Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/5757 E. 2024/5351 K. – Tapu İptali Ve
Konu: Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/5757
- Karar No
- 2024/5351
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR Kadastro sırasında; Afyonkarahisar ili Çobanlar ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 135 ada 22 parsel sayılı 19.913,58 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı vekili; kadastro tespiti sırasında Afyonkarahisar ili Çobanlar ilçesi ... köyü ... mevkiinde bulunan 135 ada 22 parsel sayılı 19.913,58 m2 yüzölçümlü taşınmazın Hazine üzerine yazıldığını, davacının nizasız, fasılasız bu yeri 40 yılı aşkın süreden beri kullandığını, davacının kadın ve cahil olması ve eşinin de uzun süreden beri cezaevinde bulunması sebebiyle zamanında kadastro tespitine itiraz edemediğini, davacının nizasız, fasılasız bu yeri 40 yılı aşkın süreden beri tarım yapmak suretiyle kullandığını belirterek kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 13.09.2012 tarihli ve 2011/97 Esas, 2012/236 Karar sayılı kararla; davanın kısmen kabulüne, Afyonkarahisar ili Çobanlar ilçesi ... Köyü ... mevkii 135 ada 22 parsel sayılı taşınmaza ait tapunun dosyada bulunan 22.06.2012 tarihli krokide (A) ve (B) olarak gösterilen davalı Hazine adına olan kısımların iptali ile davacı adına tesciline, krokide (C) olarak gösterilen kısmın tapu kaydının davalı Hazine üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 08.11.2013 tarihli ve 2012/14428 Esas, 2013/16205 Karar sayılı ilamıyla; "... Mahkemece, taşınmazın bulunduğu bölgede orman kadastro çalışmalarının yapılıp yapılmadığı hususunun Orman İşletme Müdürlüğünden sorulması, yapılmış ve kesinleşmiş orman sınırlandırması var ise, buna ilişkin harita, tutanak ve belgeler ile kesinleşme tarihini gösteren tutanaklar, şayet kesinleşen orman sınırlandırması yok ise; bu takdirde gizli memleket haritası, orman amenajman haritası bulundukları yerlerden getirtilip dosyaya eklenmeli, dava tarihine göre 20-30 yıl öncesine ait iki ayrı tarihte çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının bulunup bulunmadığının usulüne uygun ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Komutanlığından sorularak bulunuyor ise getirtilip dosya arasına konulmalı, öte yandan 1978-1988 yılları arasında düzenlenmiş fotoplan, fotogrametrik ve fotometrik paftaların da Kadastro İl Müdürlüğünden getirtilerek dosyaya eklenmeli, yeniden yapılacak keşifte, uzman orman mühendisi bilirkişi ile ziraat mühendisi, kadastro fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisinden oluşacak en az üç kişilik uzman bilirkişi kurulu marifetiyle, getirtilen belge ve bilgiler hava fotoğrafları ile paftalar zemine uygulanmalı, taşınmazın kesinleşen orman sınırlandırma hattının dışında kalıp kalmadığı belirlenmeli, kesinleşen orman sınırlandırması bulunmuyorsa 6831 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi uyarınca taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı hava fotoğrafları, memleket haritası ve orman amenejman haritası göz önünde bulundurularak usulüne uygun şekilde öncelikle belirlenmeli, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunun tespiti halinde davanın reddine karar verilmeli, orman sayılan yerlerden olmadığının saptanması halinde, hangi tarihte kim tarafından imar-ihyasına başlandığı, imar ihyanın hangi tarihte bittiği, taşınmaz üzerinde ekonomik amacına uygun tarımsal zilyetliğin hangi tarihte başladığı ve kim tarafından ne şekilde sürdürüldüğünün belirlenmesine çalışılmalı, bu konularda hava fotoğrafları ile paftaların kapsamları gözönünde bulundurulmalı, tanık ve yerel bilirkişi sözleri, bilimsel esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde bu çelişkinin HMK'nun 261. maddesi uyarınca giderilmesine çalışılmalı, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca ulaşılmalıdır. Eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz olmuştur." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, 30.09.2014 tarihli ve 2014/52 Esas, 2014/561 Karar sayılı kararla; davanın kısmen kabulüne, Afyonkarahisar ili Çobanlar ilçesi ... Köyü ... mevkii 135 ada 22 parsel sayılı taşınmaza ait tapunun, dosyada bulunan bilirkişiler ... Karadeniz, ... ... ve ...'ın 22.09.2014 tarihli rapor ve krokilerinde (A) ve (B) harfleri ile gösterilen toplam 15.867,50 m²'lik bölümün davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, krokide (C) harfi ile gösterilen 4.046,48 m² yer için açılan tapu iptali ve tescili davasının reddine karar verilmiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 08.02.2021 tarihli ve 2020/10466 E., 2021/907 K. sayılı ilamıyla; "... Mahkemece öncelikle, en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek, taşınmaz bölümlerinin bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle, buradan elde edilen verilere göre dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı, çekişmeli taşınmazlara komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanakları ile oluşmuş ise tapu kayıtları celbedilmeli, bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile fen bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi, orman mühendisi bilirkişi ve 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, yapılacak bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konu taşınmaz bölümlerinin önceki ve mevcut niteliğinin ne olduğu, üzerlerinde ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunup bulunmadığı, varsa kimden kime ve nasıl geçtiği, zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğü, taşınmazların evveliyatı itibarıyla imar ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığı ve böyle yerlerden ise imar ihyanın ne zaman başlayıp hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanak kayıtlarının çekişmeli taşınmazların yönünü ne şekilde okuduğu belirlenmeli ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine hava ve uydu fotoğrafları üzerinde stereoskopik inceleme yaptırılarak, dava konusu taşınmaz bölümlerinin önceki ve şimdiki niteliğin ne olduğunu, arazinin ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığını, kullanımın hangi tarihten itibaren olduğunu, kullanım sınırlarının oluşup oluşmadığını, imar-ihyaları tamamlanmış ise hangi tarihte tamamlandığını ve üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü belirtir şekilde rapor alınmalı ve dava konusu taşınmazların konumunu hava fotoğrafları üzerinde göstermesi istenmeli; orman mühendisi bilirkişiden, bölgede orman tahdidinin ne zaman yapılıp kesinleştiği, taşınmaz bölümlerinin tahdit dışında bırakılıp bırakılmadığı, ormandan açılıp açılmadığı, orman sayılan yerlerden olup olmadığı hususunda ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin önceki ve mevcut niteliğinin ne olduğunu, tarımsal faaliyete konu edilip edilmediğini, kullanım sınırlarının oluşup oluşmadığını, evveliyatı itibarıyla imar ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığını, böyle yerlerden ise imar ihya işlemlerinin hangi tarihte tamamlandığını, üzerlerindeki zilyetliğin hangi tarihte başladığını, hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü, komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde çekişmeli taşınmaz bölümlerinin toprak yapısını, eğimini ve bitki örtüsünü açıklayan, taşınmaz bölümlerinin her yönünden tüm özelliklerini gösterir şekilde çekilmiş ve üzerinde sınırlarının kabaca işaretlendiği fotoğraflarının eklendiği, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisine, keşfi takibe ve denetlemeye elverişli rapor ve kroki düzenlettirilmeli; böylelikle davacı lehine zilyetlikle kazanma şartlarının oluşup oluşmadığı kesin olarak belirlenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir." gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, dava konusu taşınmazın 1992 yılı hava fotoğraflarının incelenmesi neticesinde 1992 yılında taşınmazın imar-ihya görmediğinin bilirkişi raporunda tespit edildiği, her ne kadar gerek keşif esnasında gerekse duruşma sırasında dinlenen mahalli bilirkişiler taşınmazın sürekli arpa, buğday ekilmek suretiyle 20-25 sene öncesine dayalı kullanımın olduğunu beyan etmiş iseler de hükme esas alınan 23.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda 1992 yılı hava fotoğraflarının incelenmesinde, taşınmazın ekilip dikilmediği, tarımsal faaliyet yapılmadığı, imar-ihya görmediğinin tespit edildiği, davanın ilk açılış tarihinin 2011 yılı olduğu, bu hali ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 713/1 inci maddesinde düzenlenen 20 yıllık zilyetlik şartının, davanın açılış tarihi itibariyle gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenden alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.