Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/7895 E. 2024/7060 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/7895
- Karar No
- 2024/7060
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1183 E., 2022/1343 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Pazarcık 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/494 E., 2021/586 K. Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Pazarcık 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın reddine, asli müdahillerin talebinin reddine ilişkin kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Çekişmeli taşınmazın bulunduğu, Kahramanmaraş ili Pazarcık ilçesi Ganidağı Mahallesi 108 ada 66 parsel sayılı taşınmazın 1997 tarihinde yapılan tesis kadastro çalışmasında orman olarak Hazine adına tespit gördüğü, tespite itiraz üzerine Pazarcık Kadastro Mahkemesinin 1997/66 Esas, 1997/58 Karar sayılı kararı ile davanın reddi ile tespit gibi tesciline karar verilmekle 27.10.1997 tarihinde kesinleştiği, 2021 tarihinde yapılan uygulama kadastrosunda taşınmazın yeni 113 ada 1 parsel numarasını aldığı, taşınmazın bulunduğu Ganidağı mahallesinde 2016 yılında yapılan ve 03.05.2016 tarihinde askı ilanına çıkartılarak 01.07.2016 tarihinde kesinleşen 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) öncesinde tapulama yapılıp orman kadastrosu yapılmamış yerlerde orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B uygulamasında taşınmazın 61 nolu Orman kadastro Komisyonu tarafından PII harfi ile gösterilip orman dışına çıkartıldığı, tescil işlemi ve kullanım kadastrosunun yapılmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin Kahramanmaraş ili Pazarcık ilçesi Ganidağı Mahallesi Döşeme de bulunan 108 ada 4 parsel sayılı tarlasının yanında bulunan ve tapu kaydı bulunmayan 35 yılı aşkın süredir müvekkilinin zilyetliğinde bulunan taşınmazın yaklaşık 18 dönümlük kısmını 35 yıldır ekip biçmekte olduğunu, zilyet olarak gözüken ve adlarına tescil yapılan bu kişilerin aslında zilyetlikleri bulunmadığının kendi ifadeleri ile de sabit olduğunu, taşınmazın kadastro sırasında uygulanan tapu kaydı tarihinden (inlikal tarihinden) geriye doğru yaklaşık 35 yıllık süre boyunca, öncelikle müvekkilinin dedesinin sonra babasının ve en sonunda müvekkilinin zilyetliğinde olup düzenli olarak ekilip biçilmiş olduğunu, bu süre boyunce hiç kimsenin ya da üstsoyunun dava konusu taşınmaza ilişkin herhangi bir zilyetlikleri söz konusu olmadığından dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile söz konusu taşınmazın müvekkili adına tescil edilmesini istemiş; davacı vekili 26.06.2018 tarihli ıslah dilekçesinde, dava dilekçesinde halen davalı adına kayıtlı bulunan taşınmazın zilyetliğinin tespiti ve tapu kaydının iptali ile söz konusu taşınmazın müvekkili adına tescil edilmesini istediklerini, ancak ilgili taşınmazın mevcut durumu ve tapulanma sürecinde olduğundan davayı zilyetliğin tespiti olarak ve davaya Orman İdaresinin dahil edilmesi yönünde ıslah ettiklerini, taşınmaz orman vasfından çıkarılmış olup, tapulama sürecinde olduğunu beyanla zilyetliğin tespitini istemiş; asli müdahil vekili müdahale dilekçesi ile, Mahkemenin 2018/494 Esasında kayıtlı bulunan dava dosyası üzerinden görülmekte olan davanın davacısı çekişme konusu olan ve Kahramanmaraş ili Pazarcık ilçesi, Ganidağı Mahallesi Döşeme mevkii ekli krokide PII olarak gösterilen taşınmazın yaklaşık 18 dönümlük kısmının 35 yılı aşkın süredir zilyetliğinde bulunduğu iddiasıyla tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuş olduğunu, söz konusu taşınmazı yıllardır müvekkilinin zilyetliğinde bulunmakta olduğunu, müvekkilinin burayı yaşlılık sebebiyle geçen yıl ekmemiş olup davacı yan müvekkilinden izin isteyerek söz konusu yeri kullanmış olduğunu, bu durumda asli zilyet müvekkili olup davacının yan feri zilyet konumunda olduğunu, dava konusu taşınmaza ilişkin yapılan tespitlerde de söz konusu yerlerin müvekkili ve ...'a ait olduğunu gösterir şekilde karar vermiş olduğunu beyanla asli müdahale taleplerinin kabulü ile taşınmazın zilyetliğinin müvekkili adına tescilini istemiş; davalılar, davanın reddini savunmuştur. Dava, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B madde uygulaması sırasında orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın 2/B uygulama tutanağında işgalci belirlemesine itiraz, zilyetlik şerhi verilmesi ve tapu iptali tescil istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacı taraf kadastro tespitinden geriye doğru yaklaşık 35 yıl öncesinden başlamak üzere, eklemeli olarak zilyetliğe dayalı olarak tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuş ise de dava konusu taşımazın ilk tesis kadastro tutanağının kesinleşiği tarih 27.10.1987 olduğundan kadastro öncesi sebebe dayalı tapu iptali davası açmak için 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinden tapu iptaline ilişkin talebinin reddinin gerektiği, her ne kadara davacı taraf, 26.06.2018 tarihinde sunmuş olduğu dilekçesi ile dava konusunu ıslah suretiyle değiştirdiğini ileri sürmüş ise de, dava konusunun değiştirilmesi tam ıslah ile mümkün olup, tam ıslah halinde ise ıslahın yapılmasından itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde yeni bir dava dilekçesi verilmesi gerektiğinden, davacı taraf bu usule uygun hareket etmediğinden, ıslahın yok hükmünde sayıldığı, ikinci talebin, fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 14719,98 metrekarelik alanda zilyet olduğunun tespitine karar verilmesi olup davacı tarafın zilyetliğin tespitini talep ettiği bu alanın orman sınırlandırma çalışmaları sırasında "P-II" nolu geçici parsel numarası ile 2/B parseli olarak sınırlandırıldığı ve kesinleştirme tutanağına göre dava konusu olan bu yere herhangi bir itiraz olmadığı ve dava açılmadığından 01.07.2016 tarihi itibariyle kesinleştirmesinin yapıldığı, ancak henüz tescilinin yapılmadığı, sınırlandırma tutanağında zilyet olarak ... oğulları ... ve ... işgalinde olduğu yönünde zilyetlik tespiti yapıldığının anlaşıldığı, asli müdahil ... tarafından sınırlandırma tutanağındaki bu tespite dayalı olarak ve ayrıca taraflar arasındaki müdahalenin menine ilişkin idari kararlara dayalı olarak eldeki dosyaya müdahale dilekçesi sunulduğu, dava konusu yerin zilyetlik tesciline konu olup olmayacağı yönünden yapılan araştırma sonunda, gerek davacı tarafından açılan davanın gerekse de asli müdahil tarafından açılan davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş; kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamına göre 2/B uygulama tutanağında (PII) harfi ile gösterilen dava konusu alanın içinde yer aldığı Kahramanmaraş ili Pazarcık ilçesi Ganidağı Mahallesi 108 ada 66 parsel sayılı taşınmazın 1997 tarihinde yapılan tesis kadastro çalışmasında orman olarak Hazine adına tespit gördüğü, tespite itiraz üzerine Kadastro Mahkemesinde yapılan yargılama ile davanın reddi ile tespit gibi tescile karar verildiği ve kararın 1997 tarihinde kesinleştiği, 2021 tarihinde yapılan uygulama kadastro çalışması ile taşınmazın parsel numarasının 113 ada 1 parsel olduğu, 61 nolu Orman Kadastro Komisyonu Başkanlığı tarafından yörede 2/B uygulama çalışması yapıldığı ve çekişmeli taşınmazın (PII) harfi ile gösterilip orman sınırı dışına çıkarıldığı, tescil işlemi ve kullanım kadastrosunun yapılmadığının anlaşıldığı, davacı ile müdahilin dava konusu taşınmazın Hazine adına orman sınırı dışına çıkartılması işlemine esas olan 2/B madde uygulama tutanaklarında işgalci/zilyet olarak kendi isminin değil başkasının isminin geçmesini de dava ettiği anlaşılmakta olduğu, orman sınırı dışına çıkartılan bu neviden yerlere ilişkin olarak 3402 sayılı Kanuna 5831 sayılı Kanun ile eklenen Ek 4 üncü maddesi uyarınca yapılacak kullanım kadastro çalışmasında taşınmazın fiilî kullanıcısı ve niteliği belirlenebileceği, 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulama çalışmaları sırasında, fiilî kullanıcı tespiti ve nitelik tespiti yapılmamakta olduğu, sadece taşınmazın 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olup olmadığının tespiti yapılmakta olduğu, davacının adının, 2/B madde uygulama tutanaklarında işgalci olarak geçmesi veya geçmemesi taşınmazın fiilî kullanıcısına ilişkin bir karine teşkil etmeyeceği, davacının/müdahilin dava konusu ettiği husus ancak; 3402 sayılı Kanuna 5831 sayılı Kanun ile eklenen Ek 4 üncü maddesi uyarınca yapılacak kullanım kadastro çalışmalarında dava konusu yapılabileceği, dolayısıyla, Hazine adına orman sınırı dışına çıkartılan yerlere ilişkin tutanaklarda işgalci olduğunun belirtilmemesinin herhangi bir hak kaybına yol açmaması nedeniyle 2/B tutanağının işgalci belirlemesine ilişkin tespitlerine karşı ilgililerin dava açmada hukukî yararlarının bulunduğundan söz edilemeyeceği, kaldı ki bu tespitlerin hukuki bir değeri de bulunmadığı, zira, komisyonun işgalci yani fiilî kullanıcı veya mera, tarla şeklinde nitelik belirleme yetkisi bulunmamakta olduğu, bu belirlemelerin, sadece taşınmazın orman vasfında olmadığını ifade için yapılan tespitler olduğunu, ayrıca tapu iptali ve tescil bakımından ise taşınmaz tespitinin hükmen 1997 yılında kesinleştiği dikkate alındığında dava tarihi olan 2018'e göre 3402 sayılı Kanunun 12/3 üncü maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin de geçtiğinin açık olduğu gerekçesiyle davanın reddi kararının sonuç olarak doğru olup istinaf başvurusunun esastan reddine ve hüküm gerekçesinin yukarıdaki şekilde düzeltilmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, temyiz edenin sıfatına göre davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.