İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/75 E. 2025/401 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/75
- Karar No
- 2025/401
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/75 KARAR NO : 2025/401 DAVA : İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177)) DAVA TARİHİ : 31/01/2025 KARAR TARİHİ : 29/05/2025 Mahkememizde görülmekte olan iflas davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; itirazın iptali davası açılarak ... 7.Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. - ... K. Sayılı dosyası ile ''Davanın KABULÜ ile, davalının ... İcra Dairesi' nin ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin aynı koşullar ile DEVAMINA'' kararı verildiğini, bu ilamla hükmedilen alacaklar için ... İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı takip dosyası ile borçlu yana ilama müstenid örnek 4-5 icra emrinin gönderildiğini, borçlu vekiline tebliğ edildiğini, davalı şirketin, evvelce takibe hacet olmaksızın doğrudan iflasına kararı verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın mahkemenin iflas avansı ödenmesine ilişkin ara kararına rağmen avansı ödemediğini, bu nedenle davanın usulden reddini talep ettiğini, müvekkilinin davacıdan alacaklarının TBK m.139 ve devamı hükümleri kapsamında takas edilmesi gerektiğini, davacının haksız ve kötü niyetli davasının reddini savunmuştur. Ön inceleme duruşması aşamasında yapılan tespitlere göre duruşma gün ve saatinin davacı vekiline tebliğ olduğu, e-duruşma ortamında katılma talebi olmadığı gibi fiziki olarak herhangi bir mazeret talebini sunmadığı, ayrıca duruşmada davacı vekilinin hazır olmadığı, tebligatın ise vekilin bizatihi kendisine yapıldığı, esasen daha önceki tensip tutanağının vekil isim ve imzasına en son duruşma günü ile birlikte tebliğ olunduğu, davetiyedeki isim ve imzanın birebir aynı olduğu, bu suretle tebligatın tam ve eksiksiz olarak gerçekleştiği, yine 14/04/2025 tarihli tutanağın ve iflas avansına dair şerhin davacı vekiline tebliğ olunduğu, ücretin depo edilmesi için verilen bir aylık kesin sürenin dolduğu, tebligatın bizzat muhatap avukata yapıldığı, tebliğ tarihinin 22/04/2025 olduğu, 2025 yılı itibariyle iflas müdürlüklerinden gelen cevabi yazıda alınması gereken iflas avansının 100.000-TL olarak mahkememize bildirildiği, iflas avansının depo olunmamasına ilişkin herhangi bir mazeret dilekçesi veya herhangi bir beyan dilekçesinin ise dosyada mevcut olmadığı, iflas avansının iflası talep olunan şirket yönünden mahkememiz veznesine depo olunması gerektiği, ancak yapılan tespitlere göre bu avansın depo edilmediği anlaşılmıştır. Kaldı ki iflas avansının depo olunması için davacı vekiline ikinci defa süre verildiği, bu sürenin ikinci süre olduğu, toplam üç ay sürenin dahi bu suretle davacı vekiline tanındığı, verilen toplam üç aylık süreye rağmen dahi ücretlerin depo olunmadığı, ilk verilen iki aylık süreye rağmen ücretin 17/02/2024 tarihi itibariyle dahi yatırılmadığı, son verilen kesin sürenin ise 22/10/2024 itibariyle başladığı, hüküm tarihi itibariyle iflas avansının UYAP üzerinde yapılan incelemede yine depo olunmadığı tartışmasızdır. Bu çerçevede özel dava şartının yerine gelmemesi karşısında bu durumun incelenmesi gerektiği mahkememizce takdir edilmiş olup mahkememiz görevli ve kesin yetkili olmakla öncelikle bu husus üzerinde durulacaktır. Yargılama aşamasında davalı vekili davayı takip etmek suretiyle iflas avansının yatırılmaması sebebiyle davanın reddini talep etmiş, bu çerçevede mahkememizce hüküm oluşturulmuştur. Yargıtay 23.HD'nin yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere İİK.m.160 hükmüne göre iflas isteyen alacaklının ilk alacaklılar toplantısına kadar olan masraflarla birlikte iflas kararının kanun yolları için gerekli bütün tebliğ masraflarını peşin vermesi zorunludur. İflas Müdürlüklerinin muhabere numarası ile Mahkememize 2025 yılında gönderdikleri yazılardan anlaşılacağı üzere İstanbul İflas Dairelerinin 2025 yılı itibariyle 100.000,00TL'den aşağı olmamak üzere iflas avansına ihtiyaç duyduğu bilinmektedir. Esasen Yargıtay uygulaması gereği bu husus dava şartı olarak kabul edildiğinden öncelikle bu konu üzerinde durulmalıdır. Davacı vekiline, Yargıtay uygulamasına uygun şekilde iflas müdürlüğünden bildirilen ve depo edilmesi gereken en az iflas avansı yönünden ihtaratlı kesin süre verilmiş, verilen kesin süreye rağmen davalı şirket yönünden iflas avansı depo edilmemiş, hatta davacı vekili bu konuda herhangi bir yasal mazeret dahi sunmamıştır. Bilindiği üzere iflas avansının depo olunması İİK m.160 hükmü gereği zorunludur. "Bu avansın depo edilmesinin amacı, birinci alacaklılar toplantısına kadar iflas müdürlüğü tarafından yapılacak ilan, defter tutma, muhafaza tedbirleri ve tasfiyenin yürütülmesine ilişkin ilk aşamadaki işlemlerin gerektirdiği masrafları karşılamaya yöneliktir. Bu giderleri, iflastan sonra masa alacağı olarak geri alacak olan ve iflası talep eden davacının ödemesi gayet tabidir. (Sümer Altay, Türk İflas Hukuku, İstanbul, 2004, Sayfa 140) Bir başka deyişle, davacının açıklanan ihtiyaçlar için ve Yargıtay'ın da benimsediği üzere iflas müdürlüğünün bildirdiği rakam çerçevesinde, kanun gereği ödenmesi zorunlu iflas avansını davalı şirket yönünden depo etmediği ve etmeyeceği sabittir. Oysa bilindiği üzere Yargıtay 23.HD, somut iflas davası açısından iflas avansının depo edilmesini dava şartı olarak benimsemekte, bu şart yerine getirilmediği takdirde davanın usulden reddi gerektiğini istikrarlı şekilde açıklamaktadır. (Yargıtay 23.HD ...E. ...K.,...E....K.sayılı vb.ilamları) Ne var ki davacı vekili dava şartına ilişkin eksikliği, verilen kesin süreye rağmen gidermemiştir. Dava şartı olan bu husus davanın her aşamasında ele alınabilecektir. 6100 sayılı HMK.m.115/f.2 hükmü uyarınca dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise de verilen kesin süreye rağmen davacı vekili tarafından bu eksiklik tamamlanmadığından davanın adı geçen yasal düzenleme uyarınca usulden reddi yasal zorunluluk arz etmektedir. Ancak, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin görevsizlik, yetkisizlik, dava ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddinde, davanın nakli ve açılmamış sayılmasında ücret başlıklı 7/2. maddesindeki “davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur” düzenlemesi ise mahkememizce dikkate alınmıştır. Yapılan açıklamalar karşısında davacı tarafından, davalı aleyhine açılan iflas davasında, iflas avansının depo olunmaması karşısında iflas davasının özel dava şartı yokluğundan HMK m.114 hükmüne atfen HMK m.115/f.2 hükmü uyarınca usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan iflas davasında, iflas avansının depo olunmaması karşısında iflas davasının özel dava şartı yokluğundan HMK m.114 hükmüne atfen HMK m.115/f.2 hükmü uyarınca usulden reddine, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı, vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 30.000,00TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Artan avansın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere davalı vekilinin huzurunda davacı vekilinin yokluğunda ve oy birliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...