Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/1645 E. 2024/6776 K. – Kadastro Tespiti

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1645
Karar No
2024/6776
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/12 E., 2021/11 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili; Bozyazı ilçesi Derebaşı köyü Çamalanı yaylasında bulunan taşınmazda davalıların mülkiyet iddiasında bulunduklarını, davalı ...’in davacı aleyhine Kaymakamlıktan men kararı aldırdığını, davalı ...’in ise 2001 yılında davalı taşınmazı kendi adına kaydettirdiğini, oysa taşınmazın davacıya dedesinden miras kaldığını ve tapu kayıtlarının bulunduğunu, 1982 yılından beri taşınmazı davacının kullandığını belirterek davalıların müdahalelerinin menine karar verilmesini istemiştir. Davalılar; davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 26.03.2010 tarihli ve 2009/4 Esas, 2010/82 Karar sayılı kararla; dava konusu taşınmazın 50-60 yıl öncesinden davalıların babaları ...ve ... tarafından zilyet edildiği, ...’in ölümü ile bu taşınmazdaki hissesinin oğlu ...’e kaldığı, ...’ın sağ olduğu, kendisine ait hissesini oğlu ...’e bıraktığı, bu taşınmazın davalı tarafın 20 yıldan fazla zamandır nizasız, fasılasız, zilyet ve tasarrufunda bulunduğu, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine, Mersin ili Bozyazı ilçesi Kızılca köyü Çamalanı mevkii 105 ada 564 parsel sayılı taşınmazın davalılar Mehmet oğlu 1947 doğumlu ... ve ....oğlu 1974 doğumlu ... adına 1/2 hisse ile tespit ve tapuya tesciline karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 29.11.2012 tarihli ve 2012/6426 E., 2012/13611 K. sayılı ilamıyla; "... mahkemece öncelikle Orman Yönetimi ve Hazine davaya dahil edilerek taraf teşkili tamamlandıktan sonra çekişmeli taşınmaza komşu 105 ada 557, 105 ada 558, 105 ada 559 ve 105 ada 579 parsel sayılı taşınmazlara ait kadastro tespit tutanak örnekleri ile varsa dayanak vergi ve tapu kayıtları ilk oluşumundan itibaren tüm geldi ve gitti kayıtları ile birlikte getirtilmeli, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı araştırılmalı, yapılmış ise buna ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilân tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği ile dayanılan T.sani 1312T 29 ve Eylül 1312 ..... nolu tapu kayıtları ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve krokileri, varsa davacı tarafından dayanılan tapu kayıtlarının revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) ve 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanunlar (5658 sayılı Kanun) karşısındaki durumu saptanmalı; .... öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmamakta ise yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı kesin olarak belirlenmelidir. Eğer çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede dava tarihinde önce yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu bulunmakta ise; kural olarak, 4785 sayılı Kanun gözetilmek suretiyle orman tahdidi yapılıp kesinleşmişse; bir yerin orman olup olmadığı kesinleşmiş tahdit haritasının orman mühendisi aracılığıyla yerine uygulanması yoluyla çözümlenir. O halde, mahkemece yeniden yapılacak inceleme ve keşifte kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli ve çekişmeli taşınmazın orman tahdit sınırları içinde orman sayılan yarlerden olup olmadığı kesin olarak belirlenmelidir. Bu şekilde yapılacak inceleme ve araştırma sonucunda, çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde; davacı tarafından dayanılan T.sani 1312 ....e Eylül 13.... 28 nolu tapu kayıtları yöntemine uygun biçimde mahallî bilirkişiler eliyle mahallinde uygulanmalı, dayanılan tapu kayıtları değişebilir sınırları içerdiğinden, yöntemince zemine uygulanıp, 3402 sayılı Kanunun 20/C ve 32/3 üncü maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsamı belirlenmeli; davacı tarafından dayanılan T.sani 1312 T 29 nolu tapu kaydında maliki ...., Eylül 1312 ....nolu tapu kaydında ise maliki Kara ... .... olarak gözüktüğünden davacı ile tapu malikleri arasında akti veya irsi irtibat bulunup bulunmadığı araştırılmalı ve dayanılan tapu kayıtları çekişmeli taşınmazı kısmen veya tamamen kapsamakta ve tapu malikleri ile davacı arasında akti veya irsi irtibat kurulmakta ise tapu kaydı kapsamında kalan kısmın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline kara verilmeli; eğer tapu kaydı kapsamı dışında kalan yer bulunmakta ise ve bu kısım yönünden davalı lehine zilyetlik şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak sonuca göre karar verilmelidir. Eğer davacı ile tapu malikleri arasında akti veya irsi irtibat sağlanamıyorsa veya tapu malikinin kim olduğu bilinmiyor ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 13/C maddesinde yazılı “Kayıt sahibi yirmi yıl önce ölmüş veya gaipliğine hüküm verilmiş veyahut tapu sicilinden malikin kim olduğu anlaşılamamış ise çekişmesiz ve aralıksız yirmi yıl müddetle ve malik sıfatıyla zilyet bulunan kimse adına tespit olunur.” hükmü gereğince, davalılar yararına zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tespit tarihine kadar davalı kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14/1 inci maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlama araştırmasının aynı maddenin 03.07.2005 tarih ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Kanunu ile değiştirilen 2. fıkrası hükümlerine göre yapılacağı düşünülerek, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları yönünden aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tespit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı, varsa cinsi, parsel numaraları ve miktarı, Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ve yine aynı kişiler tarafından açılan tescil davası olup olmadığı Hukuk Mahkemesi Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak gerektiğinde tespit tutanak örnekleri ve tapu kayıtları ya da tescil dava dosyaları getirtilip incelenmeli, dava konusu taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi olup olmadığı konusunda ziraat mühendisinden yasanın amacına uygun rapor alınmalı, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 17.02.2016 tarihli ve 2013/52 Esas, 2016/6 Karar sayılı kararla; dayanak tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsadığı ve dayanak tapu kaydı maliki ile davacı arasında ırsi bağ olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Mersin ili Bozyazı ilçesi Kızılca köyü Çamalanı mevkii 105 ada 564 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile Safi oğlu ... adına tapuyu kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 19.03.2018 tarihli ve 2016/7851 Esas, 2018/1957 Karar sayılı ilamıyla; ".... mahkemece, dayanak tapu ve vergi kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve krokileri, dayanak tapu ve vergi kaydının revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, komşu parsel ve dayanakları bulunduğu yerlerden getirtilip tüm bu belgeler getirtildikten sonra, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir fen elemanı marifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; .... öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; keşif sırasında davacının dayandığı tapu kaydı okunup, bu kayıtlardaki hudutlar zeminde yerel bilirkişilere tek tek göstertilmeli, kayıtlarda yazılı olup bilirkişilerce zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, çekişmeli taşınmaz ve komşu taşınmazlarının kimden kime kaldığı hususunda ayrıntılı beyanları alınmalı ve getirtilen tutanak ve dayanakları ile bu beyanlar denetlenmeli, tapu kaydında yazan sınırların yerleri kesin olarak belirlenmeli, komşu parsellerin tutanakları ve dayanaklarının taşınmazı ne olarak okuduğu değerlendirilmeli, yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, yerel bilirkişi ve tanıkların zeminde gösterdiği hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, teknik bilirkişiye uygulanan kayıtların kapsamını belirtir, keşfi takibe imkan veren kroki düzenlettirilmeli, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle taşınmazın en eski tarihli hava fotoğrafı da dahil, dosyada mevcut tüm hava fotoğraflarının stereoskop aleti vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü oluşturan unsurların tek tek sayı olarak tarif edildiği, ağaçların cinsi, ortalama yaşı, kapalılık oranı, hâkim ağaç türü, kullanım şeklinin ve sınırlarının detaylı olarak incelendiği ve yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan müşterek imzalı rapor düzenlettirilmeli, ziraat bilirkişi tarafından taşınmazın güncel durumu tespit edilmeli, dava konusu taşınmazın sınırındaki orman ve mera parselleri de dikkate alınarak dayanak tapu kaydı dava konusu taşınmazlara uymadığı takdirde iradi terk durumunun bulunup bulunmadığı da dikkate alınarak tüm deliller toplandıktan sonra birlikte değerlendirip, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır." gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; iddia edilen tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaza uymadığı, bu sebeple Kadastro Kanunu 14 ve 17. madde gereğince zilyetlik yoluyla kazanım için şartlar incelendiği, zilyetlik yoluyla kazanım için davacı veya davalıların dava konusu taşınmazın imar-ihyasının tamamlandığı tarihten itibaren 20 yıl süreyle nizasız ve fasılasız kullanması gerekmekte olup, davacı veya davalıların 1985 yılı itibariyle dava konusu taşınmazın imar-ihyasını tamamlaması gerektiği, taşınmazın 1988 yılı itibariyle imar-ihyasına başlanmadığı, yine mahalli bilirkişi ve taraf tanıklarının anlatımı sonucunda nizasız ve fasılasız kullanım şartının da davacı ve davalılar açısından gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine, Mersin ili Bozyazı ilçesi Kızılca köyü Çamalanı mevkii 105 ada 564 parsel sayılı taşınmazın 8171.08 m2 yüzölçümü olarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/1645, K. 2024/6776, T. 21.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-1645-e-2024-6776-k-3634af797ca2