Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/1176 E. 2024/7764 K. – Tapu İptali Ve

Konu: Tapu İptali Ve Tescil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1176
Karar No
2024/7764
Karar Tarihi
Konu
Tapu İptali Ve Tescil

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2996 E., 2022/2972 K. DAVA TARİHİ : 27.12.2019 KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Enez Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/114 E., 2021/102 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Enez Karaincirli köyü Fırıncılar mevkinde bulunan tahmini 5.500 m2 tutarındaki taşınmazı en az kırk yıldan bu yana malik sıfatıyla kullandığını, davaya konu alanın Hazine orman, köy tüzel kişiliği ve üçüncü şahıslar ile her hangi bir ilgisi bulunmadığını, dava konusu alanın müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; dava konusu alanın Karaincirli köyü 1674 ve 2615 parsel sınırları içerisinde kaldığı, dava kanun dayanağını TMK md. 713/1 inci hükmünden almakla, anılan hükme göre " Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir." hükmünde olduğu, tapusuz taşınmaz tescili davalarında dava konusu yerin kadastro harici bırakılmış olmasının şart olduğunu, tescil edilmiş taşınmazlar için TMK md. 713/1 inci hükmünün uygulama olanağı bulunmadığını, somut olayda dava konusu yerin 1674 ve 2615 parsel numaraları ile tescil edildiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. Verilen kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince; " Davacının adına tescilini istediği taşınmazın kısmen 1674 kısmen de 2615 parsel sınırları içerisinde kaldığı, 1674 parsele ait tapu kaydı incelenmesinde tarla niteliği ile hükmen Hazine adına 04/02/1999 tarihinde tescil edildiği, 2615 parsele ait tapu kaydı ve kadastro tutanağı incelendiğinde taşınmazın 1994 yılında yapılan kadastro çalışmalarında Orman Kanunu 2/B maddesine göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğu gerekçesiyle Hazine adına tescil edildiği, daha sonra satış işlemi ile 5000/22200 payının İbrahim DİKER adına, 12700/22200 payının Hüseyin KULA adına satışının gerçekleştiği, 4500/22200 payının ise halen Hazine adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu taşınmaz tapuda kayıtlı olup, kayıt maliklerinin açık kimlikleri bulunduğu, bu nedenle söz konusu taşınmazlar hakkında TMK 713 maddesi gereğince açılan tescil davasının dinlenilemeyeceği, ayrıca dava konusu taşınmazların 2/B niteliği ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazlardan olması nedeniyle 6831 sayılı Yasanın Ek 10 maddesi gereğince zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine" karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından; taşınmazın doğusu Lütfü Bilgin, batısı Halit Canpek, kuzeyi İbrahim Diker, güneyi Ahmet Çakır ile çevrili olduğu ve bu taşınmazın tapulama harici bırakıldığı, taşınmazın kadastro tespitinden çok önce müvekkili ve onun murisinin zilyetliği altında olduğu, taşınmazın orman olmadığı, zilyetlik ile mülk edinme şartları müvekkili lehine gerçekleştiğinden verilen kararın bozulması istemiyle temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenden alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/1176, K. 2024/7764, T. 18.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-1176-e-2024-7764-k-b0541bb40a5a