Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/7524 E. 2024/6558 K. – Tapu İptali Ve
Konu: Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/7524
- Karar No
- 2024/6558
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/810 E., 2022/806 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Pazar (Rize) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/456 E., 2021/711 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Rize ili Hemşin ilçesi Bahar Mahallesi 185 ada 1 parsel sayılı taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, ne var ki çekişmeli taşınmaz içerisinde müvekkili davacıya eşi tarafından verilen iki adet ev ve çay bahçesi bulunduğunu, taşınmazın davacının eşine de murislerinden intikal ettiğini, söz konusu evlerin çok uzunca bir süre önce inşa edildiğini, çay bahçesinin de yaklaşık 50 - 60 yıldır davacı, eşi ve murisleri tarafından kullanıldığını ileri sürerek, taşınmazın keşif esnasında sınırları gösterilecek olan bölümünün tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre dava konusu yer kök murisin tüm mirasçılarına kalmış olup, davacının yalnızca kendi adına tescil talebi bulunduğu, taşınmazın tamamının adına tescilini isteyen davacı tarafından taksim, bağış, satış gibi hukuki sebeplerle taşınmazın mülkiyetinin kendisine geçtiği iddia ve ispat edilmediği gibi ölüm tarihi itibariyle muris ...'in terekesi TMK'nın 701 ve 702. Maddeleri gereğince elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olup, elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlar üzerinde mirasçıların belirlenmiş payları olmadığına, her bir mirasçı taşınmazın tamamı üzerinde pay sahibi olduğuna göre davacının, terekeye karşı 3. Kişi olan Hazine'ye ve Orman İdaresine karşı açtığı davada miras payının da adına tesciline olanak bulunmadığı ..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... keşifte dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarına göre çekişmeli taşınmaz bölümünün müstakilen davacının eşine ait olduğunun ve eşi tarafından davacıya bağışlandığının ispatlanamamış olmasına, çekişmeli taşınmaz bölümü ister davacının eşinin kök murisinden kalmış olsun isterse de müstakilen davacının eşine ait iken ölümüyle birlikte eşinin mirasçılarına intikal etmiş olsun her iki durumda da tereke malı olmasına, tereke malı olan taşınmazın tamamının murisin sağlığında yada ölümünden sonra yapılan bir hukuki işlemle davacıya geçtiğinin davacı tarafça ispatlanamamış olmasına, tereke malı üzerinde sürdürülen zilyetliğin süre ve şekli ne olursa olsun tereke adına sürdürülmüş sayılmasına ve tüm dosya kapsamına göre, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu ..." gerekçeleriyle, davacı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; somut olayda, davacı vekili tarafından, çekişmeli taşınmaz içerisinde müvekkili olan davacıya eşi tarafından verilen iki adet ev ve çay bahçesi bulunduğu ileri sürülerek taşınmazın bu bölümünün müstakilen davacı adına tescili istemiyle dava açılmış olup İlk Derece Mahkemesince, dava konusu yerin kök murisin tüm mirasçılarına kalmış olduğu, davacının yalnızca kendi adına tescil talebinin bulunduğu, taşınmazın tamamının adına tescilini isteyen davacı tarafından taksim, bağış, satış gibi hukuki sebeplerle taşınmazın mülkiyetinin kendisine geçtiği iddia ve ispat edilmediği gibi ölüm tarihi itibariyle muris ...'in terekesinin TMK'nın 701 ve 702. Maddeleri gereğince elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğu ve elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlar üzerinde mirasçıların belirlenmiş payları olmadığına, her bir mirasçı taşınmazın tamamı üzerinde pay sahibi olduğuna göre davacının, terekeye karşı 3. kişi konumunda olan Hazine'ye ve Orman İdaresine karşı açtığı davada miras payının da adına tesciline olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki; davacı vekili dava dilekçesinde, çekişmeli taşınmaz içerisinde bulunan iki adet ev ve çay bahçesinin müvekkili olan davacıya eşi tarafından verildiğini ifade etmiş olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince, bu hususta davacı taraftan herhangi bir açıklama ve izahat istenilmemiş, dava dilekçesinde beyan edilen " davacıya eşi tarafından verildiği " yönündeki ifade ile ne kastedildiği davacı tarafa sorularak açıklığa kavuşturulmamıştır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince öncelikle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30 uncu maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında, davacı tarafa, taşınmazın davacıya muris eşinden ne şekildi intikal ettiği, dava dilekçesindeki " davacıya eşi tarafından verildiği " yönündeki ifade ile ne kastedildiği, - davacı vekilinin temyiz dilekçesindeki " taşınmazın sağlığında müvekkilin eşi tarafından kendisine hibe edildiği " - yönündeki beyanı da dikkate alınmak suretiyle açıklattırılıp, kendilerine bu yöndeki iddialarını ispatlamaları için süre ve imkan tanınmalı ve bundan sonra davacının aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususu değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, bu husus gözden kaçırılarak, yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması cihetine gidilmiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.11.2024 günü oy birliği ile karar verildi.