Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/6501 E. 2024/6070 K. – Tapu İptali Ve
Konu: Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/6501
- Karar No
- 2024/6070
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1458 E., 2022/944 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Ödemiş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/268 E., 2020/325 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; kadastro çalışmaları sırasında ... ilçesi ... Mahallesi, 140 ada 1 parsel sayılı taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tespit gördüğünü, tespit edilen yerlerin bitişiğinde davacıya ait ... mevkii 338 ve 325 parsel sayılı taşınmazların olduğunu, nizalı olan yerin orman ile alakasının bulunmadığını, bu taşınmazın davacıya babasının vefatından sonra taksimen kaldığını, nizalı yerin kadimden bu yana özel mülkiyete konu edildiğini, bu zilyetliğin zemini kullanma, zeytin ve incir ağaçları yetiştirme şeklinde olduğunu belirterek, nizalı yerin Hazine ve Orman lehine olan tespitlerinin iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; yapılan kadastro tespitinin usul ve yasaya uygun olduğunu, orman olan taşınmazların orman bitki örtüsü kaybolsa dahi salt orman toprağı olmasının, o yerin orman sayılması için yeterli olacağını, devlet ormanları özel mülke konu edilemeyeceğinden zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla iktisabının mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazda yapılan tespit çalışmalarının gerek fiili anlamda, gerekse yasa ve yönetmelik anlamında kanuna uygun olduğunu, davacının itirazının yerinde olmadığını, söz konusu davaya ilişkin hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazlarının olduğunu, dava konusu taşınmazın arazi meylinin %12'den fazla olup toprak muhafaza karakteri taşıdığını, Devlet ormanlarının zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir kadastro paftası ve temin edilen 1959,1974 ve 2000 basımı 1/25000 ölçekli memleket haritaları ve 1988,1995 yılına ait temin edilen hava fotoğrafları, Kadastro Mahkemesi'nin 2017/49 Esas sayılı dava dosyasından temin edilen 1953 yılı hava fotoğrafları ziraat mühendisi, kadastro bilirkişisi ve orman mühendisi bilirkişisi tarafından oluşturulan bilirkişi heyetince değerlendirilmiş olup; ilgili haritalar ve paftalar dava konusu taşınmaz ve çevresine uygulanıp, bilirkişi heyeti tarafından 19/12/2019 tarihli hüküm kurmaya elverişli raporda; dava konusu edilen yerin evveliyatının orman olduğu, bu nedenle 4785 sayılı yasaya göre devletleşmiş orman alanlarında kaldığı, 2000 li yıllardan sonra dava konusu edilen taşınmazın doğu ve batı bölümünün üzerindeki mevcut palamut meşesi ağaçlarından bazıları ile pırnal, çitlenbik, ahlat,delice gibi maki elemanlarının temizlenerek bu bölüme incir ve zeytin ağaçlarının dikilerek tarımsal amaçla kullanılmaya başlandığı, dikilen zeytin ve incir ağaçlarının 15 yaşlarında olduğu, dava konusu yerin orta bölümünün ise mevcut palamut meşesi ağaçları altında toprağın kısmen sürülerek ekin ekildiği tespit edilmiş olup, orman alanında kalan taşınmazın zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davanın reddi sebebinin her iki davalı yönünden de ortak olması nedeniyle karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 3/2 maddesi hükmüne göre, her iki davalı kurum lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinde isabet bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.