Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/10132 E. 2025/9298 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/10132
- Karar No
- 2025/9298
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/867 Esas, 2024/1194 Karar KARAR : Esastan ret/Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekilinin başvurusunun esastan reddine, davacı idare vekilinin başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 117 ada 123 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın gerçek değerinin tespitini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dışı 117 ada 122 parsel için hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, faize hükmedilmemesi gerektiğini, objektif değer artış oranı ile kapitalizasyon faizinin hatalı belirlendiğini, bedelin fahiş olduğunu, kamulaştırma nedeni ile değer artışının hesaplanmadığını ileri sürmüştür. 2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın arta kalan kısımda değer düşüklüğünün daha fazla hesaplanması gerektiğini, 2020 yılı verileri ile hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, objektif değer düşüklüğü oranının düşük belirlendiğini, masrafların yüksek alındığını, bedelin düşük olduğunu, faiz hükmünün hukuka aykırı kurulduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arazi niteliğindeki taşınmaza olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesinde 2942 sayılı Kanun'un değerlendirmeye ilişkin hükümlerine aykırılık bulunmadığı, değerlendirmeye esas alınan ürün verilerinin yörenin münavebe sistemine uygun ve resmî verilerle uyumlu olduğu, bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazların nitelikleri ve konumlarına göre belirlenen kapitalizasyon faizi ile objektif değer artırıcı unsur oranlarının yerinde olduğu, ancak davalı vekilinin kamulaştırmadan arta kalan ve 122 ada 120 parsel numarası ile tapuya kaydedilen taşınmaz yönünden % 50 değer kaybı ile yetinildiğine dair beyanı ve mahkemece %50 oranında değer düşüklüğüne hükmedilmesi karşısında, bu parselin davalıya iadesine karar verilmemiş olması, Mahkemece hükmedilen bedele dava tarihinden itibaren 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faize hükmedilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olması, Mahkemece fark bedel hatalı yazılmak sureti ile davacı idare tarafından fazladan depo edilen 133,50 TL'lik kısmın iadesine karar verilmemiş olması doğru görülmediğinden davalı vekilinin başvurusunun reddine, davacı idare vekilinin başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu parselin davalı tarafın hisseleri ve fen bilirkişi raporunun tarihi vd. hususların kararda açık bir şekilde yazılması ve dava konusu parselin tapu kaydında mevcut takyidatların taşınmazların kamulaştırma bedeline yansıtılmasına karar verilmesi gerektiğini, dava konusu parselin kamulaştırma harici kısmında % 50 değer azalışına hükmedilecek bir kamulaştırma yapılmadığını, değer azalışı hesaplanması da usul ve kanuna, yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, bedelin yüksek tespit edildiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Anayasa’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 6100 sayılı Kanun’un 297 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır. Mahkemece kamulaştırmadan arta kalan 117 ada 122 parsel sayılı taşınmazın %100 değer azalışı kabul edilerek davacı idare adına tesciline karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin kamulaştırmadan arta kalan ve 122 ada 120 parsel numarası ile tapuya kaydedilen taşınmaz yönünden % 50 değer kaybı ile yetinildiğine dair beyanı ve mahkemece %50 oranında değer azalışı hükmedilmesi karşısında, bu parselin davalıya iadesine karar verilmemiş olması doğru görülmediği gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırarak yeniden hüküm kurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince kamulaştırmadan arta kalan taşınmazın ada/parsel numaralarının hatalı gösterilmesi ve arta kalan taşınmazın %50 değer azalışı oluşacağı kabul edilmesine rağmen tamamı yönünden hüküm kurulması gerekçe ile hüküm arasında çelişkiye neden olmuştur. Bu durumda, mahkemece; yukarıda açıklanan kanun hükümlerine ve içtihada uygun şekilde; hüküm çelişkisi içermeyen kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, denetime elverişli gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken, Anayasa ile 6100 sayılı Kanun'un 297 ve 298 inci maddelerine aykırı şekilde, hükümde çelişki ve infazda tereddüt yaratacak şekilde karar yazılması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. 3.Bozma sebep ve gerekçesine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. VI. KARAR 1. Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2. Davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.