Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/7624 E. 2024/6608 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/7624
Karar No
2024/6608
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1110 E., 2022/950 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/152 E., 2021/388 K. Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Çorum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı Hazine vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde öncesinde tesis kadastrosu yapılmış, dava konusu taşınmaz ve çevresi tespit harici bırakılmış; tespit harici bırakılan bu yerlerde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek 5 inci maddesi uyarınca orman kadastrosu yapılmış, daha sonra tesis kadastrosunda ve Ek 5 inci madde uyarınca orman yapılan orman kadastrosunda hakkında tutanak tutulmayan yerlerde bu defa 3402 sayılı Kanunun geçici 8 inci maddesi uyarınca kadastro çalışması yapılmış ve 16.12.2015 ile 14.01.2016 tarihleri arasında askı ilanına çıkarılan taşınmazın tespitine itiraz olmadığından kesinleştiği, 3402 sayılı Kanunun geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmalarında çekişmeli Tanrıvermiş Köyü 103 ada 6 parsel sayılı taşınmazın 6.119,06 metrekare yüzölçümü ile ve tarla niteliği ile belgesizden zilyetliğe dayanılarak davalı adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde, Çorum ili Mecizötü ilçesi Tanrıvermiş köyünde 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8 inci maddesi doğrultusunda kadastro çalışmaları yapıldığını, yapılan çalışmaların 16.12.2015 ile 14.01.2016 tarihleri arasında askıya çıkarılarak kesinleştiğini, bu köyün 103 ada 6 parsel sayılı taşınmazın senetsizden davalı adına tespit edilerek tapuya kayıt ve tescil edildiğini, kadastrosu tamamlanan yerlerde tespit harici bırakılan bir yerin sonradan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesine göre zilyetlik ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla tescilinin yapılabilmesi için taşınmazın niteliği itibariyle kazanılmaya elverişli yerlerden olması, zilyetliğin kadastro tespit tarihinden sonra başlamış olması 3402 sayılı Kanunun 17 nci maddesinde taşınmazın tarıma elverişli hale getirilmiş olması şartının arandığı, bir taşınmazın imar ve ihya edildiğinden söz edebilmek için kolayca tarım yapılması mümkün olmayan toprakta oldukça zor ve zahmetli ve gider gerektiren bir uğraş verilmiş olması gerektiği, bu nedenle maddedeki imar ve ihya şartının yerine gelmiş olması, ayrıca 14 üncü maddedeki şartların da mevcut olması gerektiği, aksi takdirde Türk Medeni Kanunu'nun 707 nci maddesinin 2 nci fıkrasındaki tapuya kayıtlı olmayan taşınmazlar üzerinde işgal yoluyla mülkiyet kazanılamaz hükmüne göre mülkiyet edinilemeyeceğinin anlaşıldığını, belirtilen nedenlerle dava konusu taşınmazın Hazine adına tespit görmesi gerekirken davalı adına tespit görerek tapuya kayıt ve tescil edildiğinden, tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapu kayıt ve tescilini istemiş, davalı vekili davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin 11.10.2018 tarihli ve 2016/189 Esas, 2018/152 Karar sayılı kararı ile; dava konusu bulunan alanın orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı Hazine vekilince istinaf edilmesi sonrasında, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2.Hukuk Dairesinin 08.03.2019 tarihli ve 2019/33 Esas, 2019/440 Karar sayılı kararı ile; orman, mer'a ve zilyetlik araştırmalarının yapılması için kararının kaldırılmasına karar verilerek Mahkemesine gönderilmekle, yargılamaya yeni 2019/152 Esas üzerinden devam edilmiştir. Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; öncelikle taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Kanunlar uyarınca mer'a tahsisi yapılmadığının tespit edildiği, Çorum ili Mecitözü ilçesi Tanrıvermiş köyünde 3402 sayılı Kanun'un geçici 8 inci maddesi doğrultusunda kadastro çalışmaları yapıldığı, 16.12.2015 ila 14.01.2016 tarihleri arasında askıya çıkartılarak kesinleştiği, dava konusu Çorum ili Mecitözü ilçesi Tanrıvermiş köyü 103 ada 6 parsel sayılı taşınmazın, 1960, 1990 ve 2005 tarihli hava fotoğrafının incelemesinde açıklık olarak göründüğü, orman olduğunu gösteren bir ibare olmadığı, taşınmazın 3 tarafında ormanlık arazi bulunduğu, 4 tarafının orman arazisi ile çevrili olmadığı, fiili durum itibariyle 1429 ve 1430 parsel sayılı taşınmazlar ile bir bütün olarak kullanıldığı, makineli tarım yapıldığı ve buğday ekimi yapılmış olduğu, zemin durumu itibariyle tarımsal amaçlı olarak kullanılan tarım sahalarının devamı niteliğinde olduğu, orman sahaları ile süreklilik, devamlılık ve bütünlük arz etmediği, eski tarihli ve yeni tarihli memleket paftasında, ve orman amenajman planında orman sahaları haricinde kalan alanların kapsamında kaldığı, zemine uygulanan belgelere göre tarımsal amaçlı kullanılan alanlardan olduğu, keşifte dinlenilen mahalli bilirkişi beyanlarından da tarım arazisi olduğu ve orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmiş olmasına, fotogrametri bilirkişinin 1960, 1990, 2005 tarihli hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi sonucu taşınmazın tespit tarihine kadar ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldıklarının bildirilmesine, ziraat bilirkişi raporu, dinlenilen mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişi beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taşınmazların mer'a niteliğinde olmadığı, adına tescil kararı verilenler yararına 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/7624, K. 2024/6608, T. 18.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-7624-e-2024-6608-k-5808b663ac82