Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3493 E. 2024/7892 K. – Kadastro Tespiti

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3493
Karar No
2024/7892
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/895 E., 2023/562 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/76 E., 2022/44 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kamu düzenine ilişkin kurallar nedeniyle kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Muğla ili Bodrum ilçesi Kızılağaç Mahallesi çalışma alanında 2020 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında dava konusu taşınmaz, 257 ada 3 parsel numarasıyla senetsizden, tarla vasfıyla 245,21 m2 olarak Hazine adına tespit edilmiş, Bodrum Kadastro Biriminin 13.03.2020 tarihli ve E. 3583821 sayılı yazısı ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 29.07.2020 tarihli ve ve E.1803045 sayılı talimatı gereği Komisyonca tutanak yeniden incelenerek, Hazine adına yapılan tespit 28.09.2020 tarihli Komisyon kararıyla davalı ... lehine değiştirilmiş, bu tespite karşı Hazine tarafından Komisyona yapılan itiraz ise 19.12.2020 tarihinde reddedilmiştir. Davacı Hazine vekili 22.01.2021 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Kızılağaç Mahallesi 257 ada 3 parsel sayılı taşınmazın, yol kenarında, çalılık-taşlık-çamlık olduğunu, imar ihyasının yapılmadığını ve üzerinde herhangi bir kullanımın bulunmadığını ileri sürerek, tespitin iptali ile çekişmeli yerin Hazine adına tescil edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevabında; davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "3402 sayılı Kadastro Kanun'u 14, 17 ve geçici 8. maddesi kapsamında bir yerin imar ve ihya ile kazanılması için taşınmazın emek ve para sarf edilerek tarım arazisi hâline getirilmesi gerekli olup incelenen hava fotoğrafları ve memleket haritaları gereği dava konusu taşınmaz hakkında 1974 yılından kadastro tespitinin yapıldığı 2020 yılına kadar ekonomik amaca uygun zilyetlikten söz etme imkanının olmadığı, imar ihya şartının gerçekleşmediği, davalı vekili tarafından 1958 yılında çıkan yangına ilişkin belgeler ile yeniden rapor aldırılması talep edilmişse de dosya kapsamında incelenen 1974-2020 tarihleri arasındaki hava fotoğrafları gereği öncesinde imar ihya şartının gerçekleşmediği, öncesinde gerçekleşmesi halinde dahi bu tarihler arasında iradi terk olduğunun kabulü gerektiği" gerekçesiyle davanın kabulüne, Muğla ili Bodrum ilçesi Kızılağaç Mahallesi 257 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 19.12.2020 tarihli kadastro komisyon tutanağının iptali ile taşınmazın 245,21 m2 yüzölçümlü olarak tarla vasfıyla davacı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, 257 ada 3 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine "Bu parsel 1 derece doğal sit sınırı içinde kalmaktadır" şerhi yazılmasına karar verilmiş; hükmün, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "Mahkemece yapılan keşfe katılan teknik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen bilirkişi raporu ve eki krokilerin kapsamına göre; dava konusu 257 ada 3 parsel sayılı taşınmazda tarımsal faaliyet yapılmadığı, imar-ihya faaliyetleri tamamlanmayan bu gibi yerlerin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisabının mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı Maliye Hazinesi vekilinin davasının kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak infazda tereddüte neden olmayacak şekilde dava konusu taşınmazın "Kadastro Komisyon kararının iptali ile" taşınmazın tarla vasfı ile davacı Maliye Hazinesi adına tesciline karar verilmesi gerekirken, "Kadastro Komisyon tutanağının iptali ile" taşınmazın tarla vasfı ile Maliye Hazinesi adına tesciline karar verilmesinde isabet bulunmadığı" gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan yönlerden kısmen kabulü ile sair istinaf itirazlarının reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle, davanın kabulüne, 257 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 19.12.2020 tarihli Kadastro Komisyon kararının iptali ile taşınmazın 245,21 m² yüzölçümlü olarak tarla vasfıyla davacı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, 257 ada 3 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine "Bu parsel 1 derece doğal sit sınırı içinde kalmaktadır." şerhinin yazılmasına karar verilmiş ve iş bu karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, 1965 yılında yapılan seri bazda orman kadastrosu, 1986 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2896 sayılı 6831 Sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun'la (2896 sayılı Kanun) değişik hükümleri uyarınca yapılan evvelce herhangi bir şekilde orman sınırları dışında kalmış ormanların orman kadastrosu ve 2/B madde çalışması, 1988 yılında yapılan 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı 31.08.1956 Tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la (3302 sayılı Kanun) değişik 2/B madde uygulaması ve 2017 yılında 6831 sayılı Kanun'un 4999 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la (4999 sayılı Kanun) değişik maddeleri uyarınca yapılan fenni hataların düzeltilmesi çalışmaları mevcut olup, arazi kadastrosunun 1979 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usûl ve kanuna uygun olup, davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, istek halinde peşin harcın temyiz eden davalıya iadesine Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/3493, K. 2024/7892, T. 23.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-3493-e-2024-7892-k-9904e5275d2a