Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/1145 E. 2024/2552 K. – Kadastro Tespiti

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1145
Karar No
2024/2552
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/790 E., 2022/3118 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2017/40 E., 2020/117 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşmalı inceleme talebiyle davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra 16.04.2024 Salı gününde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiş olup, duruşma için tayin edilen günde temyiz eden davacı ... vekili Avukat ... ile karşı taraftan davalı Hazine vekili Avukat ... ve davalı ... İdaresi vekili Avukat ...' ın katılımlarıyla duruşmaya başlanarak, hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, İstanbul ili Arnavutköy ilçesi ... Mahallesinde bulunan 6660 ada 22 parsel sayılı 3.007,42 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Aralık 1950 tarihli ve 65 numaralı tapu kaydı ve tedavülleri uygulanarak bahçe vasfı ile ..., ..., ... ve ... adına paylı olarak tespit edilmiş; ... ve Milli Emlak Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan itirazlar kadastro komisyonunca reddedilmiş ve komisyon kararı 28.01.2017 - 29.03.2017 tarihleri arasında ilan edilmiştir. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; İstanbul ili Arnavutköy ilçesi Taşoluk ... Mahallesi 6660 ada 22 parsel sayılı taşınmazla bir bütün olan 1404 parsel sayılı taşınmazın 1974 yılında yapılan çalışmalarda ... adına tespit gördüğünü ve 1404 parsel olarak tescil edildiğini, bu taşınmazın 1989 tarihinde mirasçılarına intikal ettiğini ve mirasçıların tüm hisselerini ..., ... ve ...'a 03.08.2005 tarihinde sattıklarını, bu nedenle mirasçıların taşınmazda haklarının kalmadığını, 6660 ada 22 parselinde 1404 parselin devamı niteliğinde olduğunu ve 26.03.2007 tarihinde 1404 parselin müvekkili olan davacı tarafından satın alındığını bu taşınmazın da davacının kullanımında bulunduğunu ileri sürerek, ... mirasçıları adına yapılan tespitin iptaliyle davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; " davacının 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 13/1-B maddesine göre en az 10 yıllık zilyet olması gerektiği, ancak bilirkişi raporuna göre taşınmazın evveliyatının orman niteliğinde olduğu, 2013 yılında ormanın kısmen yok edildiği, 2018 yılında ise tamamen yok edildiği ve davacının taşınmazda zilyetliğinin bulunmadığı " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; davacı tarafından istinaf isteminde bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, " davacının, dava konusu taşınmazı kayıt maliklerinin akti haleflerinden satın aldığı iddiası ile eldeki davayı açtığı, 3402 sayılı Kanun'un 13/B-b maddesi gereğince kayıt sahibi veya mirasçılarından başkası zilyet bulunuyorsa, zilyet, taşınmaz malı, kayıt malikinden veya mirasçılarından veya mümessillerinden tapu dışı bir yolla iktisap ettiğini, onların beyanı veya herhangi bir belge ile veya bilirkişi veyahut tanık sözleriyle ispat ettiği ve ayrıca en az on yıl müddetle çekişmesiz, aralıksız ve malik sıfatıyla zilyet bulunduğu takdirde zilyet adına tespit edileceğinin hüküm altına alındığı, dosyaya sunulan bilirkişi raporuna ekli hava fotoğraflarından dava konusu taşınmazın 2013 yılına kadar ekonomik amaca uygun olarak kullanılmadığının ve tespit tarihine kadar davacı adına iktisap koşullarının oluşmadığının anlaşıldığı, bu haliyle İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine yönelik kararının usul ve Kanuna uygun olduğu " gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 17.100 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalılar Hazine ve Orman İdaresine verilmesine, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,90 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/1145, K. 2024/2552, T. 16.04.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-1145-e-2024-2552-k-841c288f612e