Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/3626 E. 2024/6889 K. – Kadastro Tespiti

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/3626
Karar No
2024/6889
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2005/6 E., 2020/12 K. DAVA TARİHİ : 06.04.2005 KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 7. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacıların davasının reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 1953 yılında ... ilçesi ... köyünde yapılan tapulama çalışmasında 19.020,00 m2 yüzölçümündeki 167 numaralı parsel, 1936 ihdas tarihli ve 28 tahrir numaralı vergi kaydı ile Nisan 289 tarihli ve 178 numaralı tapu kaydına istinaden, tarla vasfı ile taşınmazın tamamı 128 paya itibar edilerek 8'er payı ölü İsmail kızı ... mirasçıları, ölü İsmail oğlu ... mirasçıları, H.... kızı ... ..., H.... kızı ölü ... mirasçıları, 16 payı ... oğlu ... adına; hibeye istinaden 16 payı ... kızı ..., satın almaya istinaden ise 64 payı İsmail oğlu ... adlarına tespit edilmiştir. Tapulama tespitine ..., davalı parselde hissesi olduğunu; aynı zamanda tespit maliklerinden de olan ... ile ... ..., daha fazla hisselerinin bulunduğunu; aynı zamanda tespit maliklerinden de olan ... ise tespit maliklerinden ...'in hissesinin bulunmadığını, bu kişiye pay verilmesi sebebiyle kendi payının azaldığını beyan ederek itiraz etmişlerdir. Davanın 1957/1358 Esas numarası alarak başlanan yargılamasında, aynı köy 168 parsel numaralı taşınmazın dava konusu olduğu mahkemenin 1957/1359 Esas sayılı dosyası ile tevhidine karar verilmesi sonrası 168 numaralı parselin orman vasfı ile tapulama harici bırakılmasına karar verilmesi ile davalı 167 numaralı parselin aynı dosyadan tefrik edilmesi sonucu aldığı 1965/399 Esas numarasında 20.12.1976 tarihinde 1976/211 Karar sayısı ile tapulama tespitinin üç mahalli bilirkişinin bilgilerine başvurularak yapılması gerekirken iki mahalli bilirkişinin bilgilerine başvurularak yapılmış olmasından dolayı davalı taşınmazın tapulamasının tamamlanmamış sayılmasına ve dosyanın Tapulama Müdürlüğüne devrine dair verilen kararın Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 21.02.1978 tarihli ve 1977/12340 Esas, 1978/1921 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davalı parselin tapulama tutanağının düzenlendiği tarih olan 1953 yılından geriye doğru 20 yıl gelindiğinde ulaşılan 1933 yılı itibari ile davalı taşınmaz üzerindeki zilyetlik durumu ile zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğü hususunun maddi olaylara dayalı olarak kuşkuya yer bırakmayacak şekilde mahalli bilirkişilerce bilinemediği, tespite esas alınan 23 hesap 28 tahrir numaralı vergi kaydının ihdas tarihinin 1936 yılı olduğu göz önüne alınarak tapulama tespit tarihi olan 1953 yılına kadar 20 yıllık sürenin dolmadığı, ancak bu süre dolmuş olsaydı dahi eldeki somut olayda miktar fazlasına dair araştırma yapılması gerekmediğinden ve davalı parsele aidiyetinin sübut bulduğu tapu ve vergi kaydının varlığından da söz edilmemesi sebebiyle bahsi geçen 20 yılın dolmamış olması hususu önem arz etmemekte olup zilyetlikle birleşmeyen vergi kayıtlarının hukuki kıymeti olmayacağından da söz konusu vergi kayıtlarının göz önüne alınmadığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun tapuda kayıtlı taşınmaz malların tespitini düzenleyen 13 üncü maddesi ile tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malların tespitini düzenleyen 14 üncü maddesinin de yukarıda açıklanan sebeplerle dikkate alınamayacağı gerekçeleriyle, aynı Kanun'un Hazine adına tespit başlıklı 18 inci maddesinde düzenlenen: "Yukarıdaki maddelerin hükümleri dışında kalan ve tescile tabi bulunan taşınmaz mallar ile tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlaması mümkün olan yerler Hazine adına tespit olunur" hükmü gereğince davacıların davalarının reddi ile dava konusu taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiş; hükme karşı Hazine vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur. Kadastro tespitine itiraz davalarında husumetin tespit malikine, tespit malikinin ölü olması halinde ise mirasçılarına yöneltilmesi ve tüm mirasçıların davada yer alması zorunludur. Taraf teşkilinin sağlanması dava şartı olup, bu koşul yerine getirilmeden işin esasına girilemez. Kamu düzenine ilişkin bu hususun, yargılamanın her safhasında Mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir. Somut olayda Mahkemece hüküm kurulurken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) "hükmün kapsamı" başlığını taşıyan 297 inci maddesinin (b) bendinde; tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile T.C. kimlik numaraları, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad soyadları ile adreslerinin karar başlığında gösterilmesi gerektiğinin belirtildiği dikkate alınarak, davada kimlerin davacı veya tespit maliki davalı ve yargılama sırasında ölen davacı veya davalıların mirasçılarının kimler olduğunu murisin isminin altında gösterecek şekilde gerekçeli karar başlığı oluşturulmamış; belirtilen şekilde düzenlenmeyen ve zorunlu yasal unsurları ihtiva etmeyen gerekçeli kararın temyiz denetiminin yapılabilmesinin mümkün olmadığı göz önünde bulundurulmadan hüküm kurulmuş; Dairemizce yapılan incelemede tespit maliklerinin tamamının veya mirasçılarının davada yer alıp almadığı usulüne uygun düzenlenmeyen gerekçeli karar başlığı sebebi ile denetlenememiştir. Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle, tespit maliklerinin nüfus kayıt örnekleri, bir veya birkaçının ölü olduğu belirlendiği takdirde verasete esas nüfus kayıt örnekleri (denetime elverişli olacak biçimde) dosya arasına getirtilerek mirasçıları tam olarak belirlenmeli ve hangi mirasçının hangi tespit malikinin mirasçısı olduğu gerekçeli karar başlığında denetime elverişli olacak şekilde gösterilmeli, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde, anılan mirasçılardan savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdikleri takdirde delilleri toplanmalı ve bundan sonra işin esasına girilerek tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu husus gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan esas hakkında yazılı olduğu şekilde sonuca gidilmesi doğru görülmemiş, açıklanan sebeplerle hükmün bozulması gerekmiştir. Kabule göre de; hükmün yalnızca davanın tarafları hakkında verilebileceği gözetilmeden davada davacı veya davalı olarak yer almayan, davaya müdahillik talebi de bulunmayan Hazine lehine hüküm kurulması doğru değildir. S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/3626, K. 2024/6889, T. 26.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-3626-e-2024-6889-k-3ffdd1c44d29