Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3174 E. 2025/6535 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3174
- Karar No
- 2025/6535
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/64 E., 2022/35 K.
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davaların kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, asıl dosyada davacı-birleşen dosyada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl dosyada davacı ... vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalıların muris ...'in mirasçıları olduklarını, tarafların bir araya gelerek 22.11.1987 tarihinde mirasın paylaşımı ile ilgili taksim sözleşmesi yaptıklarını, kadastro geçmediğinden taşınmazların tapu kaydı olmayıp tapusuz olduklarını, taraflar arasında yapılan sözleşmeye göre, Bursa ili Mudanya ilçesi ... Mahallesindeki muris ...'den intikal eden tapusuz taşınmazların yanlar arasında taksimlerinin yapıldığını, köy ihtiyar heyeti önünde tanzim olunan sözleşmenin tanıklar ve taraflarca imzalandığını, davalılarca sözleşmenin ifasına yanaşılmadığı gibi davalı ... tarafından ... mevkindeki tarla ile bağın olduğu yerin, davalı ... tarafından da ..., ..., ... yanı ile ... tarlak, yine her iki davalıca da ...'daki davacıya aidiyeti sözleşmesi ile belirlenen taşınmazların sürekli olarak kullanıldığını, davacının bu taşınmazlara sokulmadığı gibi kendisine ecrimisil bedeli de ödenmediğini beyan ederek, haksız kullanım ve müdahelenin önlenmesine karar verilmesini talep etmiş; Mudanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesince 04.03.2008 tarihli ve 2005/313 Esas, 2008/61 Karar sayılı kararla; dava konusu taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği ve kadastro tespitlerinin kesinleşmediği gerekçesiyle, görevsizlik kararı verilerek dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Birleşen 2006/361 Esas sayılı davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; davalı ...'in, davacının kardeşi olduğunu, muris ...'den 22.11.1987 tarihli rizai taksim sözleşmesi ile taşınmazların intikal ettiğini, taksimin yapıldığı tarihte taşınmazların tapusuz olup, kadastronun 2006 yılında geçtiğini, rızai taksim sözleşmesinde dava dışı kalmış yerler ve diğer mirasçılar ile aralarında sorun olmayıp sadece kardeşi ...'in davacıya rızai taksim sonucu bırakılan yerlere tecavüzü ve kadastro sırasında hatalı ölçüm ve tespit sonucu gerçek hakkının verilmediğini beyan ederek; Mudanya ilçesi ... köyü 1 02... ve 65, 1 04... , 371, 1 59... parsellerde davalı ... adına yanlış ölçümleme yapıldığından, yine davalı ... lehine de 1 06... ve 3 parsellerle ilgili olarak hatalı ölçümleme yapıldığından kadastro tespitlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen 2006/377 Esas sayılı davada davacı ... dava dilekçesinde; Mudanya ilçesi ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 1 06... , 6, 1 02... , 1 69... ada 215 parsel sayılı taşınmazların yapılan tespitlerinin iptali ile taşınmazların veraset payları oranında tesciline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu 1 04... , 282, 283, 284, 2 85... parseller yönünden açılan davanın kabulüne, dava konusu bu taşınmazlardan 281 parselin ... adına; 282 parselin ... adına; 2 83... parsellerin müdahil ... adına; 284 parselin ... adına; 286 parselin ... adına fen bilirkişisinin 28.08.2021 tarihli ek raporuna ekli haritada belirtilen koordinatlı sınırları ile tespit ve tescillerine; ...'nin açtığı dava konusu 1 06... ve 6 parsellerin sınırına yönelik davanın feragat nedeniyle reddine; ...'nın dava konusu 1 06... ve 2 parseller arasındaki sınırlar yönünden açmış olduğu davanın esastan reddine; dava konusu 1 06... , 3 ve 6 parsellerin tespit gibi tescillerine; ...'nın dava konusu 1 04... ve 160 parsellerin sınırına yönelik davasının kabulüne, fen bilirkişisinin 17.05.2017 tarihli raporu ekindeki bu parsellere yönelik krokisi esas alınarak (A) ile gösterilen alanın 159 parselden alınarak 160 parsele eklenmesi suretiyle, 159 parselin ..., 160 parselin ... adlarına, rapordaki alan ölçüsü ve sınırları ile tescillerine; dava konusu 1 04... , 212, 213. 214, 2 15... parseller yönünden açılan davanın kabulüne, fen bilirkişisinin 23.10.2019 tarihli raporuna ekli krokide gösterilen sınırlar esas alınarak 211 parselin ... adına; 212 parselin ... adına; 213 parselin ... adına; 214 parselin ... adına, 215 parselin ... adına; 216 parselin ... adına tesciline; dava konusu 1 02... , 65... parsellere yönelik davaların reddine, 1 02... parselin ..., 1 02... parselin ..., 1 02... parselin ... adlarına tescillerine; dava konusu 1 04... , 328, 329, 330, 3 31... parsellere yönelik davaların reddine, 1 04... parselin ... adına; 1 04... parselin ... adına; 1 04... parselin ... adına; 1 04... parselin ... adına; 1 04... parselin ... adına; 1 04... parselin ... adlarına tescillerine; dava konusu 1 04... ve 371 parsellere yönelik davanın reddine, 370 parselin ..., 371 parselin ... adlarına tescillerine; dava konusu 1 02... parsel hakkında herhangi bir dava belirtilmediğinden bu parselin ... adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı-birleşen dosya davalısı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hükme yeterli değildir. Şöyle ki; dava konusu taşınmazların sınırında orman parseli bulunmaktadır. Yine 1 04... , 2 12... parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanak asılları dosyaya getirtilmemiştir. Dava konusu taşınmazların tutanak asılları, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 5. maddesi gereğince kadastro mahkemesine devredildiğine göre aynı Kanun'un 30/2. maddesine göre kadastro hâkimi re'sen araştırma yaparak taşınmazların gerçek hak sahiplerini tespit etmek zorundadır. Ne var ki, dava konusu taşınmazların sınırında orman parseli yer aldığı halde İlk Derece Mahkemesince orman araştırması yapılmadan, 1 04... , 2 12... parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanak asılları getirtilmeden, Orman İdaresi ve Hazinenin davaya katılımı sağlanmadan yokluklarında yargılama yapılıp yazılı şekilde sonuçlandırılması doğru değildir. Bilindiği üzere Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunmayan tapusuz taşınmazlar 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerindeki koşulların varlığı halinde zilyedi adına tespit ve tescil edilir. Bu sebeplerle öncelikle dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir davetiye Orman İdaresi ve Hazineye tebliğ edilerek husumet yaygınlaştırılmalı, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişisi, bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen bilirkişisi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 47 85... sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman mühendisi bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmazlar, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazların gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazların niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazların imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazların evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.