Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/1764 E. 2024/7510 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1764
Karar No
2024/7510
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1468 E., 2023/85 K. KARAR : Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Artvin 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/810 E., 2022/249 K. Taraflar arasındaki kadastro öncesi hukuki sebeplere dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. K A R A R Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi gereğince yapılıp 09.07.2007 ile 08.08.2007 tarihleri arasında ilan edilen orman kadastrosu, 29.06.2011 tarihinde ilan edilen 2/B Çalışması, 21.05.2013 ile 20.06.2013 tarihleri arasında ilan edilip itirazsız kesinleşen 3402 Sayılı Kanun’un Ek-4 üncü madde çalışması bulunmaktadır. 2013 yılında yapılan kullanım kadastrosu çalışmasında; 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına olman sınırı dışına çıkarılan 113 ada 2 nolu parsel içerisinde sınırlandırılması yapılan 113 ada 46 nolu parselin ...oğlu ...’ın 1980 yılından beri kullanımda olduğu halen de aynı vasıf ile kullanmaya devam ettiği gerekçesiyle “6831 sayılı Kanunun 2/b maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkartılmıştır.” ve “1980 yılından beri ...oğlu ...’ın kullanımındadır.” hususlarının beyanlar hanesinde belirtilmesi suretiyle Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Artvin ili Ardanuç ilçesi Yolüstü köylerinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında müvekkilinin murisi babası ...'dan intikal eden taşınmazlarının da bulunduğu Yolüstü köyü Köklücuvar mevkiindeki tarla/çayır vasfındaki taşınmazların komşu İncilli köyü çalışma alanında bırakıldığını ve İncilli köyü 253 ada 23 nolu parsele dahil ederek Hazine adına tespitinin yapıldığını, eski tapu kayıtlarının Yolüstü köyü 688 sahife, 49 ada 3 parsel ile 691 sahife, 49 ada 6 nolu parseller olduğunu, tapu kayıtlarında da görüleceği üzere bu taşınmazlarda müvekkillerin murisi ...'ın 1/2 hisse sahibi olduğunu, 49 ada 3 nolu parselin 4.852 m2, 49 ada 6 nolu parselin de 4154 m2 olduğunu, oysa bu bölgedeki taşınmazların Yolüstü ve Naldöken köyü sakinlerine ait olduğunu, hatta birçok taşınmazın eski tapu kayıtlarının da olduğunu, bu tapu kayıtlarının kadastro tarihine kadar geçerli kayıtlar olduğunu ve kadastro başlangıç tarihine kadar Ardanuç Tapu Müdürlüğünde harçlar alınarak satış işlemine de konu taşınmazlar olduğunu, bu taşınmazların halen malikleri tarafından kullanılan taşınmazlar olduğunu, ancak çalışma alanı İncilli köyü çalışma alanına bırakıldığı için İncilli köyü bilirkişilerince bu taşınmazların malikleri bilinmediği için ve İncilli köyü eski tapu kayıtlarında da gözükmeyeceği için bu taşınmazların gerçek sahipleri araştırılmadan Hazine parseli olarak tespit gördüğünü, yine müvekkillerin dedesi ... adına eski tapuda Yolüstü köyü Çonat mevkii sahife 744, 56 ada 9 nolu 5414 m2 miktarlı parselin de öncesinde ormana bırakılmışken, orman vasfında olmadığı için 2/B kapsamına alındığını ve Ardanuç İncilli köyü çalışma alanında kaldığı için 113 ada 46 parsel olarak hazineye terk edilmiş ve zilyet olarak ... adına tespit ettirildiğini, bu parselin de tapusunun iptali ile davacılar adına 1/3'erlik hisse oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafça davanın reddine karar verilmesi savunulmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; Ardanuç Orman İşletme Müdürlüğünün 17.03.2022 tarihli yazı cevabından anlaşıldığı üzere; dava konusu 113 ada 46 parsel sayılı taşınmazın, 113 ada 1 parsel sayılı orman parseline dahil iken 2/B çalışmaları ile Hazine adına o rman sınırları dışına çıkarılan parsel olduğu, davacının ileri sürmüş olduğu tapu iptal ve tescil talebinin esasen 113 ada 1 parsel sayılı orman parseli hakkında yapılan orman kadastro çalışmalarına itiraz niteliğinde olduğunun anlaşıldığı, 113 ada 1 parsele ilişkin orman kadastro tutanakları ve askı ilan cetvelinin incelenmesinden; İncilli köyünde 3402 sayılı Kadastro Kanununa göre yapılan kadastro çalışmalarının 09.07.2007- 08.08.2007 tarihleri arasında askı ilanına çıkarıldığı ve itiraz edilmeyerek 09.08.2007 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, davanın 10 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra 21.03.2018 tarihinde açıldığı gerekçesiyle, Kadastro Kanunu’nun 12/3 üncü maddesi gereğince davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiş; hükme karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; kullanım kadastrosu sonucunda, Artvin ili Ardanuç ilçesi İncilli köyü çalışma alanında bulunan 113 ada 46 parsel sayılı 1.912,26 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın beyanlar hanesine "6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılmıştır" ve "1980 yılından beri ...oğlu ...'ın kullanımındadır." şerhleri verilmek suretiyle tarla vasfıyla davalı Hazine adına tespit edildiği, askı ilanlarının 21.05.2013-20.06.2013 tarihleri arasında yapıldığı, askı ilan süresi içerisinde dava açılmaması üzerine kadastro tespitinin kesinleşerek taşınmazın tapuya tescil edildiği, taşınmazın halen aynı vasıf ve yüzölçümle tapuda kayıtlı olduğu, iş bu taşınmazın 2/B uygulaması sırasında 113 ada 1 parsel sayılı taşınmazdan ifraz olunarak oluşturulduğu ve 113 ada 1 parselin ise tesis kadastrosu sonucunda orman vasfıyla davalı Hazine adına tespit edildiği, askı ilanlarının 09.07.2007-08.08.2007 tarihleri arasında yapıldığı, askı ilan süresi içerisinde dava açılmaması üzerine kadastro tespitinin kesinleşerek taşınmazın tapuya tescil edildiği, taşınmazın bir kısmının 2/B vasfıyla iş bu parselden ayrılarak başka parsellere gittiği, eldeki davanın ise 21.03.2018 tarihinde açıldığı, davacı vekilinin 26.03.2022 tarihli beyan dilekçesi ile davanın 2/B çalışmasına karşı açılmış bir dava olmadığını, kadastro öncesi eski tapu kayıtlarına dayanılarak açılmış bir tapu iptal ve tescil davası olduğunu ileri sürdüğü; 6292 sayılı Kanun'un 7/a ve 7/b maddeleri uyarınca bedelsiz iade talebinde bulunmadığı, dolayısıyla davanın niteliği gereği somut olayda Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü maddesinde düzenlenmiş olan 10 yıllık hak düşürücü sürenin gözetilmesi gerektiği, bu haliyle taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş, davacılar vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davada eski tapuya dayanıldığını, tesis kadastrosu dava açma süresi içerisinde dava konusu taşınmazın orman olmadığı anlaşılarak bizzat idare tarafından tek taraflı olarak 2/B kapsamında Hazine adına çıkarıldığını, bu tesis kadastrosu dava açma süresi içerisinde dava açtıklarını, idarenin müvekkiline haber vermeden, müvekkil adına mevcut tapulu ve müvekkillerinin zilyetliğinde bulunan taşınmazı Orman alanına bırakarak, daha sonra bu yanlışından dönerek tekrardan tarla vasfı ile Hazineye çıkarmakla, taşınmazın vasfını tesis kadastrosundaki statüye aldığını, davanın da tesis kadastrosu süresinde açıldığını, her iki durumda da davalının Hazine olduğunu, vatandaşın eski, yani kadastro çalışması başlamadan önce tapulu bir taşınmazında, İlk Derece Mahkemesince tekrardan orman askı süresinin geçerli kılınmasının büyük bir hak kaybı olduğunu, çünkü dava konusu taşınmazın dava sırasında Hazine adına kayıtlı olduğunu, 25.03.2018 tarihinde tesis kadastrosu süresi dolacakken 21.03.2018 tarihinde davayı açtıklarını, dava açıldığı sürede, Hazine adına kayıtlı olan bir taşınmaz için sürenin dolmadığını, ister 2/B kapsamında Hazine adına kaydedilsin, isterse tesis kadastrosunda Hazine adına tespit görmüş olsun burada hiçbiri açısından 10 yıllık süre dolmadan tapu kaydına dayanılarak dava açıldığını, orman askı süresinin baz alınmasının 3402 sayılı Yasaya aykırı ve Anayasaca en kutsal hak olan mülkiyet hakkının ihlali sonucunu doğurduğunu, davanın 2/B'ye karşı açıldığı değerlendirilmiş olsa dahi 2/B ilanının 21.05.2013-20.06.2013 tarihinde yapılmış olduğu için 10 yıllık sürenin 2/B açısından da geçmediğini, davanın 2/B çalışmasına karşı açılmış bir dava olmadığı ileri sürülmüş ise de, kendilerinin dayanaklarını ileri sürdüklerini ve iddialarını kuvvetlendirmek için dava konusu taşınmazın eski, kadastro yapılmadan önce müvekkillerinin tapulu taşınmazı olduğunu, bu nedenle yapılan orman sınırlaması, tesis kadastrosu ve 2/B çalışmalarının haksızlığını ileri sürmek için verilmiş bir beyan olduğunu, vatandaşın tapulu yerinin çok zorlama yorumlarla elinden alındığını, Kanunun arkası dolanılarak davanın süreden reddedildiğini, tesis kadastrosu sırasında tekrardan Hazineye parsel olarak dönen bir taşınmaz için 3402 sayılı Kanun'na göre tanınan süre dolmadan dava açılabileceğini, hakkın özü vatandaşa ait ise yorumların aleyhe olmaması gerektiğini, kararın tamamen yorumlarla vatandaş aleyhine sonuç doğurduğunu, Anayasal bir hak olan mülkiyet hakkının sonlandırılıyor ise bunun tapu malikine bildirilmesi gerektiğini, kararı temyiz ettikleri tarih baz alındığında, 2/B için halen dava açma süresinin dolmadığını, 20.06.2023 tarihinde dolacağını, yargılamadaki sürelerin uzaması nedeniyle belki de Yargıtay aşamasında bu süreyi de kaçırmış olacaklarını ileri sürerek ve istinaf başvuru dilekçesinde belirtiği nedenleri tekrar ederek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir. Dava, kadastro öncesi hukuki sebeplere dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/1764, K. 2024/7510, T. 12.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-1764-e-2024-7510-k-975853a1d2d3