Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/12566 E. 2025/15090 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/12566
Karar No
2025/15090
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/233 E., 2022/30 K.

Mahkeme kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... İl Müdürlüğünün, davacı Bölge Müdürlüğüne gönderdiği yazıda kurumlarında ... sicil sayılı dosyada işlem gören Kooperatif Faaliyetleri işyerleri ile ilgili olarak 4447 sayılı Kanun'dan hatalı yararlanıldığı ve gerekli düzeltmeler yapıldığı tespit edilmiş olup, 2011/5 ila 2014/4 aya ait toplam 16.256,03 TL borcun bulunduğunun bildirildiği, Toroslar Sosyal Güvenlik Merkezinin 2011/5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12... /1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12... /1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12... /4 aylarda çalıştırdıkları sigortalılardan dolayı 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun Geçici 7. maddesi gereğince teşvikten yararlandıkları, söz konusu teşvikten yararlanabilmeleri için ortalama personel sayısının uygun olmadığının gerekçe gösterildiği, Kurumlarına resmi yazışma ile bilgi verilmeden bu aylara ait 4447 belge türü seçilerek verilen aylık prim hizmet belgelerinin iptal edildiği, bu aylara ait asıl aylık prim hizmet belgelerinin Sosyal Güvenlik Kurumunca resen düzenlendiği, belirtilen döneme ait iptal edilen bildirgelerden dolayı 44 47... sayılı Kanun indirimleri ve gecikme zamları ile birlikte tahakkuk ettirilen borç tutarının, ihtirazi kayıtla tüm yasal hakları saklı kalmak kaydıyla 20.03.2015 tarihinde 16.263,25 TL olarak Kurumca ödendiği, davacı Kurumun 4447 sayılı Kanun teşvikinden yararlanabilmeleri için işe alınan ... ve ... adlı personelin 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun 7. maddesinde öngörülen teşvikten yararlanmak için .... SGK Müdürlüğüne bildirildiği, davacı Kurumun 2011/5. aydan itibaren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'ndan doğan % 5 indirimle birlikte çift teşvikten yararlanmakta iken, 5'i şoför kadrosunda mevcut personele tankerle mazot taşımacılığı işi de yaptırıldığından dolayı, Mersin Sosyal Güvenlik Kurumu yetkililerinin yönlendirmesi ile sigorta primlerini tehlikeli işler sınıfından ödeyebilmek adına, tankerle mazot taşımacılığı işi yapan bu 5 personelin Kurumun sicil dosyası üzerinden çıkış işlemlerinin yapıldığı, tanker şoförlerinin sigorta primlerini tehlikeli işler sınıfından ödeyebilmek adına davacıya Sosyal Güvenlik Kurumunca tahsis edilen ... sicil sayılı dosya üzerinden de 01.05.2011 tarihinde giriş işlemleri yapılarak, davacı işyerinde görev yapan personelin aylık sigorta bildirgelerinin iki ayrı sicil dosyası üzerinden davalı Kurumca takip edildiği, davacı Kuruma geriye yönelik olarak prim borcu tahakkuk ettirildiği ve gecikme faizi uygulandığını, ayrıca faydalandıkları teşvik indirimlerinin de iptal edildiği, istihdamı artırmak amacıyla çıkartılan 4447 sayılı Kanun kapsamında işe alınan personelden dolayı mevcut personellerini tek dosya üzerinden takip ettikleri, söz konusu 4447 sayılı Kanunun 7. maddesinden ve 5510 sayılı Kanundan kaynaklanan %5 puanlık indirimlerden yararlanırken, mevcut personellerinin 5'inin (tanker şoförü) risk sınıfının farklı olduğunun davalı tarafça belirtilmesi ve yönlendirmesiyle, prim maliyetlerinin artmasına rağmen işyeri dosya sayısının ikiye çıkartıldığı, risk sınıfı farklı olan personelin dosyalarının ayrılması zorunluluğu yok ise, işyeri dosyalarının birleştirilmesi gerektiği, davacı Kuruma ait her iki sicil dosyasında işveren unvanının, adresinin ve vergi numaralarının aynı olduğu, davacı Kurumun da bir kamu kurumu olduğu, Kurumda çalışan personellerin bildirgelerinin davalı Kuruma düzenli olarak verildiği ve primlerin süresinde yatırıldığı, 4447 sayılı Kanun'un 7. maddesinin öngördüğü teşvikten hatalı yaralandıklarından bahisle, davacı Kuruma resmi yazı ile bildirilmeden E-Bildirge sistemi üzerinden "iptal" işlemleri ve "asıl" bildirge işlemleri davalı ... Kurumunca resen yapıldığı, yararlandıkları 5510 sayılı Kanun'un %5 puanlık indiriminin geri alınmasının Kanuna aykırılık teşkil ettiği, davalı SGK Mersin İl Müdürlüğü Toroslar Sosyal Güvenlik Merkezinin geriye yönelik (4 yıllık) olarak işlem yaptığı, tahakkuk ettirilen ve 20.03.2015 tarihinde ödedikleri 16.263,25 TL'nin davacı Kuruma iadesi için 06.04.2015 tarih ve 57211320-622.99-360-2638 sayılı yazı ile ... Sigorta Primleri Genel Müdürlüğüne itirazda bulunulduğu, davacı Kurumca davalı Mersin Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğüne de yazı ile itiraz edildiği ve yapılmış ödemenin iadesinin istendiği, davalı Genel Müdürlük tarafından davacı Kuruma gönderilen yazıda, başvurunun Toroslar Sosyal Güvenlik Merkezi nezdinde incelenmekte olduğu ve neticesinden bilgi verileceği şeklinde bir cevap geldiği, bugüne kadar herhangi bir bilgi verilmediği, para iadesinin söz konusu olmadığı iddiasıyla davacı tarafından davalı ... Kurumuna ödenen 16.263,25 TL prim borcu ve gecikme zammının ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davacı Kuruma iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talebinin haksız ve yersiz olduğu, davanın süresinde açılmadığı, bu nedenle süre yönünden reddi gerektiği, ayrıca bu davada görevli mahkemenin İdare Mahkemesi olduğu, görev yönünden de davanın reddi gerektiği, Kurumca yapılan işlemlerin yerinde olduğu hukuka aykırı bir durumun bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.MAHKEME İLK KARARI Mahkeme tarafından 21.06.2016 tarihli ve 2015/83 Esas, 2016/205 Karar sayılı kararla davacı her ne kadar bir kısım işçileri farklı işyerinden bildirmiş ise de işçilerin yaptığı işin mahiyeti nedeni ile farklı işyerinden bildirimin yapıldığı, her iki işyerinin de davacı Kuruma ait olduğu, bu nedenle 2011/5. dönem öncesi olduğu gibi davacının yasada belirtilen teşvik uygulamasından yararlanmaya hakkı olduğu ve davacı Kurum tarafından 21.04.2015 tarihinde ödenen 16.263,25 TL'nin faiziyle birlikte davacıya ödemesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne16.263,25 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 21.06.2016 tarihli ve 2015/83 Esas, 2016/205 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 16.05.2019 tarihli ve 2017/626 Esas, 2019/4414 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...27.03.2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 70. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 17.madde ile: 'Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır. Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumunca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye İş Kurumunun görüşleri alınarak Kurumca belirlenir.' Mahkemece, yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren Ek m.17 hükmüne göre, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davaların konusuz kalacağı ancak bu konuda karar verme yetkisinin ilk derece mahkmesine ait olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumunun temyiz talebinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinden anılan yasa maddesi kapsamına göre bir karar verilmesi gerekir..." 2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 13.10.2020 tarihli ve 2019/270 Esas, 2020/213 Karar sayılı kararla dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. 3.Mahkemenin 13.10.2020 tarihli ve 2019/270 Esas, 2020/213 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 07.10.2021 tarihli ve 2021/7773 Esas, 2021/11780 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...Eldeki dava dosyası incelendiğinde, mahkemece dikkate alınan bozma ilamı ve 5510 sayılı Yasa'nın ek 17. maddesinin 4. fıkrası hükmündeki 'Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.' ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır. Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği taktirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Eldeki davada ise, mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de, 5510 sayılı Yasa'nın ek 17. maddesinin 4. fıkrasının iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ve davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılması veya fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından yasal tüm şartların varlığı incelenmeli ve sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmelidir..." 4.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın 4447 sayılı Kanun'un Geçici 10. maddesi hükümlerinden faydalandırılma, aksi yöndeki Kurum işlemi nedeniyle ödenen 16.263,25 TL'nin istirdadı istemi ile açıldığı, dava sırasında 5510 sayılı Kanun'a eklenen Ek 17. maddesinin yürürlüğe girdiği, davalı Kurumca dava konusu işlem yönünden 5510 sayılı Kanun'un Ek 17. maddesi uyarınca bir işlem yapılmadığının davalı Kurumun 27.01.2022 tarihli cevabi yazısından anlaşıldığı, dosya kapsamından, davacının 2011/5.dönemine kadar tüm işçilerini ... sicil numaralı iş yerinden davalı Kuruma bildirdiği ve o dönem yürürlükte olan 4447 sayılı Kanun'da belirtilen koşulları sağlaması nedeniyle prim teşvikinden yararlandırıldığı, davacının 2011/5. aydan itibaren bir kısım işçilerinin karayolu ile yük taşımacılığı olarak belirtilen ... sicil numaralı iş yerinden bildirmeye başlaması nedeniyle, davalı Kurum tarafından bu iş yeri farklı iş yeri olarak kabul edilerek, 2011/5. dönem ile 2014/4. dönem dahil aradaki tüm dönemler için prim teşvikinin iptaline karar verilerek, gecikme zammı ile birlikte toplam 16.263,25 TL'nin 21.04.2015 tarihinde davacıdan tahsil edildiği, ancak 11.04.2016 tarihli bilirkişi raporu ve toplanan delillerden, her ne kadar davacı tarafça işçilerin yaptığı işin mahiyeti nedeniyle farklı iş yerlerinden bildirim yapılmış ise de, ... sicil ve ... sicil numaralı iş yerlerinin aynı iş yerleri olduğu, aynı adreste faaliyette bulunduğu ve her iki iş yeri işçilerinin de davacıya ait işçiler olduğu, işçilerin bazılarının yaptığı işin mahiyetinin farklılığı nedeniyle farklı iş yerinden bildirim yapıldığı, gerek dava açılış tarihinde yürürlükte olan 4447 sayılı Kanun'un Geçici 10. maddesi hükümleri, gerekse dava sırasında yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'a eklenen Ek 17. maddesinin ilk üç fıkrası hükümleri gözetildiğinde, davacının prim teşviki uygulamasından yararlandırılması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 16.263,25 TL'nin ödenme tarihi olan 21.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap ve temyiz dilekçelerini tekrar ederek Kurum işlemlerinin yerinde olduğu, işçilerin yaptıkları işlerin mahiyetlerinin ayrı olduğu, eksik araştırma ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, prim teşvik hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinin tespiti ile fazla ödediği primlerin iadesine ilişkindir. 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 11.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/12566, K. 2025/15090, T. 11.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-12566-e-2025-15090-k-a8b4644df1fe