Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3210 E. 2024/8031 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3210
Karar No
2024/8031
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/404 E., 2020/765 K. DAVA TARİHİ : 05.07.2010 KARAR : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasındaki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17 nci maddelerine dayalı olarak açılan tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: kısmen Elmalar köyü kısmen de Yusufhacılı köyü Safalı mevkinde bulunan ve sınırları dava dilekçesinde gösterilen tahmini 100 dönümlük taşınmazı müvekkillerinin eklemeli zilyetlik yolu ile 100 yılı aşkındır tarım arazisi olarak kullandığını belirterek 4721 sayılı Kanun'un 713 üncü madde hükümleri gereğince kazandırıcı zaman aşımı şartlarının gerçekleştiğini bu nedenle anılan taşınmazın müvekkilleri adına eşit hisseli olarak tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekilleri cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesinin davanın kısmen kabulüne dair verdiği önceki karar, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 09.03.2020 tarihli ve 2016/15957 Esas, 2020/1005 Karar sayılı ilamıyla; yargılama sırasında 6360 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın ilgili kamu tüzel kişiliği olarak davada yer alması gerektiğinin gözden kaçırıldığı, davada taraf teşkilinin sağlanmadığı, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nı davaya dahil etmesi için davacı tarafa süre ve imkan tanınması,, taraf teşkilinin sağlanması halinde, dahili davalıdan savunma ve delillerinin sorulması, bildirdiği takdirde delillerinin toplanması ve ve bundan sonra tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerektiği, mahkemece bu husus gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilerek hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu, temyiz itirazlarının açıklanan nedenlerle yerinde olduğu gerekçesiyle sair yönler incelenmeksizin hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; fen bilirkişisi raporunda (C) - (F) - (G) harfi ile gösterilen kısımlarda zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği, (E) harfi ile gösterilen 20734,23 m2'lik yerin ise 2002 tarihli gizli memleket haritasında yoğun şekilde maki formunda çalılar bulunan tarımsal faaliyet bulunmayan alan içerisinde kaldığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile, fen bilirkişi Mehmet Yiğit tarafından düzenlenen 20.06.2013 tarihli rapor krokisinde (C) harfi ile gösterilen 63209,58 m2, (F) harfi ile gösterilen 23080,28 m2, (G) harfi ile gösterilen 22472,01 m2 mesahalı yerlerin davacılar adlarına eşit hisse ile tapuya kayıt ve tesciline, (E) harfi ile gösterilen 20734,23 m2 mesahalı yerin arazi vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporlarının yetersiz ve sadece kanaate dayalı soyut nitelikte olduğunu, zirai bilirkişi raporunda taşınmazların imar ihya edildiği tespitinin hiçbir teknik ve bilimsel incelemeye göre yapılmadığını, teknik bilirkişi raporlarında 1990’lı yıllarda taşınmazların kısmen kullanılmaya başlandığı söylenmesine ve davanın 2010 da açılmasına rağmen 20 yıllık zilyetlik varmış gibi karar verildiğini, orman bilirkişi raporunda, taşınmazların dava tarihinden önceki son 20 yılını gösteren değişik tarihlerde çekilmiş hava fotoğraflarının uygulanmadığını, uygulanan hava fotoğraflarının 1948 ve 1985 tarihli olduğunu ve taşınmazın son 20 yılını göstermediğini, dava konusu taşınmazın 1948 tarihli hava fotoğrafında maki formunda ağaççık ve çalılar bulunan kullanılmayan hali arazi olarak, 1985 tarihli hava fotoğrafında ise münferit halde yapraklı ağaçlar haricinde, herhangi bir tarımsal faaliyet bulunmayan alan içeresinde gözüktüğünü, bu durumda davacıların taşınmazlarda herhangi bir zilyetliği olmadığı gibi taşınmazların tarım arazisi haline getirilmemiş olduğunun da hava fotoğrafları ile tespit edildiğini, dinlenen bilirkişi ve tanık beyanlarının da çelişkili olduğunu, davacının muvafakatleri olmadan talebini genişlettiğini, davacının dava konusu yerlerde herhangi bir zilyetliği bulunmadığını ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme ve yetersiz araştırma ile düzenlenen bilirkişi raporuna uyulmak suretiyle karar verildiğini, taşınmazın evveliyatı hakkında mahkemece tatminkâr ve hükme esas teşkil edecek yeterlilikte bir araştırma yapılmadığını, ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. Dava, 4721 sayılı Kanun'un 713/1, 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17 nci maddelerine dayalı olarak açılan tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükme esas krokide (C) (G) ve (F) harfi ile gösterilen kısımları bakımından zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, temyiz incelemesi sırasında Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgu sayfası üzerinde yapılan sorgulama ve UYAP Tapu Kadastro Entegrasyon Ekranında yapılan sorgulama sonucunda (F) harfi ile gösterilen bölümünün Elmalar mahallesi 136 ada 22 parsel, (E) harfi ile gösterilen bölümünün ise Elmalar mahallesi 136 ada 24 parsel numarasını alarak tapuya kaydedildiği anlaşılmıştır. 3402 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinde, Kadastro Mahkemesinin görevinin, her taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği gün başlayacağı açıklanmış; anılan Kanun'un 27 nci maddesinde ise, mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili ve henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala ilişkin davalar hakkında o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevinin sona ereceği ve davalara ait dosyaların kadastro mahkemesine re'sen devrolunacağı belirtilmiştir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, hükme esas alınan fen bilirkişi raporu ekindeki kroki de eklenmek suretiyle ilgili Tapu ve Kadastro Müdürlüğüne müzekkere yazılarak tescil davasına konu olan ve hükme esas alınan krokide (C), (G), (F) ve (E) bölümleri hakkında kadastro tutanağı düzenlenip düzenlenmediğinin ve taşınmaz bölümlerinin tapuda kayıtlı Elmalar mahallesi 136 ada 22 parsel ve 136 ada 24 parsel sayılı taşınmazlara isabet edip etmediğinin belirlenmesi, ayrıca adı geçen birimlerden taşınmazın ilk oluşumundan itibaren tüm tapu kayıtlarının ve tapu kütük sayfasının, tapu kadastro sonucu oluşmuş ise kadastro tespit tutanağının onaylı sureti getirtilerek tapunun ilk oluşum tarihinin tespit edilmesi, taşınmaz bölümleri hakkında dava tarihinden sonra kadastro tutanağı düzenlendiği anlaşılması halinde 3402 sayılı Kanun’un 26 ve 27 nci maddeleri gözetilerek davaya bakma görevinin Kadastro Mahkemelerine ait olacağı düşünülerek görevsizlik kararı verilmesi, tutanak düzenlenmeyen kısımlar yönünden ise Asliye Hukuk Mahkemesince yargılamaya devam edilmesi, taşınmazların dava tarihinden önce veya sonra Hazine adına idari yoldan tapuya kaydedildiği saptandığı takdirde "çoğun içinde az da vardır" ilkesi gereğince davacının tescil talebinin "tapu iptali ve tescil" talebini de kapsadığı düşünülerek toplanan delillere göre davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiğinden, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması cihetine gidilmiş, bozmanın niteliğine göre davalı Hazine vekili ile davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,Bozmanın niteliğine göre davalı Hazine vekili ile davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,26.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/3210, K. 2024/8031, T. 26.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-3210-e-2024-8031-k-99b5f895d731