Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/4406 E. 2024/4663 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/4406
Karar No
2024/4663
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı dava dilekçesinde, ... ili Merkez ilçesi ... köyünde bulunan doğusu ...'ya ait boş arsa, batısı yol, ... ait boş arsa, Güneyinde kendisine ait 310 parsel sayılı ev ile çevrili bahçeyi babasının 1957 yılında 310 parsel sayılı taşınmaz ile birlikte ... isimli birisinden satın aldığını, babasının satın aldıktan sonra bahçeye tut ve ceviz ağacı diktiğini, babasının ölmeden önce 310 parseli ve bahçeyi kendisine devrettiğini, ancak tapu olmadığından tapudan devrini yapamadıklarını, 1984 yılında 310 parselin tapusunu kendisini ...'dan devraldığını, 1985 yılında taşınmaz içindeki eski evi sökerek yerine yeni ev yaptırdığını, evin kuzeyinde bulunan ve 53 yıldan beri kullanılan bahçenin her nasılsa tapulama harici bırakıldığını öğrendiğini belirterek, anılan taşınmazın adına kayıt tescil edilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince karara ekinde bulunan bilirkişi raporunda "A" harfi ile gösterilen 519,42 metrekarelik kısım yönünden davanın kabulü ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince; "Yargılama sırasında 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun'un 1/2. maddesi ile ... Büyükşehir Belediyesinin sınırları il mülkî sınırları olarak genişletilmiş; bu sınırlar içinde kalan köy ve beldelerin tüzel kişilikleri sona ererek bağlı bulundukları ilçe belediyelerine mahalle olarak katılmışlardır. Ormanların mülkiyeti Hazineye, kullanma hakkı ise Orman Yönetimine aittir. Buna göre, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/3. maddesi uyarınca, tescil davaları Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılmalıdır. Bu durumda, 5216 sayılı Kanun hükümleri ve 6360 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin onüçüncü fıkrası gereğince, ... Büyükşehir Belediye Başkanlığının huzuruyla davanın görülmesinde yasal zorunluluk bulunduğu halde ... ile Orman Yönetimi de davaya dahil edilmeden davanın esası hakkında hüküm kurulmuştur. Taraf sıfatı 6100 sayılı Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-d maddesi uyarınca dava şartı olup istek olmaksızın re'sen gözetilmelidir. Bundan başka; husumet yaygınlaştırılarak taraf oluşturulduktan sonra 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi gereğince tarafların gösterecekleri deliller ile mahkemece resen lüzum görülen diğer deliller de toplanıp; özellikle çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde imar uygulamasının ne zaman yapıldığı, taşınmazın imar planı kapsamına alınıp alınmadığı, imarın kesinleştiği tarihin ilgili belediyenin imar müdürlüğünden sorulup saptanması, buna ilişkin tüm belge ve evrakların dosya arasına alınması, çekişmeli yerin imar planındaki konumu hakkında fen bilirkişisinden rapor aldırılarak dosya arasına konulması, en eski tarihli ile dava tarihinden 20 yıl öncesine kadar ki hava fotoğrafları bulundukları yerlerden getirtilerek bu belgeler dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenerek bu belgeler ile kadastro paftası, yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazların konumu, toprak yapısı, bitki örtüsü, varsa üzerindeki ağaçların yaşı, cinsi, sayısı, kapalılık durumu, kullanım olup olmadığı, tasarruf sınırlarının belirgin olup olmadığı hususunda keşfe katılan ... ve fen bilirkişisinden ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir ek rapor alınarak dosya arasına konulması gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan ve belirtilen hususlar gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı görülmüştür." gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; bozmadan önce ve sonra yapılan keşif sırasında ... ili Merkez ilçesi ... 310 parsel sayılı taşınmazın üzerinde 3 katlı betonarme yapı bulunduğu, evin çevresinin duvar ile çevrili olup, davaya konu yerin evin avlusu olarak kullanıldığı ve içerisinde bir adet betonarme çardak, dut, ceviz, hurma gibi meyve ağaçlarının bulunduğu ve yine bir kısmının sebze ekilmek suretiyle kullanıldığı, tescili talep edilen yerin tamamen bahçe duvarı ile çevresinde bulunan komşu taşınmazlardan ayrıldığı ve bütünü ile 310 parsel sayılı taşınmazı içine alıp çevrelediği ve davacı tarafın kullanımında olduğu, komşu taşınmazların da benzer şekilde ev ve avlusundan ibaret olup taşınmazların birbirine sınır komşusu olduğu, taşınmazlar arasında ve çevrede boşluk köy boşluğu olarak kullanılan alan bulunmadığı ve yakın civarda orman bitki örtüsü bulunmadığı, davacının kadastro tesisinden önce miras hakkına dayanarak taşınmazın evveliyatından beri murislerine ait olduğunu iddia ederek dava konusu ettiği taşınmazın adına tescilini talep ettiği, tanık ile mahalli bilirkişi beyanlarının davacının iddiasını doğrular nitelikte olduğu, dava konusu yerin hazine, orman ve mera ile bir ilgisinin bulunmadığı anlaşılmakla, davanın kabulüne karar verilmiş ve karara ek bilirkişi raporunda "A" harfi ile gösterilen yüzölçümü 530,72 metrekare olan taşınmazın bahçe vasfıyla davacı adına tapuda kayıt ve tesciline karar verilmiş hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/III-1, 2, 3 ve 4 üncü bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/4406, K. 2024/4663, T. 09.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-4406-e-2024-4663-k-7934a48de8ce