Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4207 E. 2025/6958 K. – Kadastro Tespiti

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4207
Karar No
2025/6958
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi KARAR : Davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R

Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 100 parsel sayılı 14.500 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı nedeniyle ... ve müşterekleri adına komisyon kararı ile tespit edilmiştir. Davacı Hazine, dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasına dayanarak, dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, dava konusu 98 parsel sayılı taşınmazın ... mirasçıları adına, 100 parsel sayılı taşınmazın ...ve ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 05.03.2015 tarihli ve 2014/142 12... /1670 Karar sayılı ilamı ile, ''...Mahkemece, temyize konu taşınmazların davalılar yararına zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuştur. Tespite esas tapu kayıtları tüm tedavülleri ile getirtilip yöntemince uygulanmamış, davacı Hazine tarafından mera iddiasında bulunulmasına rağmen usulüne uygun mera araştırması yapılmamış, uzman ziraat mühendislerinden oluşan 3 kişilik bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmamış, çekişmeli 98 sayılı parselin sınırında dere olduğu halde jeolog bilirkişi keşfe götürülmemiş, uydu ve hava fotoğrafları getirtilmemiştir. Bu haliyle yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Hal böyle olunca sağlıklı sonuca varılabilmesi için, dava konusu taşınmazlara uygulanan tapu kayıtları tüm tedavülleri ile komşu taşınmazların tutanak örnekleri ile varsa dayanak belgeleri, tespit tarihinden 20-30 yıl öncesi zaman dilimi içerisinde farklı tarihlere ait en az 3 (1956-1966-1976 gibi) hava fotoğrafı, bu hava fotoğrafları kullanılarak üretilmiş memleket haritaları ile temin edilebilen en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları istenilerek dosya arasına konulmalıdır. Bundan sonra, 3 ziraat mühendisi, 1 jeoloji mühendisi, 1 jeodezi, fotogrametri uzmanı ya da harita mühendisinden oluşacak bilirkişi heyeti ile mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları ve tüm tespit bilirkişileri huzuruyla mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. Dava konusu taşınmazın tespite esas alınan tapu kayıt kapsamında kalıp kalmadığı kesin olarak tespit edilmeli, taşınmazlar ile mera parseli arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı belirlenmeli, taşınmazın kadim ya da tahsisli mera olup olmadığı hususu üzerinde durulmalı, keşif sırasında tespit bilirkişilerinden taşınmazın ilk maliki, intikali ve tasarrufu hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, bilirkişi sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, uzman ziraat mühendislerinden oluşan 3 kişilik ziraatçı bilirkişi kurulu ile jeoloji bilirkişisinden taşınmazın niteliğiyle ilgili ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın her yönünden tüm özelliklerini gösterir fotoğrafları çektirilmelidir. Hava ve uydu fotoğrafları bilirkişilere bilimsel yöntemlerle (hava fotoğrafı ve memleketi haritası ile kadastro paftası ölçeği harita çizim programları aracılığıyla eşitlenerek çekişmeli taşınmazın konumunun çevre parsellerle birlikte harita üzerinde gösterilmesi, hava fotoğrafları ile kadastro paftası çakıştırılıp stereoskop aletiyle incelenmesi) yaptırılarak; çekişme konusu taşınmazların tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı, hava ve uydu fotoğrafları 3 ayrı evre halinde incelenerek çekişmeli taşınmaz ile mera parseli arasındaki ayırıcı unsur tespit ettirilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanmış tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir...'' gereğine değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; taşınmaza uygulanan tapu kaydı dava konusu yapılan 100 parseli kapsamasa da taşınmaz üzerinde 1958 yılından ekonomik amaca uygun zilyetlik faaliyeti gerçekleştirildiği, 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddeleri uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik şartlarının davalı ... lehine oluştuğu, diğer davalılar lehine oluşmadığı, buna karşılık davalı ... bağımsız bir dava açmadığından sadece onun lehine olacak şekilde hüküm kurulmayıp zilyetlik şartlarının oluşması nedeniyle Hazine'nin davasının reddi gerektiği belirtilerek, davanın reddine, davacı taşınmazın kadastro komisyonu’nun 15.02.1991 tarihli ve 1991/3 sayılı kararı gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/4207, K. 2025/6958, T. 25.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-4207-e-2025-6958-k-81293fd2ed66