Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/661 E. 2024/5553 K. – Genel Mahkemeden

Konu: Genel Mahkemeden Aktarılan Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/661
Karar No
2024/5553
Karar Tarihi
Konu
Genel Mahkemeden Aktarılan Kadastro Tespitine İtiraz

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1746 E., 2021/1980 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmak suretiyle davanın reddine

İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2017/58 E., 2019/62 K. Taraflar arasındaki genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılardan Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı ... vekili dava dilekçesinde, Sinanoğlu Beldesi çalışma alanında bulunan ve kadastro sırasında tespit harici bırakılan dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği 5 parça taşınmazın imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak TMK'nin 713 üncü maddesi gereğince davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "dava konusu 293 parselin kuzeybatı kısmında kalan taşınmaz ile 740 parselin kuzeyinde kalan kısım taşınmazın dere yatağı içinde kaldığı daha sonra derenin yatak değiştirmesi sebebiyle tarım arazisi haline geldikleri, dava tarihi itibariyle zilyetlik edinme koşullarının oluşmadığı, diğer dava konusu 735 ve 741 parselin güneydoğusunda bulunan taşınmazların ise 1940 tarihli hava fotoğrafına göre orman alanında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine" karar verilmiş; hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 12.10.2017 tarih ve 2017/1784-1779 sayılı kararı ile; "dava konusu 735 nolu parselin güneyinde bulunan (D) harfi ile gösterilen kısım ile, 741 parselin güneyinde bulunan (C) harfi ile gösterilen kısma yönelik taşınmazların evveliyatının orman olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın yerinde olduğu ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde görülmediğine, 293 nolu parselin ve 740 parselin kuzeyinde bulunan taşınmazlar için ise eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına" karar verilmiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin kaldırma kararı sonrasında Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; " dava konusu 132 ada 10 ve 14 parsel taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı tanzim edildiği, bu nedenle Sakarya Kadastro Mahkemesi tarafından dosyanın mahkemelerine devredilmesini talep edildiği" gerekçesiyle (mahkemece herhangi bir inceleme yapılmadan, hakkında tutanak tutulan taşınmazların dosyada davalı olan beş parça taşınmazdan hangilerine ait olduğu belirlenmeden) mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde dosyanın görevli ve yetkili Sakarya Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, iş bu kararın kesinleşmesi üzerine dava dosyası Sakarya Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir.

Sakarya Kadastro Mahkemesince keşif yapılmaksızın yapılan yargılama sonunda; " Sakarya Kadastro Müdürlüğünün 293 ve 740 nolu parsellerin bulunduğu yerde herhangi bir kadastro çalışması bulunmadığı yazısına istinaden, Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporları esas alınarak dava konusu 293 parselin kuzeybatısında yer alan ve bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen ve yine 740 parselin kuzeyinde yer alan ve bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen taşınmazlar hakkında tutanak tanzim edilmediği" gerekçesiyle anılan taşınmazlar yönünden mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde ve tarafların süresi içerisinde başvurması halinde dosyanın görevli ve yetkili Ferizli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, " 132 ada 10 ve 14 parsele yönelik davanın ise dava konusu taşınmazların yaklaşık 50-60 yıldan beri davacı ... ve mirasçılarının nizasız, fasılasız malik sıfatı ile zilyet olduğu" gerekçesiyle davanın kabulüne ve taşınmazların ... Ada mirasçıları adına tesciline karar verilmiş, karara karşı, davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince; "dava konusu 293 parselin kuzeybatısında yer alan ve bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen, yine 740 parselin kuzeyinde yer alan ve bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen kısımlara yönelik verilen görevsizlik kararı aynı zamanda karşı görevsizlik kararı mahiyetinde olduğu ve bu nedenle yargı yerinin belirlenmesi gerektiği, dosyadaki delillere göre bu taşınmazlar hakkında 3402 sayılı Yasanın geçici 8. Maddesine göre kadastro çalışması yapılmadığı ve taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlenmediği anlaşıldığından, davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde TMK 713 maddesine göre görülmesi gerektiği" gerekçesiyle yargı yeri olarak Ferizli Asliye Hukuk Mahkemesinin belirlenmesine, "dava konusu 132 ada 10 ve 132 ada 14 parsel sayılı taşınmazların 15/11/2016 tarihli bilirkişi heyeti raporunda yapılan hava fotoğrafı incelemesine göre 1940 yılı hava fotoğrafında açıkça tamamının orman ağaçları ile kaplı olduğu ve devamındaki orman ile bir bütünlük arz ettiği anlaşılmış olup, evveliyatı orman olan taşınmazların zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı, bilirkişi raporunun sonuç ve kanaat kısmında da belirtildiği gibi taşınmazların 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliklerini kaybetmeleri nedeniyle 2/B vasfı ile Hazine adına orman dışına çıkarılmaları gereken taşınmazlardan olduğu, ancak 2/B ye çıkarma işleminin orman kadastro komisyonlarının görevi kapsamında bulunduğu ve mahkemece bu hususun resen değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından, mahkemece taşınmazların evveliyatının orman olması nedeniyle davanın reddi ile taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olduğu" gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, iş bu karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyize konu 132 ada 10 ve 14 parsel sayılı taşınmazların bulunduğu, Sakarya ili Ferizli ilçesi Sinanoğlu mahallesinde 766 sayılı Tapulama Kanununa göre 1966 yılında yapılan tapulama çalışmalarında, çekişmeli parsellerin orman olduğundan bahisle tespit harici bırakıldığı anlaşılmaktadır. Yörede, 3116 sayılı Kanuna göre 1952 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi, daha sonra 1977 tarihinde ilan edilip kesinleşen 6831 sayılı Kanuna göre orman kadastrosu ve 1744 sayılı Kanun ile değişik 2 inci madde uygulaması ve 1991 yılında ilan edilerek kesinleşen 6831 sayılı Kanuna göre orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.

Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki; 15.11.2016 tarihli bilirkişi raporundaki hava fotoğrafı değerlendirmesi hükme esas alınmış ise de, yukarıda bahsedilen orman tahdidi ve kadastrolarına ilişkin harita ve belgeler dosyaya kazandırılıp, yerinde keşfen uygulanmamış ve çekişmeli taşınmazların konumu anılan çalışmalara ait haritalar üzerinde gösterilmemiştir. Bu şekilde, denetlenme imkanı olmayan bilirkişi raporundaki birbiriyle çelişen değerlendirmeler esas alınarak, eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidilmesi doğru olmamıştır.

O halde, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği dosyaya getirtilerek; önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir/üç orman mühendisi bilirkişi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalıdır.

Yukarıda yapılan araştırma sonucu taşınmazın orman ve 2/B sınırları dışında kalan yerlerden olduğunun anlaşılması halinde bu kez, yöreye ait dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.

Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulundan taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,

Dosyanın HMK'nin 373/2 inci maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

02.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/661, K. 2024/5553, T. 02.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-661-e-2024-5553-k-4a73a3bb26b0