Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/6112 E. 2024/6850 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/6112
- Karar No
- 2024/6850
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/775 E., 2022/596 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Çankırı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/30 E., 2021/45 K. Taraflar arasında orman kadastrosuna itiraz ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/3 üncü maddesi uyarınca kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... ili Yapraklı ilçesi Ovacık köyü, 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1.951,28 m2'sinin orman vasfı ile Hazine adına tespitinin yapıldığını, ancak taşınmazın tarla vasfında olduğunu ve babasından kaldığını, yapılan tespitin iptali ile taşınmazın belgesizden ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinden payları nispetinde adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; 1951 ve 1971 hava fotoğraflarına göre taşınmazın orman içi açıklık olduğu, doğal yapısının bozulmadığı, sonraki yıllarda tamamen ve kısmen sürülmesinden dolayı doğal yapısının bozulduğu, bilirkişi raporu doğrultusunda orman sayılan yerlerden olduğu, erozyonlu açık alan oluştuğu, taşınmazın eğim durumu, bitki örtüsü, toprak yapısı, kapalılık durumu dikkate alındığında dava konusu Ovacık Köyü 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın içerisinde bulunan alanın orman sayılan yerlerden olduğu, imar ve ihya koşullarının sağlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili; keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların beyanıyla da zilyetlik koşullarının oluştuğunun belli olduğu, taşınmazın davacıya atalarından intikal ettiği ve davacı tarafından ekilip biçildiği, fotogrametri bilirkişi raporunda ise 1951 ve 1971 tarihli hava fotoğraflarında çekişmeli yerlerin ekili olmadığı belirtilmiş olsa da salt bu delillere istinaden hüküm kurulamayacağını, bilirkişi raporlarında atıf yapılan hava fotoğraflarının gün ve ay belirtilmeden alındığını ve tarihinin detaylandırılmasının gerektiği, ziraat bilirkişilerince düzenlenen 02.09.2019 tarihli raporda çekişmeli yerin zilyetliğe konu imar ve ihya edilecek yerlerden olduğunun belirtildiği, mahkemece anılan çelişkinin giderilmediği, taşınmazların bir yıl ekilip bir yıl nadasa bırakıldığı, çekişmeli taşınmazın etrafında orman ağaçlarının bulunmadığı ve mevcut ağaçların doğada kendi halinde büyüyebilecek cinsten olmadığı, taşınmazın etrafında yol ve şahsa ait taşınmazın bulunduğu, dolayısıyla taşınmazın orman içi açıklık sayılamayacağı, bilirkişi raporlarının yetersiz olduğu iddiasıyla ilk derece mahkemesinin kararı istinaf etmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, dava tarihi itibariyle yörede yapılan orman kadastrosunun kesinleşmediği, bilirkişi raporunda taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, orman bütünlüğü içinde yer aldığı, ormandan açıldığı, halen çekişmeli taşınmazın sınırlarında meşe ve karaçam türü orman ağaçlarının bulunduğu, 6831 sayılı Kanun’un 1.maddesi uyarınca orman sayılan yerlerden olduğu, öncesi itibariyle de orman sayılan yerlerden olduğu, orman bütünlüğü içinde yer aldığı, taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf iddialarıyla kararı temyiz etmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.