İlk Derece Mahkemesi · İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/870 E. 2019/79 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2019/870
Karar No
2019/79
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/870 Esas KARAR NO : 2019/79 DAVA : Maddi ve Manevi Tazminat (Tıbbi Uygulama Hatasından Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/10/2019 KARAR TARİHİ : 22/10/2019 Mahkememizde görülmekte olan Maddi ve Manevi Tazminat (Tıbbi Uygulama Hatasından Kaynaklanan) dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde: yapılan muayene ve tetkikler sonucu müvekkilinin boğazında tespit edilen soğuk nodül nedeniyle tiroit kanseri riski taşıdığının anlaşıldığını, tedavinin başlaması için davalı hekime ulaşıldığını, hekimin yapacağı ameliyat ile kanser riskinin ortadan kalkacağını beyan ettiğini, 02/02/2011 tarihinde davalı hekim tarafından yapılan ameliyatta, tıbbi bir zorunluluk bulunmadığı halde tedbir ve dikkat eksikliği nedeniyle müvekkilinin paratiroit bezlerinin alındığını, ve ameliyat sonrası yakından bir gözlem yapılmadığı için gerekli ilaçların verilmemesi nedeniyle ses tellerinin felç olduğunu, buna bağlı olarak müvekkilinin vücudunun artık kalsiyum ve potasyum üretemediğini, İzmir .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında görülen ceza davası dosyasında alınan Adli Tıp Kurulu raporunda davalı hekimin tıbben hatalı olduğunun oy birliği ile tespit edildiğini, kesinleşen karar ile bir kat artırım yapılmak suretiyle davalı hekimin cezalandırılmasına karar verildiğini ve tıbben kusurlu olduğunun kesin olarak belirlendiğini, müvekkilinde meydana gelen engel oranının %64 olduğunun sağlık kurulu raporu ile tespit edilip, tıbbi hata sonucu oluşan ve süreklilik arz eden durumun müvekkilinin yaşamsal fonksiyonlarını ağır derecede etkilediğini, olası hamilelik dönemini olumsuz etkileyeceğini, kalsiyum değerlerinin düşmesine bağlı olarak oluşma riski artan kemik erimesine ve kalsiyum değerlerinin yükselmesine bağlı olarak gelişen kalp ritmi bozukluklarına yol açacağını, müvekkilinin tedavi giderleri, geçici iş görmezlik, sürekli iş görmezlik nedeniyle ve ekonomik geleceğinin sarsılmasından doğan kayıplarının oluştuğunu, ameliyat ve sonrasında yaşanan süreçte yaşanan zorluklardan ruh sağlığının ağır bir şekilde zarar görmesinden ve çocuk doğurma kabiliyetinin olumsuz yönde etkilenmesinden dolayı manevi zarara uğradığını, davalı hekimin ağır kusurlu olmasının yanında ayrıca kötü niyetli olduğunu, davalı sigorta şirketlerinin poliçe limiti ve limiti aşan taleplerden dolayı sorumluluklarının bulunduğunu bildirmiş, davalı sigorta şirketleri yönünden poliçe limiti dahilinde olmak üzere şimdilik 5.200,00 TL maddi tazminat ile 600.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı hekim yönünden 02/02/2011 tarihinden, davalı sigorta şirketleri yönünden ise ihbar tarihinden itibaren hükmedilecek alacağa yasal faiz işletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE : Dava, davalı hekim tarafından yapılan tıbbi uygulamanın hatalı olduğu iddiası ile davacının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi amaçlı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 1. maddesinin "Bu Kanunun amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir." ve 2. maddesinin "Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar. " hükümlerini içermesi yanında 3(1) maddesinin "k" bendinde ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiler "tüketici", "ı" bendinde kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler "sağlayıcı", "l" bendinde ise mal ve hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemler "tüketici işlemi" olarak tanımlanmıştır. Adı geçen kanunun 73(1) maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83(2) maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği düzenlenmiştir. Somut olayda; dosyadaki bilgi ve belge örnekleri ile; özellikle ceza mahkemesi karar örneğinden, davaya konu tedavi hizmetinin ve bu kapsamda ameliyatın davalı hekim tarafından ... Merkezi'nde yapıldığı, yapılan işin niteliği ve tarafların konumuna göre davacının 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3(1)/k maddesinde tanımlanan "tüketici", davalı hekimin ise ameliyatın yapıldığı ... Merkezi'nin sahibi, paydaşı ya da çalışanı olarak tüketici davacıya hizmet sunan tıp merkezi adına ya da hesabına hareket eden gerçek kişi sıfatıyla aynı maddenin "ı" bendinde tanımlanan "sağlayıcı" olması yanında davaya konu tıbbi hizmet faaliyeti nedeniyle taraflar arasındaki hukuki ilişkinin aynı maddenin "d" bendinde bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan ya da yapılması taahhüt edilen mal sağlama dışındaki her türlü tüketici işlemi olarak tanımlanan "hizmet" ilişkisi olup buna bağlı olarak uyuşmazlık konusu işlemin ilgili maddenin "l" bendinde tanımlanan "tüketici işlemi" olarak kabul edilmesi açıklanan yasal düzenlemelerin gereğidir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ışığında somut olayda; davacının tüketici, davalı hekimin sağlayıcı, davacı ile davalı hekim arasındaki ilişkinin hizmet ilişkisi olup uyuşmazlık konusu işlemin tüketici işlemi niteliğinde olduğu anlaşılmakla; taraflar arasındaki uyuşmazlığın Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümleri çerçevesinde çözülmesinin gerektiği, davalılar arasında sigorta şirketlerinin bulunmasının ve sigorta sözleşmesine ilişkin hükümlerin Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiş olmasının 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 83(2) maddesi hükmü gereği davanın ticari dava olarak nitelendirilmesini sağlamayacağı gibi davaya konu işlemin tüketici işlemi sayılmasına engel olmadığı ve buna bağlı olarak Tüketici Mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin hükümlerin uygulanmasını engellemeyeceği birlikte gözetildiğinde; mahkememiz görevsiz olup, görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesinin zorunlu olduğu, görevin HMK'nun 114(1)/c maddesi uyarınca dava şartlarından olup HMK nun 115(1) maddesi uyarınca davanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği, davacı tarafın ihtiyati tedbir ve geçici ödeme taleplerinde bulunması ile birlikte davanın niteliği göz önünde tutularak dosyanın sürüncemede kalmaması, taleplerin görevli mahkeme tarafından biran önce değerlendirilmesi, dilekçeler teatisinin görevli mahkeme tarafından yerine getirilmesinin yargılamanın daha sağlıklı yürütülmesi ve usul ekonomisi yönünden daha yararlı olacağı dikkate alınarak dilekçeler teatisi yapılmaksızın bu aşamada görevsizlik kararı verilmesinin usul ve yasa ile HMK'nun 115(1) maddesindeki yasal düzenlemenin ruhuna uygun olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğu yönünden HMK'nun 115(2) maddesi uyarınca usulden reddine, dosyanın görevli Tüketici Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle; 1-Görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olması ve Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK nun 114(1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE, 2- HMK'nun 20(1) maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve yasal süre içinde istem halinde dosyanın görevli İZMİR TÜKETİCİ MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK'nun 331(2) maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine, 4-HMK'nun 20(1) maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yasal süre içinde gönderme başvurusunun yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmek üzere dosyanın ele alınmasına, 5-Görevsizlik kararı nedeniyle davacı tarafça talep edilen ihtiyati tedbir ve geçici ödemeye ilişkin istemlerin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize sunulacak dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22/10/2019 Başkan ... E-İMZA Üye ... E-İMZA Üye ... E-İMZA Katip ... E-İMZA

Atıf: İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/870, K. 2019/79, T. 22.10.2019, www.arakarar.com/karar/izmir-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2019-870-e-2019-79-k-850818845856