Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5935 E. 2025/5052 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5935
- Karar No
- 2025/5052
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/43 E., 2022/264 K. KARAR : Davanın reddi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve temyiz incelemesinden geçen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi tarafından İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili 06.05.2011 tarihli dava dilekçesinde, ... köyü 997 parselin 27.403 m² yüzölçümü ile (yenileme sonucu 199 ada 44 parsel, 27451,26 m²) idari yoldan Hazine adına tescil edildiği 2008 yılına kadar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluştuğunu, bu yerin devamı niteliğindeki 3.234 m² yüzölçümlü taşınmazın Manavgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/131 Esas ve 2004/133 Karar sayılı kararıyla davacı adına tescil edildiğini iddia ederek, Hazine adına tapuya kayıtlı 997 sayılı parsel içinde davacının kullandığı 15.284 m² bölümün tapusunun iptali ile davacı adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu 997 parsel (yeni 199 ada 44 parsel içinde yer alan) fen bilirkişileri ... ve ...'nın 16.03.2015 tarihli krokili raporunda sarı renk ile boyalı olarak (A) harfi ile gösterdikleri 15.039,74 m²'lik kısmın davalı adına olan tapusunun iptal edilerek ifrazı ile ayrı parsel numarası verilerek davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından esas yönünden, davacı vekili tarafından yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince 18.06.2019 tarihli ve 2019/2446 Esas, 2019/4128 Karar sayılı kararıyla; "Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 05.07.1971 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu; daha sonra 12.05.1992 tarihinde ilân edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması; 03.03.1967 - 01.04.1967 tarihleri arasında ilân edilip kesinleşen genel arazi kadastrosu, 11.12.2012 tarihinde ilân edilen 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesine göre kadastro harita ve bilgilerinin güncellenmesi işlemi vardır. Çekişmeli taşınmaz genel arazi kadastrosunda taşlık ve kayalık olarak tesbit harici bırakılmış, orman kadastrosunda orman sınırları dışında tesbit edilmiş, 04.01.2008 tarihinde tarla niteliğiyle 27.403 m² yüzölçümüyle idari yoldan tapuya tescil edilmiş, aynı taşınmazın devamı niteliğinde olan ve tesbit harici alanda bırakılan 3.234 m² taşınmazın davacı adına tescili yolunda 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 28.06.2011 gün ve 2004/131 (bozmadan sonra 2009/756 E., 2011/435 K.) sayılı karar Dairece 2011/17630 E., 2012/5350 K. sayılı kararla onanarak kesinleşmiştir. Mahkemece dava konusu 997 sayılı parsel (yeni 199 ada 44 parsel içinde yer alan) fen bilirkişilerinin 16.03.2015 tarihli raporunda (A) harfi ile gösterdikleri 15.039,74 m²'lik kısmın davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ise de yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyleki, davacı ... ve davalı Hazine arasında dava konusu yapılan taşınmazlar olduğu, Manavgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1984/466 E. - 1993/141 K. sayılı dava dosyasının davacısı Hazine, davalısı ... olup mahkemece 10 dönümlük taşınmaz yönünden ...'un aleyhine taşınmaza olan müdahalesinin mennine karar verilmiş ve bu dosya Yargıtay denetiminden geçerek onanmış 1998 yılında ise kesinleştirilmesi yapılmıştır. Manavgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1983/341 E. - 1993/59 K. sayılı dava dosyasında ise davacı ..., davalı Hazine ve ... köyü tüzel kişiliği aleyhine 20 dönüm yüzölçümü sahip taşınmaz yönünden tescil davası açmış ancak mahkemeyi keşfe götürmediği gerekçesi ile davası ret edilmiş ancak mahkemece önceden davaya konu bu taşınmazların eldeki çekişmeli 199 ada 44 parsel sayılı taşınmaz ile aynı yere ilişkin olup olmadıkları belirlenmemiş, kesin hüküm oluşturup oluşturmadıkları, kesinleştirme tarihleri ile davanın açıldığı 2004 yılı arasında 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı değerlendirilmemiştir. O halde, mahkemece Manavgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1984/466-1993/141 karar sayılı dava dosyası ile Manavgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1983/341 E. - 1993/59 K. sayılı dava dosyası dosya içine alındıktan sonra önceki fen bilirkişisi dışında bir fen mühendisi marifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte eski dava dosyaları ve krokileri dava konusu taşınmaz başında uygulanarak aynı yere ilişkin olup olmadıkları yönünde fen bilirkişisinden krokili rapor alınmalı kesin hüküm niteliğinde olup olmadıkları belirlenerek tüm deliller ile birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır." gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı ... tarafından açılan Manavgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1985/341 Esas ve 1993/59 Karar sayılı dosyasında dava konusu olarak tescili talep edilen taşınmazın eldeki davada dava konusu olan taşınmazın tamamını kapsadığı, Mahkemece yapılan yargılama sonunda kesin mehle uyulmadığından davanın reddine karar verildiği, ancak kararın tebliğe çıkarılmadığı gibi henüz kesinleşmediği, dosyanın halen derdest durumda olduğu, eldeki dava ile Manavgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1985/341 Esas ve 1993/59 Karar sayılı dosyadaki davanın konusunun aynı olduğu ve taraflar arasında derdest dava bulunduğundan dava şartı nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bilindiği üzere, bir davanın derdest olduğundan söz edebilmek için, aynı davanın iki kere açılması, birinci davanın görülmekte olması ve birinci dava ile ikinci davanın taraflarının, konusunun (müddeabihlerinin) ve dava sebeplerinin aynı olması gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-ı maddesinde aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması dava şartları arasında düzenlenmiştir. Derdestlik; dava açılmasının usul hukuku bakımından ortaya çıkardığı sonuçlardan biridir. Aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce bir dava açılmış ve bu dava görülmekte ise, aynı konunun yeni bir dava konusu yapılması mümkün değildir. Çünkü; aynı konuda iki dava açılmasında davacının korunmaya layık bir menfaati yoktur. Daha önce 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 187/4 üncü maddesinde bir ilk itiraz olarak nitelenen bu husus 6100 sayılı Kanun'un 114/1-ı hükmü ile dava şartı haline getirilmiştir. Somut olaya gelince, eldeki dava davacı ... vekili tarafından 06.05.2011 tarihinde dava konusu taşınmazın idari yoldan oluşan tapusunun zilyetlik hukuki nedenine dayalı olarak iptali ile kendi adına tescili talebiyle açılmış, İlk Derece Mahkemesince esasa ilişkin verilen önceki hükümler, sırasıyla Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 07.01.2014 tarihli ve 2013/8498 Esas, 2014/127 Karar sayılı ve 18.06.2019 tarihli ve 2019/2446 Esas, 2019/4128 Karar sayılı kararlarıyla esasa ilişkin temyiz incelemesi yapılarak eksik araştırma ve inceleme nedenleriyle bozulmuştur. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince, derdestlik dava şartı nedeniyle dava usulden reddedilmiş ise de; davanın 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Kanun'dan önce açıldığı, dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı Kanun'un 187/4 üncü maddesinde derdestliğin ilk itiraz olarak nitelendirildiği, 1086 sayılı Kanun'un 188/1 inci maddesinin; "İtirazatı iptidaiye davanın bidayetinde esasa girişilmezden evvel hep birlikte dermeyan edilmezse bir daha mesnu olmaz." hükmüne havi olduğu ve davacı Hazine vekili tarafından süresinde derdestlik def'inde bulunulmadığına göre, derdestlik dava şartından usulden ret kararı verilmesi doğru olmamıştır. Hal böyle olunca, eldeki dava dosyasında dava şartlarından olan derdestlik koşullarının gerçekleşmediği anlaşıldığından öncelikle, davacı tarafa Manavgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1985/341 Esas ve 1993/59 Karar sayılı dosyasının kesinleştirilmesi için imkan verilmesi, ilgili dosya kesinleştikten sonra sonucuna göre ve gerektiğinde önceki bozma kararları da gözetilerek işin esasının incelenmesi, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 30.06.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.