tespit edilmiştir. Yukarıda belirtildiği üzere davalı borçlu ... dışındaki diğer davalıların plakayı 5.000,00 TL bedelle aldığı, davalı ... Servisçilik....Ltd. Şti.'nin her ne kadar plakayı araç ile birlikte 130.000,00 TL bedelle aldığını beyan etmiş ise davalı borçlu ...'e bu bedelin ödendiğinin yazılı delillerle ispat edilemediği, plakanın devir tarihindeki gerçek bedeli ile satış senedindeki bedeli arasında misli oranda fark bulunduğu, davalı ... Servisçilik....Ltd. Şti.'nin Bursa ilinde servisçilik alanında faaliyet gösterip borçlunun ekonomik durumunu bilebilecek kişilerden olduğu, bu nedenlerle yapılan devrin mal kaçırmak kastıyla yapıldığı kabul edilmiştir. Diğer davalı ...'in ise her ne kadar davaya konu plakayı 5.000,00 TL'ye aldığı satış senedinden aldığı anlaşılmış ise de davalının plakayı Bursa ilinde servis taşımacılık işi yapan diğer davalı ... Servisçilik....Ltd. Şti.'den satın aldığı, borçlu ile aralarında yakınlık bulunduğuna dair herhangi bir delil sunulmadığı, dosya kapsamında davalı borçlu ... ile davalı ... arasında akrabalık, arkadaşlık ya da aynı iş yerinde ya da farklı işyerlerinde çalıştıklarına ilişkin somut ve inandırıcı delil bulunmadığından satış senedinde bedelin düşük olmasının uygulamada vergiden kaçınılmak için yapılan bir yöntem olduğundan, davalı ... Servisçilik....Ltd.Şti. ile diğer davalı ... arasında yapılan plaka devrinin borçludan mal kaçırmak kastıyla yapıldığı hususunda yeterli delil bulunmadığından bu davalı yönünden açılan davanın reddine karar verilmiş, bozma ilamı öncesi belirtildiği üzere borcun doğum tarihinin tasarruftan önce olduğu, borçlunun aciz halinin gerçekleştiği, davanın sadece plakaya yönelik olduğu, kaldı ki plakanın takılı olduğu aracın da davalı ... Servisçilik....Ltd.Şti. tarafından devir alınmasının da yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda alacaklından mal kaçırmak kastıyla yapıldığı anlaşılmakla, davacı tarafça davaya konu plaka yönünden davaya devam edilmekle davalı borçlu ile ... sayılı ticari plakanın davalı borçlu ... tarafından diğer davalı ... Servis Taşımacılık...Ltd. Şirketine devrine ilişkin yapılan 20.06.2011 tarihli tasarrufun iptali ile plakanın devir tarihi olan 20.06.2011 tarihindeki rayiç bedeli 101.000,00 TL'nin Bursa 8. İcra Müdürlüğü'nün 2016/5677 sayılı takip dosyasındaki alacaklı ve feriyle sınırlı olmak üzere davacıya ödenmesine, davalı ... yönünden açılan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur ancak sehven kısa kararda plaka bedeli alınan 12.06.2015 tarihli rapor doğrultusunda 101.000,00 TL olarak belirtilmesi gerekirken sehven maddi hata yapılarak 57.500,00 TL olarak belirtilmekle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki meydana gelmemesi için bu husus gerekçeli kararda maddi hata nedeniyle değiştirilmiştir." gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile 20.06.2011 tarihli plaka devrine ilişkin tasarrufun iptali ile plakanın devir tarihindeki değeri 101.000,00 TL nin davacıya ödenmesine, davalı ... hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde, müvekkilinin alacağının tamamını temlik etmediğini, sadece 205.000,00 TL'lik kısmını temlik ettiğini, davacı sıfatının devam ettiğini, davanın ... yönünden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, anılan davalı borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğunu, mahkemenin önceki kararında bu davalı yönünden kabul kararı verilmesine rağmen son kararında red kararı verilmesinin gerekçesinin izah edilmediğini, kısa karar ile gerekçeli karar arasında fark olduğunu belirterek, mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. 2. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde, davalı üçüncü kişilerin borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğunu, davanın tümden kabulü gerekirken reddinin hatalı olduğunu, kısa karar ile gerekçeli karar arasında fark olduğunu belirterek, mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nun 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davasına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2. 2004 sayılı İcra ve iflas Kanunun'un 277 ve devamı maddeleri, 3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 298/2. maddesi. 3. Değerlendirme Bilindiği üzere; mahkeme kararları, gerekçesi ve hüküm fıkrası ile bir bütün olup gerekçe ile hüküm sonucu arasında açık bir çelişkinin bulunmaması asıldır. Gerekçede gösterilen nedenlerle hüküm kısmının birbirine uymamasının çelişki yaratacağı ve kararların farklı ve çelişkili olmasının mahkemelere olan ... ilkesini zedeleyeceği kuşkusuzdur. Somut olayda, mahkemece temyize konu 01.12.2022 tarihli kısa kararda; “20.06.2011 tarihindeki rayiç değeri 57.500,00 TL" nin davalı şirketten tahsiline karar verilmiş olmasına rağmen, gerekçeli kararda 101.000,00 TL üzerinden tazminat talebinin hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca, gerekçeli karar ile hüküm arasındaki aykırılığın diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi sayılacağı, kararların farklı ve çelişkili olmasının mahkemelere olan ... ilkesini zedeleyeceği, bu durumun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 Esas ve 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi bozma nedeni kabul edildiği görülmekle, önceki kararla bağlı kalınmaksızın çelişkiyi kaldırmak suretiyle yeniden bir karar verilmesi için hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozma nedenine göre davacılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Yasa'nın geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 2. Bozma nedenine göre davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacı ... ve davacı ...'ne iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.09.2023 gününde oybirliğiyle karar verildi.