Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6685 E. 2025/6962 K. – Kadastro Tespiti
Konu: Kadastro Tespitine İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6685
- Karar No
- 2025/6962
- Karar Tarihi
- Konu
- Kadastro Tespitine İtiraz
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/2 E., 2023/91 K. KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... ve arkadaşları vekili, davalı Hazine vekili ve müdahiller vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 52... parsel sayılı 1.890. 00... ,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı ... , tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davası, davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Yargılama sırasında ... taşınmazların vakıf malı olduğu iddiasına, ... ise satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasına dayanarak davaya katılmıştır. Kadastro Mahkemesinde, dava konusu parsel tutanakları ile aktarılan dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesinin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle; "Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı Hazine temsilcisi ve davacı ... ve müşterekleri vekilinin dava konusu 1 52... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, davalı ... vekilinin temyiz itirazları yönünden ise; İlk Derece Mahkemesince, davacı ... tarafından dava konusu taşınmazlar hakkında açılan tescil davasının yargılaması sonucunda Baykan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1979/19 Esas ve 1983/3 Karar sayılı ilamı dava konusu taşınmazların vakıf arazisi olması ve davacı tarafından zilyetlik dışında diğer yazılı belgeler ile davanın ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilip, bu kararın Dairenin 13.06.1983 tarihli ve 1983/6590 Esas, 1983/6554 Karar sayılı ilamı ile onanması üzerine kesinleştiği, buna karşın henüz kararın kesinleşmeden önce taşınmazların bulunduğu Yeşilçevre (Ziyaret) köyünde kadastro tespit çalışmalarına başlanıldığı ve dava konusu 1 52... parsel sayılı taşınmazlara ait kadastro tespit tutanaklarının malik hanelerinin bu dava nedeniyle boş bırakıldığı, yapılan yargılama neticesinde de ... Bölge Müdürlüğünün dayandığı 19 adet vergi kaydı ile 3 Mart 1326 tarihli Garzan Mahkemesine ait şer'i ilamının dava konusu taşınmazları kapsamadığı, davacı ... lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu belirtilerek 152 parsel sayılı taşınmazın malik hanesinin ... mirasçıları adına ve 153 parsel sayılı taşınmazın malik hanesinin ise tespitten önce bu taşınmazın ... tarafından ...'a satıldığı belirtilerek bu kişi adına doldurulmasına karar verilmiş ise de varılan sonuçun dosya kapsamına uygun bulunmadığı; dava konusu taşınmazların malik hanelerinin boş bırakılmalarına esas olan Baykan Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda sözü edilen dava dosyası incelendiğinde; davacı ... tarafından 14.03.1979 tarihinde Hazine ve Köy Tüzel Kişiliği aleyhine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tescil davası açıldığı, bu davanın yargılaması sırasında ... Bölge Müdürlüğü tarafından taşınmazın vakıf malı olduğu ileri sürülerek davaya müdahil olunarak davanın reddinin talep edildiği, yargılama sonucunda ise; Baykan Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.03.1983 tarihli ve 1979/19 Esas, 1983/3 Karar sayılı kararı ile taşınmazların vakıf arazisi olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği ve kararın ...'ın temyizi üzerine Dairenin 13.06.1983 tarihli ve 1983/6590 Esas, 1983/6554 Karar sayılı ilamı ile onanarak 10.05.1984 tarihinde kesinleştiği, tescil dosyasında dava konusu edilen taşınmazların, malik hanesi açık bırakılan 1 52... parsel sayılı taşınmazların kapsamında kaldığı, bir diğer ifade ile tescil dava dosyasının kapsamının 1 52... parsel sayılı taşınmazlar olduğu temyize konu dosya kapsamı ile belirlendiği, Mahkemece, dava konusu 152 parsel sayılı taşınmazın yukarıda sözü edilen tescil dosyasında taraf olan ... adına, 153 parselin ise yine tescil davasının tarafı olan ...'tan satın alma nedeniyle ... adına tesciline karar verildiği göz önünde bulundurulduğunda; Asliye Hukuk Mahkemesinde verilen ret hükmünün ... ve aktî halefi ... aleyhlerine kesin hüküm oluşturacağı açık olup, taşınmazların tespitlerinin anılan hükmün kesinleşmesinden önce yapılmış olması bu kararın kesin hüküm niteliğini ortadan kaldırmayacağı, dava şartlarından olan kesin hükmün taraflarını bağlayacağı, öte yandan anılan tescil dosyasında Hazine ve ... Bölge Müdürlüğü taraf olup, yargılama sonucunda taşınmazların vakıf malı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve bu karar yalnızca davacı ... tarafından temyiz edilmiş ve Mahkeme gerekçesine göre de Daire tarafından onandığı, dolayısıyla Hazinenin taraf olduğu davada taşınmazın vakıf malı olduğu belirlendiğine ve hüküm gerekçe yönünden Hazine tarafından temyiz edilmediğine göre bu kararın Hazine açısından da bağlayıcı olacağı, hal böyle olunca; dava konusu 1 52... parsel sayılı taşınmazların taraflar arasında kesin hüküm niteliğinde bulunan dava dosyası ile vakıf malı olduğunun belirlendiğinin anlaşılmasına göre, davanın reddi ile dava konusu taşınmazların ... adına tesciline karar verilmesi gerektiği" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "...Asliye Hukuk Mahkemesindeki tescil dosyasında dava konusu edilen taşınmazların, malik hanesi açık bırakılan 1 52... parsel sayılı taşınmazların kapsamında kaldığının belirlendiği, Asliye Hukuk Mahkemesinde verilen ret hükmünün ... ve aktî halefi ... aleyhlerine kesin hüküm oluşturacağı açık olup, taşınmazların tespitlerinin anılan hükmün kesinleşmesinden önce yapılmış olması bu kararın kesin hüküm niteliğini ortadan kaldırmayacağı, dava şartlarından olan kesin hükmün tarafları bağlayacağı kuşkusuzdur. Kural olarak kesin hüküm kamu düzenine ilişkin olup istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında Mahkemece re'sen gözetilmesi gerekli olumsuz dava koşullarındandır. Bunlarla birlikte aynı taşınmaz ya da taşınmazlarla ilgili olarak kesin hükmün varlığı halinde sonraki günlü uyuşmazlıkların önceki günlü kesin hükme göre çözümlenmesi zorunludur. Gerçekten bu hukuksal olgu sağlıklı sonuca varmanın temel koşullarından olduğunu, ayrıca Baykan Asliye Hukuk dosyasında Hazine ve ... Bölge Müdürlüğü taraf olup, yargılama sonucunda taşınmazların vakıf malı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve bu karar yalnızca davacı ... tarafından temyiz edilmiş ve Daire tarafından onandığı, dolayısıyla Hazinenin taraf olduğu davada taşınmazın vakıf malı olduğu belirlendiğine ve hüküm gerekçe yönünden Hazine tarafından temyiz edilmediğine göre bu kararın Hazine açısından da bağlayıcı olacağı, dava konusu 1 52... parsel sayılı taşınmazların taraflar arasında kesin hüküm niteliğinde bulunan dava dosyası ile vakıf malı olduğunun belirlendiği" gerekçesiyle davacı ...'ın davasının reddine, dava konusu 152 numaralı parselin "Baykan Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/314 Esas ve 2016/67 Karar numaralı kararı ile ... İdaresi Başkanlığı lehine kamulaştırıldığından" ... adına, dava konusu 153 numaralı parselin "Baykan Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/315 Esas numaralı kararı ile ... İdaresi Başkanlığı lehine kamulaştırıldığından" ... adına tespitine, asli müdahil ... tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesinin "görev yönünden reddi ile Kozluk Kadastro Mahkemesinin görevsizliğine, kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde dava dosyasının görevli Baykan Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine" dair karar verildiği ve bu kararın Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 02.11.2017 tarihli ve 2016/16658 Esas, 2017/7367 Karar sayılı ilamı ile onandığı ve Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 27.09.2022 tarihli ve 2022/44 05... /7434 Karar ilamı ile karar düzeltme isteminin reddine dair karar verilerek kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve arkadaşları vekili, davalı Hazine vekili ve müdahiller vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Baykan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1979/19 Esas ve 1983/3 Karar sayılı kararı dava konusu taşınmazların vakıf arazisi olması ve davacı ... tarafından zilyetlik dışında diğer yazılı belgeler ile davanın ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, bu kararın Hazine tarafından temyiz edilmediği yalnızca davacı ... tarafından temyiz edildiğinin anlaşıldığı; yine İlk Derece Mahkemesinin önceki tarihli kararına karşı davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz yoluna başvurulduğu ve Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen ilamıyla; "davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının reddine" karar verildiği ancak İlk Derece Mahkemesi kararının davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabul edilerek bozulmasından sonra İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden kurulan hüküm ile davalı Hazine aleyhine yeni bir durum yaratılmadığı ve hükmün davalı Hazine yönünden kesinleştiği anlaşılmış olmakla, İlk Derece Mahkemesi kararını temyiz eden davalı Hazine vekilinin temyiz yoluna başvurmakta hukuki yararının bulunmaması nedeniyle temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre davacı ... ve arkadaşları vekili ile müdahiller vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. Ancak; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde hüküm kurmak zorundadır. İlk Derece Mahkemesince, yargılama sırasında ... İdaresi Başkanlığı adına kamulaştırılan dava konusu taşınmazlar hakkında mülkiyetin tespitine karar verilmezden evvel “kamulaştırılan dava konusu taşınmazların kamulaştırmayı yapan idare adına tesciline” karar verilmesi gerektiği gözardı edilerek, yalnızca ... adına tespitine karar verilmesi isabetsiz olup bozma nedeni ise de; yapılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
S O N U Ç : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı ... ve arkadaşları vekili ile müdahiller vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Temyiz itirazlarının yukarıda (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2-A) ve (2-B) numaralı bentlerinin üçüncü satırlarında yer alan "kamulaştırıldığından" kelimesinden sonra gelmek üzere ayrı ayrı "... İdaresi Başkanlığı adına tesciline, mülkiyetin" kelimelerinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacı ... ile müdahillere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.