Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/8540 E. 2024/6321 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/8540
Karar No
2024/6321
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1620 E., 2022/1038 K. KARAR : İstinaf başvurularının esastan ayrı ayrı reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/120 E., 2021/163 K. Taraflar arasında kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava; kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasıdır. Davacılar vekili; dava konusu Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi 232 ada 58 parsel sayılı taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 nci madde kapsamında kadastro tutanağı düzenlenerek tarla vasfı ile Hazine adına tespit edildiğini, beyanlar hanesine müvekkilleri adına şerh düşüldüğünü, taşınmazın müvekkillerinin babaları tarafından malik sıfatıyla zilyet sıfatıyla kullanıldığını, 20 yılı aşkın zamandan beri davacıların kullandıklarını belirterek dava konusu taşınmazın davacıların hissesi oranında adlarına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince; taşınmazın imar ve ihya koşulu olan, emek ve para sarf edilerek tarım arazisi hâline getirilmesi koşulunu sağlamadığı, dava konusu taşınmazın ev, dükkan ve bahçesi olarak kullanıldığı gerekçesiyle davanın reddine; ancak çoğun içinde azı da vardır kuralı gereği 05.05.2021 tarihli bilirkişi raporunda (A) (B) (C) (D) (E) harfi ile gösterilen ev ile ağaçların 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19 ncu maddesi uyarınca beyanlar hanesine davacılara ait olduğunun yazılmasına karar verilmiştir. Davacılar vekili; mahkemenin dosyayı sadece imar ihya yönünden inceleyerek davanın reddine karar verdiğini, zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı yönünde değerlendirme yapılmadığını, dava konusu taşınmazın öncesinde imar ihyaya muhtaç yerlerden olmadığını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/1 ve Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddeleri gereğince kazanılmalarının mümkün olduğunu, mahalli bilirkişiler, tanık beyanları ve bilirkişi raporu dikkate alındığında, tespit tarihinden geriye doğru davacıların ve murisin 20 yıldan fazla süre ile çekişmesiz ve aralıksız malik sıfatıyla zilyet olduğunun ispatlandığı iddiasıyla, davalı Hazine vekili; bilirkişi raporunun, taşınmaz üzerinde mevcut olduğu bildirilen yapıların kadastro tespitinden önce yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise hangi tarihten bu yana davacı tarafın kullanımında olduğu ve fiili olarak kullanımın bulunup bulunmadığı hususlarında denetime elverişli olmadığı iddiasıyla davacılar lehine şerh yazılmasına ilişkin kısım yönünden kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesince; taşınmazın ... Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planında 1. derece arkeolojik sit alanında kaldığı; taşınmazın imar ihyasından önce tarıma elverişli olmayan taşlık, çalılık ve fundalık halinde iken çalı ve fundaların temizlenip 1977 yılından sonra imar ihyasına başlanarak 1992 yılından önce imar ihyasının tamamlandığı, imar ihyası tamamlanmadan önce imar planına alındığı; davacılar lehine imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz iktisap koşullarının oluşmadığı; mahkemece beyanlar hanesinde davacılar lehine şerh verilen yapıların ise, kadastro tespit günü olan 2020 yılından önce taşınmaz üzerinde bulunduğundan davanın reddi ile davacılar lehine beyanlar hanesinde şerh yazılması hususunda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf taleplerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili, bilirkişi ek raporunun taraflarına tebliğ edilmeden karar verildiği, bilirkişi raporunda çelişkiler bulunduğunu, ... Koruma Amaçlı Uygulama İmar planının kesinleşme tarihinin saptanmadığını, ayrıca imar planı öncesinde davacıların kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik koşullarını sağlamış olduğu, bilirkişi heyetinde arkeolog bilirkişi bulunmadığı ve taşınmazın sit alanı içinde kalıp kalmadığının bilirkişi raporuyla belirlenmediğini, bilirkişi raporunda taşınmazın orman sayılmayan yer olduğu belirtilmesine rağmen istinaf kararında Orman Kanunu'nun 1/j maddesinin gerekçe gösterildiği bu yönüyle çelişki bulunduğu iddiasıyla, davalı Hazine ise; taşınmazın 1. derece arkelojik sit alanı içinde kaldığı, davacı tarafın muhtesat tespitine ilişkin taleplerinin olmadığı, taşınmaz üzerinde yapı yapılmasının imar ihya sayılamayacağı, Hazineye ait taşınmazlar üzerinde yapılan her türlü yapı ve tesislerin başka işleme gerek kalmaksızın Hazineye intikal edeceğinden muhtesat beyanlarının tapu kaydından terkin edilmesi gerektiği iddiasıyla kararı temyiz etmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ve davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ:Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenlerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/8540, K. 2024/6321, T. 04.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-8540-e-2024-6321-k-a61afb24f2bb