Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/2029 E. 2024/1857 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2029
- Karar No
- 2024/1857
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/36 E., 2023/372 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/233 E., 2022/356 K. Taraflar arasındaki paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi ve tefrik edilen ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince 09.03.2023 tarihli ek kararla temyiz dilekçesinin miktar itibariyle reddine karar verilmiştir. Ek karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; tarafların ortak murisi ... ...'ın 2012 yılında vefat ettiğini, her bir mirasçının 1/5 miras hakkına sahip olduğu halde babaları ...'dan kalan hiçbir taşınmazdan müvekkillerinin yararlanmasına müsaade edilmediğini, fındık, kivi ve diğer meyve ağaçlarından gelir elde etmesinin davalılar tarafından zor kullanılarak engellendiğini, gönderilen ihtarnamenin de sonuçsuz kaldığını, davalı ...'in hukuka aykırı olarak 146 ada, 52 parselde müvekkillerinin izni ve muvafakati olmamasına rağmen yapı inşaa ettiğini, 2015, 2016, 2017, 2018, 2019 yıllarına ait fındık, kivi, her türlü meyve, ev, serenti, ahır, samanlık, depo ve harman alanlarına dair ecrimisil ... bulunduğunu ileri sürerek; talep arttırım hakları saklı kalarak şimdilik 1.500,00 TL'nin müvekkillerinin hisseleri oranında karşı taraftan yasal faiziyle tahsiline, davalı ...'ın 146 ada, 52 parsele müdahalesinin men'ine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 28.06.2022 tarihli ara karar ile; ecrimisil istemine ilişkin dava, el atmanın önlenmesi istemli davadan tefrik edilmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; taraflar arasındaki derdest ortaklığın giderilmesi davası nedeniyle eldeki davanın dinlenme imkanı bulunmadığını, ... ...'ın 52 parsel sayılı taşınmazda hissesinin bulunmaması nedeniyle bu parsel yönünden ecrimisil istenemeyeceğini, bu talep yönünden tefrik kararı verilmesi gerektiğini, kadastro davasının 2018 yılında kesinleşmiş olması nedeniyle ayrıca bu parsel yönünden geriye dönük ecrimisil talep edilemeyeceğini belirterek; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 20.10.2022 tarihli ve 2022/233 Esas, 2022/356 Karar sayılı ilamıyla; "... Müdahalenin men'i istemine konu taşınmazın tarafların murisi ... ...'dan intikalen kalmış olup 3/5 hissesinin davacılar adına kayıtlı olduğu, dinlenen taraf tanıkları ve mahalli bilirkişi beyanlarına göre murisin vefatından sonra mirasçılar arasında paylaşım yapıldığı, 146 ada 52 parsel sayılı taşınmazı davalı ...'in kullandığı, davacıların ise kendi miras paylarına ilişkin kullanımlarının olmadığı..." gerekçesiyle; müdahalenin men'i talebinin kabulü ile; Ordu ili, Altınordu ilçesi, ... Mahallesi, 146 ada 52 parsel sayılı taşınmazda davacıların payına yönelik davalının el atmasının önlenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davalı vekili; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, taşınmazlar üzerindeki yapılara, fındık ve meyva ağaçlarına dair muhtesat iddialarının bulunduğunu, açılmış davalar arasındaki hukuki ve fiili irtibat nedeniyle davaların birleştirilmeleri gerektiğini, bilirkişi raporuna karşı yapmış oldukları itirazlarının dikkate alınmadığını, müvekkilinin taşınmaza müdahalesinin söz konusu olmadığını, taşınmaz alınırken ve fındık bahçesine dönüştürülürken müvekkillerinin para verdiklerini, davacıların kadastro mahkemesinin kararının kesinleşmesinden sonra taşınmazda pay sahibi olduklarını, bu tarihe kadar da müvekkilinin imar ettiği taşınmazı kullandığını, müvekkili tarafından açılan ortaklığın giderilmesi davası nedeniyle eldeki davanın dinlenme kabiliyetinin kalmadığını, müdahalenin varlığı kabul edilse dahi, devam edip etmediği kesin olarak tespit edilmeden karar verildiğini, davacılara yer göstermelerine rağmen bu yerleri beğenmeyerek fındıkları toplamadıklarını, taşınmazı kullanmadıklarını belirterek; kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesi; "İlk Derece Mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun olduğu" gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, kesin olmak üzere karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, kararın kesin olarak verildiğinin yazılmış olması sebebiyle ilk derece mahkemesince 01.02.2013 tarihli "kesinleşme şerhi" düzenlenmştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri ve Sonraki Yargılama Süreci Davalı vekili; Kamu düzenine aykırılık sebebiyle de temyiz yoluna gidilebileceğini, tefrik kararının hatalı olduğunu, tefrik kararı öncesinde mahkemece fındık ve meyve ağaçlarına ilişkin muhdesat davasının sonucunun beklenmesine ilişkin ara karar verilmişken 146 ada 52 parsel sayılı taşınmaza yönelik men'i müdahele talebiyle ilgili tefrik kararı sonrasında davanın kabul edilmesinin hatalı olduğunu, dosyalar arasında fiili ve hukuki irtibat bulunduğunu, tefrik kararının bu nedenle bozmayı gerektirdiğini, rapora itirazlarının dikkate alınmadığını, ortada haksız müdahale bulunmadığını, taşınmazların kök muris ... ve oğulları ... ile ... arasında üçe bölündüğünü, kadastro sırasında da bu şekilde beyanda bulunulduğunu, açılan ortaklığın giderilmesi davası nedeniyle eldeki davanın dinlenme kabiliyetinin ve hukuki yararın kalmadığını, müdahalenin varlığı kabul edilse dahi devam edip etmediği, kesin olarak tespit edilmeksizin karar verildiğini, müvekkilinin davacılara yer göstermesine rağmen bu yerleri beğenmeyerek, fındıkları toplamayıp taşınmazı da kullanmadıklarını belirterek; kararının bozulmasını istemiştir. Bölge Adliye Mahkemesi 09.03.2023 günlü ek karar ile "...yargılama sırasında belirlenen dava değeri ve hükme esas alınan miktarın karar tarihi itibariyle geçerli olan 238.730,00 TL'lik temyiz kesinlik sınırının altında kaldığı, miktar itibariyle kesin olduğu..." gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz talebinin reddine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin 09.03.2023 günlü ek kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Davalı vekili; esas karara yönelik yukarıda belirtilen aynı temyiz itirazlarını ileri sürerek, ek kararın kadırılmasını ve sonrasında Bölge Adliye Mahkemesinin 01.02.2023 tarihli esastan ret yönünde verdiği kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet hakkının içeriği” kenar başlıklı 683 üncü maddesinin 2 inci fıkrası hükmüne göre; “Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.” 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, "Yararlanma, kullanma ve koruma" kenar başlıklı 693 üncü maddesine göre; “Paydaşlardan her biri, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir.” 3. Değerlendirme 1. Somut uyuşmazlıkta; davalı vekilinin temyiz talebi hakkında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 09.03.2023 tarihli ek kararla, "...yargılama sırasında belirlenen dava değeri ve hükme esas alınan miktarın karar tarihi itibariyle geçerli olan 238.730,00 TL'lik temyiz kesinlik sınırının altında kaldığı, miktar itibariyle kesin olduğu..." gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmiş ise de, davalı tarafça temyize konu edilen davacı paylarının keşfen belirlenen toplam değeri 415.350,00 TL olup bu değer üzerinden de 05.05.2022 tarihinde tamamlama harcının davacı vekilince yatırıldığı, bu durumda temyiz edilen miktarın 415.350,00 TL olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple "...temyiz talebinin miktar itibariyle kesin olması nedeniyle reddine..." dair 09.03.2023 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Yukarıda (3.1.) bentte açıklanan nedenlerle; Bölge Adliye Mahkemesinin 09.03.2023 tarihli ek kararın KALDIRILMASINA, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 28.03.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.