Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3476 E. 2024/1091 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3476
- Karar No
- 2024/1091
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/765 E., 2023/361 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/250 E., 2022/70 K. Taraflar arasında Ankara 14.Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 13.02.2024 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Avukat ... ve karşı taraftan davacılar vekili Avukat Begüm Mermeroğlu geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; işin esası incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 22.02.2024 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar ... ve müşterekleri asıl davada, davalı ... Derneğinin 2019 yılı genel kurul kararı ile seçilmiş yönetim kurulu üyesi olduklarını, davalı dernek hakkında mahkemece verilmiş ve kanun yolu sürecini tamamlayarak kesinleşmiş herhangi bir olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmasına dair karar, bunun yanı sıra olağanüstü genel kurul toplantısı yapılması emrini içeren herhangi bir icra emri de bulunmadığını, bunun dışında hiç kimsenin re’sen mahkeme kararını icra ve infaz edemeyeceğini, ortada icra takibine konu edilmiş ve kesinleşmiş bir mahkeme kararı yokken 3 kişinin kendisini çağrı heyeti ilan etmesinin usule aykırı olduğunu, bu kişilerin süre yönünden de usule aykırı şekilde yönetim kuruluna bildirimde bulunmadıklarını, 01.03.2021 tarihinde dernek genel kurul toplantısı yapılamayacağını, Cumhurbaşkanı kararının 01.03.2021 tarihi öğleden sonra saatlerinde açıklandığını, dernek genel kurul toplantılarının en fazla 300 üye ile yapılabileceğinin bildirildiğini, 1295 üyesi bulunan davalı derneğin 01.03.2021 günü saat 11.00’de gerçekleştirdiği iddia edilen olağanüstü genel kurul toplantısının bu nedenle de usule aykırı olduğunu, 26.02.2021 tarihli bildirimde toplantı saatine yer verilmediğini, çağrı heyetinin toplantıya katılacak üyelerin listesini tutamayacağını, bu görevin hem olağan hem olağanüstü genel kurul toplantılarında sadece yönetim kuruluna tanınmış bir hak ve yetki olduğu ileri sürülerek 01.03.2021 ve 08.03.2021 tarihlerinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantıları ve alınan kararların yok hükmünde olduğuna karar verilmesini istemişlerdir. Birleşen Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/273 Esas sayılı dosyasında ise davalı dernek üyesi olan ... asıl davadaki iddialar tekrar edilerek 01.03.2021 ve 08.03.2021 tarihlerinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantıları ve alınan kararların yok hükmünde olduğuna karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; asıl ve birleşen dava dosyalarında ileri sürülen iddialar reddedilerek açılan davanın reddine karar verilmesi savunulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, davalı derneğin olağanüstü genel kurula belirtilen gündem doğrultusunda toplantı çağrısı yapmak üzere dernek üyeleri Murat Kaplan, Ali Fuat Mengüç ve Gülpembe Güzelgöz’ün görevlendirilmelerine dair Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 07.10.2020 tarih, 2020/584 Esas-2020/1929 Karar sayılı kararının henüz kesinleşmeden genel kurul yapıldığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın kabulü ile, davalı ... Derneğinin 01.03.2021 ve 08.03.2021 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantıları ile bu toplantılarda alınan kararların iptaline karar verilmiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davalı ... olağanüstü toplantıya çağırmak üzere Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 07.10.2020 tarihli ve 2020/584 Esas, 2020/1929 Karar sayılı üç üye görevlendirildiği, anılan mahkeme kararı ile görevlendirilen kişiler (çağrı heyeti) eliyle 01.03.2021 ve 08.03.2021 tarihlerinde olağanüstü genel kurul toplantılarının yapıldığı, ancak bu tarihler itibariyle Ankara 5. Sulh Mahkemesince verilen toplantı çağrısı yapmak üzere görevlendirmeye ilişkin kararın henüz kesinleşmediği, bu tarihlerden daha sonraki bir tarih olan 26.04.2021 tarihinde kesinleştiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 367/2 inci maddesi hükmü uyarınca, kişiler hukukuna ilişkin kararların kesinleşmeden icra edilemeyeceği, buna rağmen kesinleşmiş mahkeme kararı olmadan söz konusu mahkeme kararı ile görevlendirilen kişiler (çağrı heyeti) eliyle davaya konu 01.03.2021 ve 08.03.2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantılarının yapıldığı, mahkemece açıklanan hususlar belirlenmek ve benimsenmek suretiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, mahkemece açıklanan hususlar belirlenmek ve benimsenmek suretiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davalı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler tekrar edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. Dava, Sulh Hukuk Mahkemesince derneğin olağanüstü genel kurula çağrılması için görevlendirilen kayyım heyetinin çağrısı üzerine yapılan genel kurul toplantısının görevlendirme kararının kesinleşmeden genel kurul yapıldığı iddiası ile iptali istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 17.100,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacılara verilmesine, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.