Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/8172 E. 2024/7010 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/8172
Karar No
2024/7010
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/479 E., 2021/665 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 6831 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılıp ekip çalışmalarının 24.09.1975 tarihinde, itirazlı yerlerde ise 30.09.1976 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2. madde uygulaması, daha sonra 07.04.1989 tarihinde ilân edilerek kesinleşen sınırlaması yapılmamış yerlerde orman kadastrosu, tüm ormanlarda aplikasyon ve 2/B madde uygulaması, 1969 yılında yapılıp kesinleşen genel arazi kadastrosu vardır. Arazi kadastrosunun kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir. Davacı ...; 25.12.2012 tarihli dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Karacabey ilçesi ... köyünde bulunan bir parça tesbit dışı taşınmazı imar ve ihya ettiğini, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu belirterek adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesinde aranan koşulların davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davacının davasının kabulüne, bilirkişiler tarafından düzenlenen 04.12.2013 tarihli rapor ve krokide (A) harfi ile işaretlenen 2.753,80 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine, Orman İdaresi ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince 19.04.2016 tarihli ve 2016/4024 Esas, 4713 Karar sayılı kararıyla; "Mahkemece verilen karar usûl ve kanuna aykırı olduğu gibi yapılan araştırma, inceleme ve uygulamada hükme yeterli değildir. Şöyle ki; hüküm tarihinden önce 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun'un 1/2 nci maddesi ile Bursa Büyükşehir Belediyesinin sınırları il mülkî sınırları olarak genişletilmiş; bu sınırlar içinde kalan köy ve beldelerin tüzel kişilikleri sona ererek bağlı bulundukları ilçe belediyelerine mahalle olarak katılmışlardır. Bu nedenle, büyükşehir sınırları içinde yer alan ... Köyünün tüzel kişiliği sona ermiş olup, 6360 sayılı Kanun'un geçici 1 nci maddesinin onüçüncü fıkrası uyarınca, yerine, bağlı bulunduğu Karacabey ilçe Belediye Başkanlığı geçmiştir. Bu durumda; 5216 sayılı Kanun hükümleri ve 6360 sayılı Kanun'un geçici 1 nci maddesinin onüçüncü fıkrası gereğince, ... köyünün bağlı bulunduğu ... ve Karacabey Belediye Başkanlığının huzuruyla davanın görülmesinde yasal zorunluluk bulunduğu halde anılan kurumlar davaya dahil edilmeden, davanın esası hakkında hüküm kurulmuş, hüküm tarihinden sonra Karacabey Belediye Başkanlığına gerekçeli karar tebliğ edilerek savunma hakkı da kısıtlanmıştır. Taraf sıfatı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-d maddesi uyarınca dava şartı olup istek olmasızın re'sen gözetilmelidir. Diğer taraftan hükme dayanak yapılan bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen raporda; davalı yer ile komşularının Topraksu Genel Müdürlüğünün 1980 yılında yaptığı 1/25000 ölçekli Türkiye Toprakları Haritasında, kahverengi orman toprakları büyük toprak grubuna giren VII. sınıf arazi kullanım kabiliyetine sahip orman vasıflı arazi olarak sınıflandırıldığı, kahverengi orman topraklarının orman örtüsü altında ve özellikle de geniş yapraklı ağaçlarla kaplı alanda oluştuğu, bu nedenle davalı yerin 1980 yılı öncesinde orman vasfı taşıdığı kanaatine varıldığı, aradan geçen süre içinde davalı yer ve çevresinde işlemeli tarım yapılarak IV. sınıf tarım arazisi haline getirildiği, çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdit haritası dışında kaldığı, 1957 tarihli memleket haritasında çalılık rumuzlu yeşil alanda, 1940 uçuş tarihli hava fotoğrafında koyu renkte gözüktüğü,üzerinde orman bitki örtüsü olduğunun teşhis edildiği, % 25 - 27 eğimli olduğu, memleket haritasında çalılık olarak gözükmekte ise de eylemli haliyle çalılık bulunmadığından orman sayılmayan yerlerden olduğu belirtilmiştir. Bu haliyle rapor, kendi içinde çelişik olduğu gibi orman tahdit haritası ile çekişmeli yerin kadastro paftası ölçekleri eşitlenmemiş,1/5000 ölçekli ve 1/10000 ölçekli kadastro paftası üzerinde değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 6 yada 7 orman tahdit sınır noktasını gösterecek biçimde tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki çizilmemiş, davaya konu taşınmaz 1940 tarihli hava fotoğrafında nokta olarak işaretlenmiştir. Anılan eksikliklerin giderilmesi yönündeki Dairenin iade kararı üzerine; aynı bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen ek raporda ise; çekişmeli yerin kesinleşen orman tahdit haritası dışında kaldığı, 1940 uçuş tarihli hava fotoğrafında koyu renkte gözüktüğü,üzerinde orman bitki örtüsü olduğu, bu bitki örtüsünün memleket haritaları verilerine göre çalılık olduğu, 1973 ve 1997 uçuş tarihli hava fotoğraflarının tekniğine uygun olarak incelemesinde açık renkte tarım alanı olarak gözüktüğü belirtilmiş, rapor ekindeki memleket haritası ve kadastro paftası üzerinde yapılan hat uygulamaları birbirinden farklı olduğu gibi, çekişmeli taşınmaz 1940 ve 1973 uçuş tarihli hava fotoğraflarında yine nokta olarak işaretlenmiş, 1997 uçuş tarihli hava fotoğrafında ise hiç gösterilmemiştir. Bu haliyle uzman bilirkişilerin orman tahdit haritası ve tutanaklarını , hava fotoğraflarını nasıl uyguladığı ve taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı yönünde duraksama olmuştur. Bundan ayrı çekişmeli taşınmazı ve komşularını gösterir şekilde 1969 yılında düzenlenen orijinal kadastro pafta fotokopisi getirtilmemiştir." gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; "Anılan taşınmazın, kesinleşen orman kadastrosuna göre orman sınırı dışında orman sayılmayan yer olduğu, 2.753,80 m²' lik kısmının davacıya yeğeni ...'ten intikal ettiği, bu taşınmazın 30-35 yıl kadar önce tarla niteliğinde olduğu, önceki zilyet davacının yeğeni ...'in burayı 1978 senesinde sebze bahçesi olarak kullandığı, 1987-1988 yıllarında davacıya sattığı, davacının da buranın üzerine ev yaptığı, çevresindeki alanı da bahçe olarak kullandığı, 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin önceki zilyet ... 'le birlikte 1998 yılında tamamlandığı mahalli bilirkişi ve tanıkların ayrıntılı beyanlarından anlaşılmış olup, davacının ve önceki zilyet ...'in aynı kadastro çalışma sahasında zilyetlikten edindiği taşınmazın bulunmadığı, dolayısıyla 4721 sayılı Kanun'un 713/1, 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17 nci maddeleri yönünden kazanma şartlarının davaya konu yerin 2.753,80 m² lik kısmı yönünden oluştuğu" gerekçesiyle davanın kabulüne ve Bursa ili Karacabey ilçesi ... Mahallesinde bulunan 26/06/2018 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 2.753,80 m² lik taşınmazın "ev ve bahçesi" vasfı ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş hüküm, davalı Hazine vekili, davalı ... İdaresi vekili, davalı ... Belediyesi vekili, davalı ... Belediyesi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup,davalı Hazine vekili, davalı ... İdaresi vekili, davalı ... Belediyesi vekili, davalı ... Belediyesi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 3.676,05 TL'nin temyiz eden davalı ... Başkanlığından alınmasına, 1.878,52 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1.878,53 TL'nin temyiz eden davalı ... Başkanlığından alınmasına, 7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,02.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/8172, K. 2024/7010, T. 02.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-8172-e-2024-7010-k-8c2e40b958a0