Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/7278 E. 2024/7464 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/7278
Karar No
2024/7464
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/72 E., 2023/57 K. DAVA TARİHİ : 12.03.2014 HÜKÜM/KARAR : Feragat Nedeniyle Davanın Reddi Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ile davalılar Muammer ve ... vekili ve davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi sonucunda kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 14.06.2012 tarihinde davalılardan ...'un sevk ve idaresindeki, davalı ...'un maliki olduğu 34 JVR 58 plakalı hususi otomobil ile davalılardan ...'in kullandığı davalı ...'in maliki olduğu 20 SP 506 plakalı traktörün çarpıştığını, bu kazada müvekkili ...'in sol bacağının diz kapağı altından koptuğunu, meydana gelen bu kazada müvekkilinin 20 SP 506 plakalı araçta yolcu olarak bulunduğunu, müvekkilinin 1954 doğumlu ziraat işçisi olduğunu, yılın büyük kısmında bağ, bahçe ve tarla işlerine giderek asgari ücret düzeyinde gelir sağladığını, olay gününde tarlaya çalışmaya giderken kazanın vuku bulduğunu, kaza nedeni ile davacının sol bacağının kesildiğini, davacının çalışarak evinin geçimini sağlamasının mümkün olmadığını, yaşamına başkalarının yardımına ve koltuk değneğine muhtaç halde devam etmek zorunda kaldığını, bu engelin iş gücünü büyük ölçüde etkilediğini, hayatının her aşamasında bu olayı hatırlayacağını ve kendisini eksik hissetmesine sebep olacağını beyanla, davalılar ...ve ...'den 35.000,00 TL, diğer davalılar Muammer ve ...'den 35.000,00 TL toplam 70.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 14.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davalı müvekkilleri ile davacı ...'nin kardeş olduklarını, kazançlarının ortak olduğunu, davacının hiçbir aşamada kardeşlerinden şikayetçi ve davacı olmadığını, ceza davasına da müdahil olmadığını, sigortadan para alırken şikayetçi olmayacağını da sürekli belirttiğini, müvekkillerinin davacının her ihtiyaçlarını karşıladıklarını, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından davacının protez bedelinin bankaya yatırıldığını ancak davacının bu parayı alarak protez ücretini ödemediğini, protez ücretini müvekkili ...'nin ödediğini, olay günü müvekkillerinin davacının işi için yola çıktıklarını, hatır taşımacılığı yaptıklarını, davacının kazadan doğan tüm haklarını, tazminatlarını traktörün kaskosu ve sigortasından aldığını, manevi tazminat adı altındaki talebini de sigortaya başvurması halinde alabileceğini, manevi tazminat tutarının davacının zenginleşmesine, davalı kardeşlerinin ise fakirleşmesine sebep olacağını, müvekkillerinden ...'nin sadece araç maliki olduğunu ve davacının ihtiyacı için traktörü tahsis ettiğini, açıklanan nedenler ile davacının davasının reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalılar ..., ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın konusuz kalması nedeni ile reddini talep etmiştir. Davalı ... tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. III. MAHKEMECE VERİLEN İLK KARAR Mahkemenin 23.10.2015 tarih ve 2014/91 Esas, 2015/365 Karar sayılı kararı ile davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile 17.500,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, 17.500,00 TL manevi tazminattan davalılar ... ve ...'den %50 hatır taşımacılığı indirimi sonucunda bulunan 8.750,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekili ve davalılar ... ve ... vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 21.02.2019 tarih ve 2016/6489 Esas 2019/1926 Karar sayılı ilamı ile; "1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalılar ...ve ... ile davalılar Muammer ve ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava trafik kazası nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. HMK.md.266 ve devamı maddelerine göre çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda ihtisas sahibi kimselerin dinlenmesi ve rapor alınması gerekir. Somut olayda, davaya konu kaza nedeniyle sol bacağının kesildiğini ileri süren davacının maluliyet/özürlülük durumu ile ilgili olarak davacı tarafça dosyaya herhangi bir rapor ibraz edilmediği gibi, Mahkemece de bu hususta yetkili makamlardan bu hususta rapor aldırılmamış olduğu görülmüştür. O halde mahkemece, dosyada kazada yaralanan davacının maluliyet durumu hakkında kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne uygun olarak düzenlenen bir rapor dosyada bulunmadığından, davacı tarafa davacının maluliyet/özürlülük durumu ile ilgili rapor varsa sunulması için süre verilmesi, aksi halde davacının maluliyet oranının tespiti için tüm tedavi evrakıyla birlikte en yakın Adli Tıp Kurumu şubesine sevki sağlanıp belirtilen yönetmelik hükümlerine uygun olarak olaydan dolayı varsa maluliyet durumunu gösterir rapor aldırıldıktan sonra sonucuna göre manevi tazminatın takdir edilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 3-Kabule göre, hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK’nin 51. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hatır taşımasından ya da kullanmadan söz edebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır. Taşınan veya kullananın yararının söz konusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve tazminattan indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir. Hakim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de, bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir. Bu nedenlerle, Mahkemece davacının kaza sırasında hatır için taşındığı gerekçesiyle davacının kardeşleri olan davalılar ... ve ... yönünden hükmedilen tazminattan %50 hatır taşımacılığı indirimi yapılmıştır. Davacı ile kazaya karışan ve davacının yolcusu olduğu traktörün sürücüsü ve maliki olan bu davalılar arasında kardeşlik ilişkisi şeklinde yakın akrabalık bağı bulunduğu anlaşılmış olup, davaya konu taşımada hatır taşıması bulunmamasına rağmen aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 4-Kabule göre, TBK madde 56 "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." hükmünü içermektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01.03.2006 tarih ve 2006/2-14 E, 2006/26 K. sayılı kararında ifade edildiği üzere, manevi tazminatın amacı, zarar görenin kişilik değerlerinde ve bedensel bütünlüğünün iradesi dışında ihlali hallerinde meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir. Manevi zarar, haksız eylemin sonucunda, uğranılan kişilik değerlerindeki azalmanın karşılığı olması ve zarar gören tarafından da takdir ve tayin edilebilir bulunması nedeniyle birden fazla bölümler halinde istenemez. Bizzat yaşanan acı ve elemin karşılığı olduğu için, haksız eylemin meydana geldiği anda gerçekleşir. Acı ve elemin bölünerek bir kısmının açılacak kısmi dava ile, kalanının açılacak başka bir davada talep edilmesinin manevi tazminatın özüne ve işlevine aykırılık oluşturacağından; manevi tazminat davasının, "manevi tazminatın bölünemezliği" kuralına aykırı bir biçimde kısmi veya belirsiz alacak davası olarak açılması da mümkün değildir. Yukarıdaki bilgiler ışığında somut olayda; davacı vekili dava dilekçesinde davalılar ...ve ...'den 35.000,00 TL, diğer davalılar Muammer ve ...'den 35.000,00 TL toplamda 70.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiş, Mahkemece 17.500,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan, 8.750,00 TL manevi tazminattan ise davalılar ... ve ...'den tahsiline karar verilmiş ise de; manevi tazminatın tekliği ve bölünemezliği ilkesi uyarınca müşterek ve müteselsil sorumlu davalılar yönünden yazılı şekilde ayrı ayrı hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar ...ve ... ile davalılar Muammer ve ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan ve resen görülen nedenlerle hükmün bozulmasına, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına, gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur. B. Mahkememece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamından sonra 12.07.2019 tarihli protokolde davacının dava dışı olarak dava konusu trafik kazasından kaynaklı hakkından feragat ettiği ve davalıları ibra ettiği imza altına alındığından davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkeme'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. B.Temyiz Sebebleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekilinin kazadan kaynaklı manevi zararının yüksek olduğunu, engelli olarak hayatına devam ettiğini, maddi ve manevi haklarını aldığına ilişkin sunulan protokol ve ibranamenin hile ile imzalatıldığını, bu belgenin müvekkiline tapu paylaşımı yapılacağı vaadiyle, engelli ve yaşlı olmasından faydalanılarak imzalatıldığını, davalılar tarafından müvekkiline ödeme yapıldığına dair bir delil sunulmadığını, düzenlenen protokol ve ibranamenin geçersiz olduğunu, mahkemenin bu hususları değelendirmediğini,bu protokolün müvekkiline 65 yaşında ve engelli durumda iken ayaküstü imzalatıldığını, ne kadar ödeme yapıldığı, ödemenin hangi tarihte yapıldığı, ödemenin ne şekilde yapıldığına ilişkin hiçbir ibarenin yer almadığını, ibranamenin geçersiz olduğunu, kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, trafik kazası nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 3. Değerlendirme Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olmasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,10.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/7278, K. 2024/7464, T. 10.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-7278-e-2024-7464-k-245862fda4d3