Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/1007 E. 2024/6118 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1007
- Karar No
- 2024/6118
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2017/1 Esas, 2020/79 Karar KARAR : Yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, kısmen kabul kısmen reddine Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, tescil davasına ilişkin talep kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, Hazine Müsteşarlığı yönünden husumet yönünden reddine, beyanlar hanesine kullanım şerhi verilmsi talebi yönünden davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olup, kararın davacı ... mirasçıları tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1946 yılında yapılıp 1947 yılında kesinleşmiş olan orman kadastrosu, daha sonra 1977 yılında yapılan aplikasyon ve 6831 sayılı Orman Kanununun (6831 sayılı Kanun) 1744 sayılı Kanun ile değişik 2 nci madde uygulaması bulunduğu, bu yerde arazi kadastrosunun 1960 yılında yapılıp kesinleştiği, çekişmeli taşınmazların bu işlemde tapulama dışı bırakıldığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde, sınırlarını bildirdiği ... ilçesi ... köyü ... mevkiinde bulunan yaklaşık 45.000 metrekarelik taşınmazın 1968 yılından itibaren müvekkilleri ve murisleri tarafından nizasız ve fiilen kullanıldığını, söz konusu tarlada müvekkilleri tarafından nesilden nesile yetiştirilen 250 senelik zeytin ağaçlarının bulunduğunu, müvekkillerinin bunların bakımını ve işletimini sağladıklarını, ancak söz konusu taşınmazın tapuya kayıtlı olmadığını ve sahipsiz olduğunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (4721 sayılı Kanun) 713/1nci maddesi, 3402 sayılı Kadastro Kanununun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü ve 17 nci maddelerindeki koşulların müvekkilleri lehine gerçekleştiğini, dava konusu tapuda kayıtlı olmayan taşınmazın orman niteliğinde bulunmadığını ve Devletin hüküm ve tasarrufu atındaki yerlerden olması karşısında taşınmazın müvekkilleri adına tescili gerektiğini belirtere dava konusu ... ilçesi ... köyü ... mevkiinde bulunan yaklaşık 45.000 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın müvekkilleri adına miras payları oranında tescilini istemiş, davalı Hazine vekili davanın reddini savunmuş, davalı ..., Menemen Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 30.09.2011 tarihli duruşmada, davayı kabul ettiğini beyan etmiştir. Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; dava konusu taşınmazların öncesinde orman niteliğinde iken 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldıkları, halen tarım arazisi olarak kullanıldıkları, üzerilerinde zeytin ve meyve ağaçlarının bulunduğu, davalı taşınmazların önceden tarafların ortak murisi ... tarafından kullanılmakta iken muris ...'in ölümü ile mirasçıları arasında davalı taşınmazları ve murisin diğer arazilerini kapsayan taksim sözleşmesi yapıldığı, tüm mirasçıların yapılan taksim sözleşmesine ... gösterdiği, yaklaşık 20 yıl boyunca davalı 1175 ada 14 ve 20 parsel sayılı taşınmazların davacı ... tarafından, davalı 1175 ada 15 ve 21 parsel sayılı taşınmazların davacı ... tarafından ve davalı 1175 ada 16 parsel sayılı taşınmazın davacı ... ve onun ölümüyle ... tarafından kullanıldıkları ve tespit tarihinde de bu kişilerin kullanımında oldukları, diğer mirasçıların kullanım yönünden herhangi bir itirazlarının bulunmadığı anlaşılmakla dava konusu taşınmazların tespit tarihinde Menemen Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/179 Esas sayılı dosyasında davalı oldukları, bu nedenle davalı taşınmazlara ait kadastro tutanaklarının malik hanesi boş olarak düzenlendiği, 2/B madde uygulaması gereğince orman sınırları dışına çıkarılan davalı taşınmazların Hazine adına tescilinin yasal zorunluluk olduğu, davacıların tescil taleplerinin reddine dair önceki hükmün kesinleştiği ancak "çoğun içinde az da vardır" ilkesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alan niteliğinde olan davalı taşınmazları kullanan kişilerin tutanağın beyanlar hanesinde gösterilmesi gerektiğinden davanın tescil talebi yönünden reddine, davacı ...'in mirasçısı ... tarafından dava konusu 1175 ada 16 parsel sayılı taşınmazın tamamının kullanıldığı, davacı ...'in diğer mirasçılarının davalı taşınmazlarda herhangi bir kullanımlarının bulunmadığı anlaşılmakla beyanlar hanesine şerh verilmesi talebi yönünden kısmen kabulüne ve kısmen reddine, davada taraf sıfatı bulunmayan Hazine Müsteşarlığı aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmiş, karar davacı ... mirasçıları ... ve arkadaşları, davalı Hazine vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... mirasçıları ... ve arkadaşları ve davalı Hazine vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler ayrı ayrı kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davacı ... mirasçıları ... ve arkadaşlarından alınmasına, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, 21.10.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.