Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3042 E. 2025/6265 K. – Kadastro Tespiti

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3042
Karar No
2025/6265
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/1 E., 2022/2 K.

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmiş ise de tebligat masrafları için istem yapılmasına rağmen gelmediğinden duruşma talebinin reddine karar verildikten sonra; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında, Karaman ili Sarıveliler ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 30... parsel sayılı 3.891,74 m² yüzölçümündeki taşınmaz satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak "elma bahçesi ve havuz" vasfıyla eşit paylarla davalılar ... ve ... adına tespit edilmiştir. Davacı ...; miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava açmış; yargılama sırasında aynı

murisin mirasçıları olan ..., ..., ... ve ... ise davacı ile aynı nedenlere dayanarak, davaya katılmışlardır. İlk Derece Mahkemesince verilen ilk karar Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 26.12.2013 tarihli ve 2013/12572 Esas, 23378 Karar sayılı ilamı ile "...dava ve temyize konu taşınmazın, tarafların ortak miras bırakanı ...'dan kaldığı, davalı tarafın ...'dan kaldığını ispatlayamadığı, ortak miras bırakan ...'ın ölümünden sonra mirasçılar arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın yapılmadığının, İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlendiği; davalı ...'ın dayandığı 23.9.1968 tarihli senede göre ...'ın eşi ...'dan gelen miras payını oğlu davalı ...'a verdiği, davalı ...'ın dayandığı 8.10.1971 tarihli senede göre ..., davalı ...'a satış yapmış ise de ... terekesinin iştirak halinde olduğu ve paylaşılmadığı dikkate alındığında mirasçı olmayan ve 3. kişi durumunda bulunan ...'a yapılan satışın geçersiz olduğu, diğer alıcı olan ...'ın ise ...'ın mirasçısı olduğu, mirasçılar arasında yapılan pay devrinin geçerli olduğu dikkate alındığında ...'a yapılan pay devrinin geçerli olduğunun ise tartışmasız olduğu; dava konusu taşınmaz üzerinde mirasçılardan ... zilyet bulunduğundan, davalı ...'ın müstakil 20 yılı aşan zilyetliğinin de bulunmadığının dosya kapsamı ile sabit olduğu; ayrıca, İlk Derece Mahkemesince, ... mirasçılarından olan ve hükmü temyiz eden ..., ..., ... ve ...'in miras paylarını davalı ...'a devredip devretmedikleri de sorulup saptanmadığı gibi dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların kim tarafından meydana getirildiği belirlenerek, muhdesatların ortak mirasbırakan dışında kişiler tarafından meydana getirildiğinin anlaşılması halinde taşınmaz üzerindeki muhdesatların niteliği belirlenerek meydana getiren kişilere ait olduğunun 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 19. maddesi hükmü uyarınca tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmesi gerekirken bu konuda olumlu ya da olumsuz bir hüküm de kurulmadığı gibi kabule göre de muris ...'ın 25.12.1962 tarihinde öldüğü dikkate alındığında, mirasçılarının paylarının 3402 sayılı Kanun'un 25. maddesine göre belirlenmesi ve dava konusu taşınmazın payları oranında mirasçıları adlarına tesciline karar verilmesi gerekirken, mirasçıların kimlik bilgileri ve payları belirlenmeden dava konusu taşınmazın ... mirasçıları adına tapuya tesciline dair karar verilmesinin dahi isabetsiz olduğuna..” değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı yazılı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; muris ...'ın mirasçılarından ..., ... ve ...'ün de miras paylarını davalı ...'a devrettikleri gözetilerek bu kişilerin paylarını davalı ...'a eklemek suretiyle davanın kabulüne, dava konusu 1 30... parsel sayılı taşınmazın isim ve payları belirtilen ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 21.11.2019 tarihli ve 2016/16012 Esas, 2019/7590 Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verildikten sonra; yine aynı taraflarca karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 17.12.2020 tarihli ve 2020/2050 Esas, 2020/6028 karar sayılı kararı ile "...dosya içeriğine, Mahkeme kararında belirtilip, Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre davalılar vekilinin taşınmazın mülkiyetine yönelik karar düzeltme taleplerinin yerinde olmadığı; ancak İlk Derece Mahkemesince, tespit tarihi itibariyle taşınmaz üzerinde bulunan ve davalı tarafça meydana getirilen havuz ve meyve ağaçlarının beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmesi gerekirken, hükmüne uyulan bozma ilamına ve bozma ilamının atıf yaptığı 3402 sayılı Kanun'un 19. maddesinin yanlış anlam atfedilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup hükmün bu nedenle bozulması gerektiği halde sehven onanmış olduğu anlaşılmakla, davalılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Daire'nin 1.11.2019 tarihli ve 2016/16012 Esas, 2019/7590 Karar sayılı onama ilamının ortadan kaldırılmasına ve hükmün yukarıda belirtilen nedenlerle bozulmasına" karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, bozma ilamında yazılı gerekçelerle ve bu aşamada da mirasçılardan ..., ..., ... ve murisin kızı ... mirasçılarının da davalı ... lehine paylarından feragat ettikleri gözetilerek adı geçenlerin payları da davalı ... payına eklenmek suretiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın kök muris ...'ın bir kısım mirasçıları adına hükümde gösterilen paylarla tesciline; tespit tarihi itibariyle taşınmaz üzerinde bulunan ve davalı tarafça meydana getirilen havuz ve meyve ağaçlarının beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Öncelikle ifade etmek gerekir ki; İlk Derece Mahkemesinin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan İlk Derece Mahkemesi kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK). Yukarıda açıklanan ilke ve esaslar ışığında somut uyuşmazlık incelendiğinde; İlk Derece Mahkemesince verilen ilk kararın temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararında da açıkça ifade edildiği gibi, dava konusu taşınmazın evveliyatının tarafların ortak miras bırakanı ...'a ait olduğu sabit olup ortak murisin eşi (ve aynı zamanda davalı tespit maliki olan ...'ın annesi olan) ...'nin; "eşi ...'dan gelen miras payını 23.9.1968 tarihli senede göre oğlu davalı ...'a verdiği, mirasçılar arasında yapılan pay devrinin geçerli olduğunun tartışmasız olduğu" dosya kapsamına uygun ve doğru olarak ifade edilmiş olup, anne ... payı yönünden davalı ... lehine usuli müktesep hak oluşmuştur. Nitekim; İlk Derece Mahkemesince bozma öncesi 23.05.2016 tarihli ve 2014/17 Esas, 2016/58 Karar sayılı kararda da anne ...'ın miras payı ile ayrıca diğer pay devri yapan mirasçılar olan ..., ... ve ...'ün miras payları da davalı ...'nin payına eklenmek suretiyle, bu payların davalı ... adına; bakiye payların ise miras payı devri yapmayan muris ...'ın diğer mirasçıları adına tesciline karar verilmiş ancak hüküm, sadece taşınmaz üzerinde tespit tarihi itibariyle bulunup davalı tarafça meydana getirilen havuz ve meyve ağaçlarının beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur. Bununla birlikte; hükmüne uyulan bozma ilamından sonra yargılama sırasında muris ...'ın diğer mirasçılarından bir kısmı (..., ..., ... ve murisin kızı ... mirasçıları) da yine davalı ... lehine paylarından feragat etmişler; İlk Derece Mahkemesince de doğru olarak bu feragat beyanları gözetilerek adı geçenlerin payları da davalı ... payına eklenmek suretiyle yukarıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ne var ki; İlk Derece Mahkemesince kurulan son hükmün incelenmesinde; muris ...'ın terekesinden mirasçılarına düşecek paylar hesap edilirken; muris ...'den, eşi (1999 tarihinde ölen) ...'ye düşen payın hükmüne uyulan bozma ilamlarında da açıkça belirtildiği gibi davalı ...'a devredildiği ve dahi İlk Derece Mahkemesince verilen önceki tarihli hükümde de bu pay davalı ... adına tescil edildiği halde, İlk Derece Mahkemesince kesinleşen bu yönler dikkate alınmaksızın iş bu son hüküm ile anne ...'ın payının, davalı ... dışındaki alt soyuna da (diğer bir ifade ile ...'nin ...'den olma diğer çocuklarına da) dağıtılmak suretiyle hüküm kurularak davalı aleyhine olacak şekilde eksik pay tespiti yapılmış ve davalı ... lehine oluşan usuli müktesep hakkı zedeler tarzda karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Yine 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek zorundadır. Aynı Kanun'un 19/2. fıkrasında, taşınmaz üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise bunun, sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterileceği belirtilmiştir. Buna göre, İlk Derece Mahkemesince "tespit tarihi itibariyle taşınmaz üzerinde bulunan ve davalı tarafça meydana getirilen havuz ve meyve ağaçlarının beyanlar hanesinde gösterilmesine..." karar verilmiş olmakla beraber, tespit sırasında taşınmazda bulunan meyve ağaçlarının yaş ve cinsleri 19.06.2012 tarihli raporda açıkça gösterilmiş olmasına rağmen; hüküm yerinde gösterilmediği gibi yine anılan bu rapora da atıf yapılmamış olduğundan muhdesatlar yönünden verilen hükmün de infaza elverişli olduğundan bahsedilemez. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken iş; öncelikle muris ...'dan; 1999 yılında ölen eşi ...'ye düşen payın belirlenmesi ve bu payın müstakilen davalı ... adına tescilinin gerekeceğinin düşünülmesi; bundan sonra yine murisin bahsi geçen eşi ... ile müşterek alt soyu olan ve 1977 yılında bekar ve çocuksuz ölen ...'den mirasçılarına ...'in ölüm tarihinde sağ olan ve ... mirasçısı konumunda bulunan annesi ... ile geriye kalan kardeşlerine (anne-baba bir kardeşleri ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile baba bir kardeşleri ..., ..., ..., ... ve ...'e) düşecek miras paylarının ayrı ayrı belirlenmesi; yine ...'nin ölümü ile de ...'den kendisine kalan payın sadece kendi alt soyuna gideceğinin düşünülerek pay hesaplarının buna göre yapılması, bu şekilde tarafların payları belirlendikten sonra davalı ...'a pay devri yapan anne ... ile kardeşleri ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'e düşecek payların davalı ...'ın muris ...'den kendisine düşecek payı ile tevhid edilerek davalı ... adına; pay devri yapmayan diğer mirasçıların paylarının (bir başka ifade ile ..., ..., ... ve ... paylarının) ise sağ iseler kendi adlarına, ölmüş olanların ise belirlenecek mirasçıları adlarına tesciline karar verilmesi; bundan ayrı olarak kadastro tespit tarihinde taşınmazda var olduğu ve davalı ... tarafından meydana getirildiği/tesis edildiği anlaşılan havuz ile 19.06.2012 tarihli zirai bilirkişi raporunda yaş ve adetleri bildirilen (raporda 53 adet yaklaşık 5 yaşında olduğu bildirilen elma ağaçları hariç olmak üzere-zira bu ağaçların rapordaki yaşları dikkate alındığında kadastro tespit tarihinden sonra tesis edildikleri anlaşılmaktadır.) ağaçların yaşları ve sayıları açıkça yazılmak suretiyle davalı ...'a ait olduğunun tapunun beyanlar hanesine şerh edilmesi gerekir. İlk Derece Mahkemesince, yanılgılı değerlendirme ile davalı ...'ın taşınmazdaki payının eksik hesaplanması ve muhdesatlar yönünden ise yukarıda ayrıntısı ile açıklandığı üzere infaza elverişli olmayacak şekilde karar verilmiş olması isabetsiz olup hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/3042, K. 2025/6265, T. 09.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-3042-e-2025-6265-k-43547a217415