Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/1506 E. 2023/301 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1506
- Karar No
- 2023/301
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kozan 1.Kadastro Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz Taraflar arasındaki davadan dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro çalışmaları sırasında, Adana ili ... ilçesi .. Mahallesi / Köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 60 parsel sayılı 2.453,86 m2 yüz ölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeniyle senetsizden, bahçe vasfı ile tarafların kök murisi ... adına tespit edilmiş ve tespite karşı yapılan itiraz, kadastro komisyonunca reddedilmiştir. 2. Davacı ... ve arkadaşları vekili, Adana ili ... ilçesi .. Mahallesinde (köyünde) bulunan 101 ada 60 parsel sayılı taşınmazın davalıların murisi ... adına tespit edildiğini, 1979 yılından bu yana taşınmazın vekil edenleri olan davacıların murisi ... tarafından kullanıldığını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın mirasçılık belgesindeki paylara göre davacılar adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır. II. CEVAP 1. Davalılar ..., ..., ..., ... vekili, dava konusu taşınmazın davalıların murisi ...'a ait olduğunu, öldükten sonra mirasçılarının ortak olarak kullanmaya başladıklarını, davalıların murisinin yıllarca bankada çalıştığını, arada bir köye gelip gittiğini, meyve ağaçlarına 2010 yılından sonra ... ve kardeşleri tarafından bakıldığını, taşınmazın bakımının bir kısım mirasçılar tarafından ortaklaşa yapıldığını, ... 'ın 2009 yılında köye yerleştiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Diğer davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taşınmaz üzerinde ...'ın zilyetlik şartlarının oluştuğu ve ölümü ile de mirasçılarına kaldığı ve mirasçılarınında aralarında rızai taksim yapmadıkları ve üzerindeki muhtelif meyve ağaçlarının ...'ın torunu ... tarafından dikilip büyütüldüğü, ağaçların yaşının Ziraatçi bilirkişi raporuna göre 10-15 yaş olduğu, her ne kadar 24.05.2011 tarihli elektrik abonesi kararına göre 15.03.1999 tarihinden önce ... tarafından yaptırmış olduğu ev için elektrik bağlanması için karar verilmişse de kararda imzası bulunan muhtar ve azalar dinlendiği, beyanlarında özetle ... n'ın babalarının yerini ışıklandıracağını oturur hale getireceğini belirttiğini, ... tarafından yaptırılan binanın aydınlatılması için bu kararı verdiklerini belirtmiş olmaları dikkate alınarak, tanıkların beyanları ile alınan karar tarihinin 24.05.2011 tarihi olması nedeniyle belgenin hükme esas alınmadığı gerekçeleri ile davanın reddine, dava konusu Adana ili ... ilçesi ... Mahallesi Köyiçi mevki 101 ada 60 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf tarafından başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, bilirkişi raporlarına yönelttikleri, 1976 yılında taşınmaz ve üzerindeki muhdesatın tespiti için hava fotoğrafları üzerinde inceleme yapılması ve orman kadastro evrakının getirtilerek taşınmaza uygulanmasına ilişkin itirazlarının gerekçe gösterilmeden reddedildiğini, 24.05.2011 tarihli köy muhtarlığı kararında imzası bulunan .... ve ...'in tanık olarak dinlenmediğini, değer raporunun eksik olduğunu, taşınmaz üzerinde bulunan bir kısım muhdesat (kafes tel, sulama sistemi, meyve ağaçları vs.) bedelinin hesaplanmadığını, mahalli bilirkişi beyanlarına göre taşınmazın, tarafların kök murisi ... ın 1974 yılında ölümünden sonra torunu ve davacıların murisi olan ... 'ın kullandığının sabit olduğunu, muris ve davacıların ev yaptırıp üzerindeki ağaçları da diktiğini, köy ihtiyar heyeti kararının, muris ... 'ın yaptığı evle ilgili olup tanık olarak dinlenenlerin karara aykırı ve yanlı beyanda bulunduklarını, kök murisin evinin ise orman alanı içinde kalıp uzun yıllar önce yıkıldığını, taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların ve evin yaşı dikkate alındığında davacılar murisinin tespitten önce 20 yıllık zilyetlik süresini doldurduğu hususunun kanıtlandığını, bu sürede kullanıma yönelik herhangi bir itirazın olmadığını, kök muris adına tapu, senet gibi herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığını, oysa davacıların murisi ... 'ın taşınmaz üzerindeki tüm muhdesatı yaparak taşınmazı imar ve ihya ettiğini, zilyetlikle kazanım koşullarınında oluştuğunu belirterek, kararın lehlerine bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 03.11.2021 tarih ve 2019/1432 Esas, 2021/1435 Karar sayılı kararıyla, dava konusu 101 ada 60 nolu parselin evveliyatında tarafların ortak kök murisi olan ...'a ait olup onun tarafından imar ve ihya edilerek üzerine ev yaptırılıp malik sıfatı ile zilyet edildiği, bu nedenle 20.04.2018 tarih Kadastro Tutanağında senetsizden ve zilyetlikten 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereği kök muris ... adına yazıldığı, üzerindeki muhtelif meyve ağaçlarının ise davacıların murisi ve aynı zamanda kök murisin torunu olan ... . mirasçılarına ait olduğu şerhinin belirtildiği, bu şerhe yönelik herhangi bir itirazın bulunmadığı, kök muris ... 'ın 1977 yılında ölümünden sonra taşınmazın, mirasçısı olan taraflar tarafından kullanılmaya devam edildiği, mirasçılar arasında herhangi bir bölüşüm ve paylaşımın söz konusu olmadığı, taşınmaz üzerindeki ev ve ağaçların inşasına yönelik faaliyetlere zaman zaman diğer mirasçıların da katılıp onay verdikleri taşınmaz üzerindeki muhdesatın davacılar murisi ... 'a ait olmasının, taşınmazı zilyetlikle kazanmasını sağlamayacağı, dosya kapsamından anlaşıldığına göre ... 'ın köy dışında çalışmakta olup, zaman zaman köye gelip gittiği, emekli olduktan sonra köye yerleştiği, tüm mirasçıların rıza ve onayı ile muhdesatları inşa ettiği, bu sebeple muris ... zilyetliğinin tüm kök muris mirasçıları adına yapıldığının kabulünün gerektiği, kararlılık kazanan Yargıtay Özel Daire içtihatlarına göre de bu durumdaki zilyetliğin tüm mirasçılar adına yapıldığının belirtildiği, sonuç olarak dava konusu taşınmazın tarafların kök murisi olan ... adına yapılan kadastro tespitinde ve davacıların davasının reddine ilişkin yerel mahkeme kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda vicdani kanaatin oluştuğu, duruşma sürecinin yansıtan tutanaklar, kararın dayandığı deliller ile kanuni sebepler ve gerekçe içeriğine göre, davanın esası ile ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı açıklanarak, davacı tarafın yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b.(1) maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde, bilirkişi raporlarına yönelttikleri, 1976 yılında taşınmaz ve üzerindeki muhdesatın tespiti için hava fotoğrafları üzerinde inceleme yapılması ve orman kadastro evrakının getirtilerek taşınmaza uygulanmasına ilişkin itirazlarının gerekçe gösterilmeden reddedildiğini, 24.05.2011 tarihli köy muhtarlığı kararında imzası bulunan ...ve ...'in tanık olarak dinlenmediğini, gayrimenkul değerleme raporunun eksik olduğunu, mahalli bilirkişi beyanlarına göre taşınmazın, tarafların kök murisi ...'ın 1974 yılında ölümünden sonra torunu ve davacıların murisi olan ... 'ın kullandığının sabit olduğunu, muris ... 'ın yaptığı evle ilgili olup tanık olarak dinlenenlerin karara aykırı ve yanlı beyanda bulunduklarını, kök murisin evinin dava konusu yerde kalmadığını, orman alanı içinde kalıp uzun yıllar önce yıkıldığını, kök muris adına tapu, senet gibi herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığını, oysa davacılar murisi ... 'ın taşınmaz üzerindeki tüm muhdesatı yaparak taşınmazı imar ve ihya ettiğini, zilyetlikle kazanım koşullarınında oluştuğunu, istinaf aşamasında davalıların sunduğu fotoğrafları kabul etmediklerini, dava konusu yerle ilgisi olmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının lehlerine bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme 1. Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. 2. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kim tarafından kullanıldığı ve davacıların yakın miras bırakanı ... lehine kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17 nci maddeleri, 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması HMK'nin 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre Bölge Adliye Mahkemesi kararı, usul ve kanuna uygun olup, davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nin 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 120,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.