Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/9133 E. 2025/15282 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/9133
Karar No
2025/15282
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/7 38... /1113 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/2 82... /366 Karar

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 18.04.2012 tarihinde davacı ...'nun sevk ve idaresindeki araç ile davalı ...'nun sürücüsü olduğu, davalı ...'ne ait, davalı ... şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortasını yaptığı aracın karıştığı trafik kazasında davacının yaralandığını ve malul kaldığını ileri sürerek açtığı belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davacı ... için geçici ve sürekli iş göremezliği nedeni ile 50.000,00 TL maddi tazminat ve 1.000,00 TL bakıcı gideri, davacı ... için 40.000,00 TL manevi tazminat, davacı ... ... için 15.000,00 TL manevi tazminat, ... için 10.000,00 TL manevi tazminat, ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketinin maddi tazminattan sorumlu olması kaydıyla 18.04.2012 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, geçici iş göremezlik tazminatı talebini 8.904,00 TL'ye, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 240.480,00 TL'ye, bakıcı gideri talebini 391.317,00 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; bedeni zarara ilişkin taleplerin şahıs başına 225.000,00 TL limit ile sınırlı olduğunu, sigorta şirketinin sigortalının kusuru, poliçe limiti ve gerçek zararla sınırlı olmak üzere sorumluluğunun bulunduğunu, sosyal kurumlardan alınan tazminatların düşülmesi gerektiğini, faiz başlangıç talep tarihinin yasal dayanağı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; husumetin yanlış yöneltildiğini, davacının talepleri bakımından hak düşürücü süre ve zamanaşımı süresinin geçtiğini, adli yargının değil idari yargının görevli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının yerleşim yerinin .. olduğunu, yetkili mahkemelerin Konya mahkemeleri olduğunu, dosyanın .. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ...'nun maddi tazminata ilişkin davasının kısmen kabul kısmen reddine, 8.901,89 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 240.480,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 1.773,00 TL bakıcı giderinin kaza tarihi olan 18.04.2012 tarihinden (sigorta şirketi yönünden ise dava tarihi olan 11.12.2012 tarihinden) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline (sigorta şirketi yönünden kaza tarihindeki poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere), davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne, davacı ... için 25.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... ve ... için 5.000,00'er TL manevi tazminatın 18.04.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'nden müşterek ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; tarafların istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; belirlenen manevi tazminat miktarlarının, maluliyet oranı, ailenin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik koşullar değerlendirildiğinde kabul edilebilir olmadığını, düşük belirlendiğini, müvekkilinin sürekli bakıma ihtiyacı bulunduğunu, bu durumun .. Üniversitesi raporunda belirlendiğini, Adli Tıp Kurumu (ATK) 2. İhtisas Kurulunun istediği tetkiklerin yaptırıldığını ancak bu tetkiklerin değerlendirilmediğini, bu tetkikler incelense idi davacının ömür boyu başkasının bakımına ihtiyacı olduğunun görüleceğini, eksik ve yetersiz inceleme ile karar verildiğini, yeniden rapor alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, 2019 yılı Avukatlık Asgari Ücrnet Tarifesinde (AAÜT) 13. maddesinde maddi tazminatın kısmen reddi halinde davalı lehine hükmedilecek avukatlık ücretinin davacı lehine hükmedilen vekalet ücretini geçemeyeceğini, geçici bakıcı gideri olarak 1.773,00 TL' ye hükmedildiğine göre davacı lehine hükmedilen avukatlık ücreti de asıl alacağı geçemeyeceğinden bu miktar olduğunu, davalı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin de bu miktar olması gerektiğini, davalı ... vekilinin çekilme dilekçesi sunduğunu bu nedenle bu davalı lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, davalıların bakıcı gerektiğine ilişkin ..niz Üniversitesi raporuna itiraz etmediklerini bu nedenle bu raporun davacı lehine usuli kazanılmış hak olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davalı idareye ait araç sürücüsünün kazada kusuru bulunmadığını, kazanın mücbir sebeple oluştuğunu, kaza tarihinde olağanüstü kum fırtınası sebebi ile görüşün sıfıra indiğini, mücbir sebeple oluşan kaza nedeniyle idarenin sorumlu tutulamayacağını, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin raporda yüksek belirlendiğini, iş göremezlik oranının yüksek olduğunu, manevi tazminat şartlarının oluşmadığını, miktarının yüksek olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kazada mücbir sebep halinin söz konusu olup olmadığının mahkemece değerlendirilmediğini, trafik kazasının kum fırtınası ve şiddetli rüzgarın etkisi ile meydana geldiği, görüşün tamamen düştüğü tanıklarca açıklanmış olmasına rağmen bu hususun değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, davalı ...' e atfedilen kusur oranının oluşa ve dosya içeriğine uygun olmadığını, kaza tespit tutanağının usulüne uygun düzenlenmediğini, gerçeği yansıtmadığını, davalının sevk ve idaresindeki aracın hızlı olmadığını, araçları sürüklemesinin söz konusu olmadığını, kaza tespit tutanağında belirtilen bu ifadelerin dayanağının açıklanmadığını, yolda kurallara aykırı duran araçların kazada kusurunun tartışılmadığını, bilirkişi raporlarının da kaza tespit tutanağı esas alınmak suretiyle düzenlendiğinden yetersiz olduklarını, .. Teknik Üniversitesinden kusur raporu alınması gerektiğini, iş göremezlik oranı, geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı giderinin yüksek belirlendiğini, manevi tazminat miktarlarının yüksek olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar nedeniyle davacıların maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin birinci fıkrasında, Bölge Adliye Mahkemeleri'nin 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un geçici ikinci maddesi uyarınca Resmi Gazetede ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı, ikinci fıkrasında ise, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanun'un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı, bu kararlara ilişkin dosyaların Bölge Adliye Mahkemelerine gönderilemeyeceği düzenlenmiştir. Eldeki dava, 11.12.2012 tarihinde Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılmış olup mahkemesince verilen 24.09.2013 tarihli ve 2012/196 Esas, 2013/305 Karar sayılı görevsizlik kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiş ve Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 04.03.2014 tarihli, 2014/3000 Esas ve 2014/2941 Karar sayılı ilamı ile ticari dava niteliğindeki uyuşmazlığın Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesi ile onanmıştır. Onama kararı sonrası davaya Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesince bakılmış ve mahkemece davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir. Bu haliyle İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen 24.09.2013 tarihli ve 2012/196 Esas, 2013/305 Karar sayılı mahkemenin görevsizliğine ilişkin karar, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce olup Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 04.03.2014 tarihli, 2014/3000 Esas ve 2014/2491 Karar sayılı ilamı ile kararın onanması kararı verilmiştir. Onama kararı üzerine davaya bakan İlk Derece Mahkemesi kararının kanun yolu olarak incelenme yeri Yargıtay'dır. Buna göre, istinaf başvurusu üzerine verilen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 10.07.2023 tarihli ve 2021/738 Esas, 2023/1113 sayılı kararının yok hükmünde olduğu anlaşılmakla ortadan kaldırılmasına karar verilmiş, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.09.2020 tarihli 2014/282 Esas, 2020/366 Karar sayılı kararın temyiz incelemesine geçilmiştir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacılardan ... vekilinin sürekli bakıcı ihtiyacına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Davacı taraf diğer maddi tazminat talepleri yanında sürekli bakıcı ihtiyacı olduğu iddiası ile de maddi tazminat istemiştir. Bunun üzerine mahkemece ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalından rapor alınmış, 30.11.2017 tarihli raporda davacının sürekli bakıma ihtiyaç duyduğu belirlenmiştir. Bu rapora yapılan itirazlar üzerine Adli Tıp Kurumu (ATK) 2. İhtisas Kurulundan davacının sürekli bakıma ihtiyacı olup olmadığının belirlenmesi istenmiştir. ATK 2. İhtisas Kurulu davacının ürodinami ve anal manimetre incelemeleri yapılarak düzenlenecek raporlar ile birlikte gönderilmesini istemiştir. Davacı bu tetkikleri yaptırmış ve tetkikler sonucu düzenlenen raporlar ile birlikte davacı ATK 2. İhtisas Kuruluna gönderilmiştir. ATK 2. İhtisas Kurulunca düzenlenen 26.04.2019 tarihli ve davacının 2 ay geçici bakıcı ihtiyacı bulunduğunu belirleyen raporda bu tetkiklerin sonuçlarına değinilmemiş, tetkiklerin değerlendirilip değerlendirilmediği rapordan anlaşılamamıştır. Davacının itirazı üzerine ATK Üst Kurulundan rapor istenmiş, ATK Üst Kurulu maluliyete ilişkin değerlendirme yapmış, bakıcı süresine ilişkin değerlendirme yapmamıştır. Bu durumda davacının sürekli bakıma ihtiyacı olup olmadığı hususunda rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir. 3.Tüm davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesinin (818 sayılı Kanunun 47. maddesi) birinci fıkrası uyarınca, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özellikleri göz önünde tutularak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilebilir. Manevi tazminat, maddi bir zararın karşılanması niteliği taşımayıp zarara uğrayanda manevi huzur ve tatmini sağlamayı amaçlayan özgün bir nitelik taşır. Bu itibarla manevi tazminat, cezalandırma aracı olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanması olarak da nitelendirilemez. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22/06/1966 tarihli ve 7/7 sayılı kararına, Yargıtayın yerleşik uygulamalarına ve çağdaş hukuk anlayışına göre manevi tazminat miktarı belirlenirken zarar görenin duyduğu acı, üzüntü, keder gibi duyguları hafifletmenin ve dindirmenin yanında, zarar vereni gerekli dikkat ve özeni gösterme konusunda etkileyecek ölçüde caydırıcı olması da gözetilmelidir. O hâlde takdir olunacak miktar belirlenirken bir yandan maddi tazminatı tamamlayan bir denkleştirme unsuru olarak zarara uğrayanın tatmin edilmesi; diğer yandan zarar verenin daha dikkatli ve özenli davranıp zarar verici eylemlerden sakınması için caydırıcı etki sağlayacak bedel ödettirilmesi hususları göz önünde tutulmalıdır. Öte yandan, manevi tazminatın miktarı belirlenirken hukuka aykırı eylemle birlikte somut olayın özellikleri, olay ve olgular, tarafların kusuru, tarafların kusuru olmasa bile zararın artmasındaki etkileri de dikkate alınmalıdır. Ayrıca miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hâl ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenler kararda gerekçeleriyle gösterilmelidir. Zira Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca Kanun’un takdir yetkisi tanıdığı konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar vermek zorundadır. Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, davacılar vekili 18.04.2012 tarihinde meydana gelen kaza nedeni ile davacı ... için 40.000,00 TL, davacı ... ... için 15.000,00 TL, davacılar ... ve ... için 15.000,00'er TL manevi tazminat talebinde bulunmuş İlk Derece Mahkemesi davacı ... için 25.000,00 TL; davacı ... ... için 10.000,00 TL, davacılar ... ve ... için 5.000,00'er TL manevi tazminata karar vermiş, Bölge Adliye Mahkemesi davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Ancak, davacı ... 18.04.2012 tarihli kazada %61 oranında malul kalmıştır. Karşı araç sürücüsü %100 kusurludur. Davacının kaza nedeni ile uğradığı maluliyet derecesi, olayın cereyan ediş şekli, sürücünün kazada tam kusurlu olması gibi tüm unsurların bir arada değerlendirilmesi sonucu davacı ... ile eş ve çocukları olan davacılar ... ..., ... ve ... için takdir olunan manevi tazminatın düşük olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ...'na yükletilmesine, Peşin alınan harcın istek halinde davacılara iadesine, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi uyarınca davalı ...'nden harç alınmamasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/9133, K. 2025/15282, T. 11.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-9133-e-2025-15282-k-4b4087b2bae5