Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/5895 E. 2024/6432 K. – Kadastro Tespiti

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz (Aktarılan

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/5895
Karar No
2024/6432
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz (Aktarılan

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/602 E., 2020/1158 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2015/12 E., 2018/16 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz (aktarılan) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili, davacı ... ve ... mirasçısı ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı ... ve ... mirasçısı ve davalı ... vekilinin başvurularının kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 1984 yılında yapılan tesis kadastrosu sırasında; Eskişehir ili Sivrihisar ilçesi İstiklalbağı Köyü 424, 406, 605, 506, 507, 513, 515, 516, 517, 524, 536, 572, 577, 581, 840, 742, 1024, 1096, 1497, 1498, 1499, 1501, 1877, 1703, 1671, 1672, 1656, 1657, 1642, 1643, 2772, 2868, 2904, 3028, 2656, 2710, 2713, 3254, 3228, 3247, 3238, 2419, 3262 parsel sayılı muhtelif yüzölçümündeki taşınmazlar, edinme sebeplerinde, ...'ndan mirasçılarına kaldığı ve 1982/125 Esas sayılı dosyada davalı olduğu belirtilerek malik haneleri boş olarak tespit edilmiştir. Davacılar ... ve ..., kök murisleri ...'nun kendisine ait taşınmazları ve ölen annelerinden kalan üç adet taşınmazı kendilerine kalan hisseleri bertaraf etmek ve diğer erkek kardeşleri lehine dolaylı olarak mal kaçırmak amacıyla başkalarına sattığından dolayı Sivrihisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 1981/41 Esas sayılı dava dosyasında tenkis davası açtıklarını ancak taşınmazların tapusu bulunmadığından tapu tescil davası açılması gerektiğinden, dilekçede hudutları yazılı 34 parça taşınmazın ...'na ait veraset ilamındaki mirasçıları adına hisseleri oranında tesciline karar verilmesini istemişler, dava konusu taşınmazlar hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlenmesi nedeniyle Sivrihisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 1981/137 Esas ve 1988/208 Karar sayılı kararı ile Kadastro Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiş, Kadastro Mahkemesince, Asliye Hukuk Mahkemesinden aktarılan dava dosyası ile iş bu dava dosyası birleştirilerek yargılamaya devam olunmuştur. Asli müdahil ..., 3262 parsel sayılı taşınmazın babası ... ve amcası ...'nun müşterek malı olduğunu, vefatları neticesi mirasçılarına kaldığını, bu taşınmaz yönünden babası ve amcası arasında taksim yapılmadığını, 1940 tarih 160 tahrir nolu vergi kaydının babası ve amcası adına kayıtlı olduğunu parselin hisseleri oranında mirasçılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur. Davalılar, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabul, kısmen reddine, 536, 577, 742, 3247, 605, 507, 524, 424, 506, 581, 1671, 840, 1024, 1096, 1642, 1643, 1501, 406, 572, 1497, 1498, 1499, 2904, 2656, 1656, 2419, 2772, 2868, 3028, 2710, 2713, 3228, 3262 parsellere ilişkin; taşınmazlara uygulanması istenen kayıtların uyması, bir kısım taşınmazların dört tarafının da şahıs arazisi olması, dört tarafı şahıs arazisi olmayıp bir kısım hududu Hazine, dere, tapulama harici olanların ise en eski hava fotoğraflarından sınırlarını sabit olması, diğer hudutlarının şahıs arazisi olması, teknik bilirkişi raporlarında da genişletmeye müsait olmadığının tespit edilmiş olması, iş bu taşınmazların Hazine ve mera arazileri ile alakalarının olmadığı, kök muris ...'dan kaldığı gerekçeleri ile taksime göre ... mirasçıları adına bahçe/tarla niteliğinde, 1703, 1657, 1877, 1672, 3238, 3254 parsellere ilişkin; keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanlarında, dava konusu taşınmazların etrafında mera bulunduğu ve 1877, 1657 parsellerin geçmişte üzerinde hayvan otladığını, meradan açılmış olabileceğini beyan ettikleri, taraflarca bu parsellere ilişkin herhangi bir kayda dayanılmadığı, 30.10.2018 tarihli ziraat bilirkişi raporunda da taşınmazların bir kısım hudutlarında mera olduğu, taşınmazların mera sınırlarında ayırıcı bir unsur bulunmadığı, sınırlarının genişletmeye müsait olduğunun bildirildiği, 09.11.2018 tarihli fen bilirkişi raporunda taşınmazların mera krokisine göre tescilli/tescilsiz mera ile komşuluğunun bulunduğunun bildirildiği, taşınmazların komşularında mera parselleri bulunduğu, mera parselleri ile aralarında ayrıcı sınır bulunmaması, mera bütünlüğünüde bozduğu anlaşıldığından taşınmazların geçmişte meradan açılmış olduğu ve mera özel siciline yazılması gerektiği gerekçeleri ile 1703, 1657, 1877, 1672, 3238, 3254 parsel sayılı taşınmazların tamamı 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 16 ncı maddesi uyarınca mera olarak sınırlandırılmasına, özel siciline yazılmalarına, 517, 516, 515, 513 parsellere ilişkin; dava konusu taşınmazların kök muris ...'dan kaldığını, ..... ile alakasının olmadığını, zilyetliğini görmediklerini, taşınmazların mera ile ilgisinin olmadığını, yıllardır aynı sınırlarda kullanıldığını beyan ettikleri, taraflarca taşınmaza uygulanması istenen 292 tahrir nolu vergi kaydının hudutlarının doğusu boş, batısı ...., kuzeyi bayır, güneyi boş okuduğunun anlaşılmış olması, 30.10.2018 tarihli ziraat bilirkişi raporunda da taşınmazların mera ile bağlantısı ve komşuluğu olmadığı, taşınmazların etrafının hali ve tapulama harici alan olması taşınmazların hali araziden veya tapulama harici alandan açılmış olabileceği tarım arazisi niteliğinde olduğunun bildirildiği, 09.11.2018 tarihli fen bilirkişi raporunda taşınmazların sınırlarında hali arazisi ve hazine arazisi bulunduğunun bildirildiği, taşınmazların etrafının Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan arazilerle çevrili olduğu dört tarafının da bu arazilerle komşuluğunun bulunduğu, uygulanması istenen vergi kaydının da hudutları herhangi bir başkaca taşınmaza da uyabileceği bu nedenle vergi kaydına itibar edilmediği, taşınmazların Devletin hüküm tasarrufunda bulunan araziler içerisinde ada şeklinde olması geçmişte bu arazilerden açıldığı zilyetlikle de kazanılamayacağı, yıllardır tarım arazisi vasfını kazanmış olduğu gerekçeleri ile tarla vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hükmün davalı Hazine vekili, davacı ... ve ... mirasçısı ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, dava konusu 536, 577, 742, 3247, 605, 507, 524, 424, 506, 581, 1671, 840, 1024, 1096, 1642, 1643, 1501, 406, 572, 1497, 1498, 1499, 2904, 2656, 1656, 2419, 2772, 2868, 3028, 2710, 2713, 3228, 3262 parseller yönünden; öncesinde ...’na ait bulunduğu, ölümü ile mirasçılarına kaldığı, mirasçıları arasında taksim edildiği, taşınmazlara kadastro tespit tutanağında uygulanan 1938 tarihli vergi kayıtlarının taşınmazlara aynen uyduğu, komşu parsel kayıtlarının “....” olarak taşınmazları doğru olarak okuduğu, eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarına göre sınırlarının sabit olduğu ve genişletilmediği, öncesinde muris ... ölümü ile taksimen mirasçılarının ekonomik amacına uygun tespit tarihinden geriye 20 yılı aşkın zilyetliklerinin bulunduğu, adına tescil kararı verilenler yararına 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesinde öngörülen zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleştiği anlaşıldığından mahkemenin bu parsellere yönelik kurduğu tescil hükmü ve malik belirlenmesi kararının doğru bulunduğu, dava konusu 1657, 1672, 1703, 1877 sayılı parseller yönünden; 1703 ve 1877 sayılı parsellerin sınırında kadim mera parsellerinin bulunduğu, 3266, 1873 sayılı kadim mera parselleri ile arada sabit sınırın bulunmadığı, meradan genişletilmek suretiyle elde edildikleri, etrafındaki parsellerin de aynı şekilde mera olarak tespit edilip kesinleştiği, 1657 ve 1672 sayılı parsellerin ise uygulanan 1938 tarihli gayri sabit vergi kaydı miktar fazlası oldukları, zeminde kadim mera parseli ile sınır oldukları, mera sınırlarında ayırıcı bir unsur bulunmadığı, keşifte öncesinde köy havyanlarının otladığının beyan edildiği, sınırlarının genişletmeye müsait olduğu, kayıt miktar fazlasının meradan kazanıldığının kabulü gerektiği, etrafındaki komşu parsellerinde aynı şekilde tespitlerinin yapılıp kesinleştiği 1657,1672, 1703,1877, 3254 parsellerin mera vasfıyla sınırlandırılmasına ilişkin kararda bir isabetsizlik bulunmadığı, dava konusu 3238 sayılı parsele ilişkin olarak ise, taşınmazın meradan açıldığı kabul edilerek mera vasfıyla orta malı olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş ise de; mahkemenin kabulünün dosya kapsamına uygun düşmediği, zira, kadastro tespit tutanağının edinme sebebinde taşınmazın 40 yılı aşkın ...’nun zilyetliğinde olduğu belirtilerek, bahçe vasfıyla tespit edildiği, 1984 yılında yapılan kadastro tespitinde taşınmazın sınırlarının tespit harici, dere ve 3237 sayılı komşu parsele çevrili olduğu, batıdan komşu parsellerin şahıslar adına tespit edilip kesinleştiği, taşınmazın mera ile sınırının bulunmadığı, sonradan yargılama sırasında yapılan mera tahsis çalışmaları ile sınırında bulunan tescil harici alanın mera olarak tespit edildiği, ancak tahsis çalışmalarının henüz kesinleşmediği, keşifteki beyanlar ve ziraat mühendisi ve harita mühendisi raporlarına göre, taşınmazın uzun yıllardır (1960 dan beri) bağ yeri olarak kullanıldığı, üzerinde en az 35-40 yaşında bağ, ceviz ve badem ağaçlarının bulunduğu, bahçe niteliğinde bulunduğu, öncesinde ...’nun zilyetliğinde iken ölümü ile mirasçılarına kaldığı ve tüm mirasçıların birlikte kullandığı, böylece 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı ile kazanım şartlarının gerçekleştiği, hal böyle olunca, bu parselin ..... mirasçıları ..., ..., ... ve ... mirasçıları adına tescil kararı verilmesi gerekirken mahkemenin yazılı şekilde yanlış değerlendirme ile sınırında mera bulunduğu ve meradan açıldığı yönündeki kabulünün doğru bulunmadığı gerekçeleri ile, bu parsel yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile; dava konusu 3238 sayılı parselin bahçe vasfıyla ...’in tüm mirasçıları adına tesciline karar vermek gerektiği, dava konusu 3254 sayılı parsele gelince; kadastro tespit tutanağının edinme sebebinde taşınmazın 30 yılı aşkın ...’nun zilyetliğinde olduğunun belirtilerek, bahçe vasfıyla tespit edildiği, 1984 yılında yapılan kadastro tespitinde taşınmazın sınırlarının tespit harici, dere ve dereden sonra şahıslar adına tescil edilen komşu parsele çevrili olduğu, taşınmazın mera ile sınırının bulunmadığı, sonradan yargılama sırasında yapılan mera tahsis çalışmaları ile sınırında bulunan tescil harici alan mera olarak tespit edildiği, ancak tahsis çalışmalarının henüz kesinleşmediği, keşifteki beyanlar ve ziraat mühendisi ve harita mühendisi raporlarına göre, taşınmazın 1952 den beri tarım arazisi olarak kullanıldığı, bahçe niteliğinde bulunduğu, öncesinde ...’nun zilyetliğinde iken ölümü ile mirasçılarına kaldığı, mirasçıları arasında yapılan taksim sonucu da 1/2'şer hisse ile ... ve ...'na kaldığı, aynı sınırlar dahilinde tarım arazisi olarak kullanıldığı, kadim mera olmadığı, böylece 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı ile kazanım şartlarının gerçekleştiği, hal böyle olunca, bu parselin ... mirasçısı ... ve ... mirasçıları adına tescil kararı verilmesi gerekirken mahkemenin yazılı şekilde yanlış değerlendirme ile sınırında mera bulunduğu ve meradan açıldığı yönündeki kabulünün doğru bulunmadığı, bu nedenlere, bu parsel yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile; dava konusu 3254 sayılı parselin bahçe vasfıyla ... ve ... mirasçıları adına tesciline karar vermek gerektiği, dava konusu 513, 515, 516 ve 517 sayılı parsellere gelince; kadastro tespiti sırasında 515, 516, 517 sayılı parsellere 1938 tarih ve 292 tahrir numaralı ... oğlu ... adına kayıtlı 7.500 m² yüzölçümlü vergi kaydı uygulanarak, 513 sayılı parsel ise senetsizden 30 yılı aşkın ...’nun zilyet bulunduğu, 1979 da ölümü ile mirasçılarına intikal ettiği belirtilerek tarla vasfıyla tespitlerinin yapıldığı, kadastro tespitinde uygulanan gayri sabit hudutlu vergi kaydının keşifte uygulandığı, taşınmazlara uyduğunun belirlendiği, dava konusu taşınmazların etrafının tescil harici ve dere ile çevrili bulunduğu, mahallinde yapılan keşiflerde dinlenen yerel bilirkişiler ve tanıklar taşınmazların öncesinde 1960 yılından beri ...’nun uzun yıllar zilyetliğinde iken ölümü ile taksimde ... ve ...’na düştüğünü, halen mirasçılar tarafından tarım arazisi olarak kullanıldığını beyan ettikleri, keşif sonucu dosyaya ibraz edilen Harita Yüksek Mühendisi; taşınmazların etrafının hali arazi ile çevrili bulunduğunu, 1957 ve 1982 tarihli memleket haritası, 1956 tarihli hava fotoğraflarına göre birlikte değerlendirildiğinde sınırlarının genişletilmesinin mümkün bulunmadığını, sınırlarının genişletilmediğini, tarla vasfıyla tescillerinin uygun olacağını belirttiği, ziraat bilirkişi raporunda, taşınmazların etrafının hali arazi ile çevrili bulunduğunu , uzun yıllardır tarla olarak kullanılagelen tarım toprağı-arazisi, tarla niteliğinde olup mera ile bağlantısı ve komşuluğu olmadığını, dava konusu taşınmazların etrafı hali arazisi ve tapulama harici alan olması, taşınmazların hali arazisinden veya tapulama harici alandan açılmış olabileceğini, üzerinde en az 40-50 yıldır tarım yapılagelen tarım arazisi niteliğinde olduğunu belirttiği, taşınmazların etrafında bulunan aynı nitelikteki komşu 512, 518, 414, 520, 521 sayılı parsellerde şahıslar adına tarla vasfıyla yapılan tespitleri kesinleşerek şahıslar adına tapuya tescil edildiği, etrafı tescil harici hali arazi ile çevrili taşınmazın koşulların oluşması halinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kazanılmasının mümkün bulunduğu, yöntemince toplanan delillere göre dava konusu taşınmazlar hakkında ... mirasçıları ... ve ... adına 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesinde öngörülen zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleştiği sonucuna varıldığı gerekçeleri ile 513, 515, 516 ve 515 sayılı parsellerin Safinaz ve ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesi gerektiği, ayrıca, bir kısım parseller hakkındaki dava ret edilerek mera vasfıyla orta malı olarak sınırlandırılması nedeniyle tescil davasında yasal hasım olan Hazineye vekalet ücreti takdir edildiği halde yine tescil davasında yasal hasım olan ve kendisini vekil ile temsil ettiren ... lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinin doğru bulunmadığından, davalı ... Başkanlığına 3402 sayılı Kanun’un 31/2 nci maddesi gereğince vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği belirtilerek, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 nci maddesi gereğince davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacılar ve davalı ... Başkanlığının istinaf başvuru taleplerinin kısmen kabulü ile Eskişehir Kadastro Mahkemesinin 26.12.2018 tarihli ve 2015/12-2018/16 E-K sayılı kararının 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.2 nci maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabul, kısmen reddine, 536, 577, 742, 3247 parsel sayılı taşınmazların ... adına, 605, 507, 524 parsel sayılı taşınmazların ... adına, 424, 506, 581, 1671 parsel sayılı taşınmazların ... adına mirasçıları adına, 840, 1024, 1096, 1642, 1643, 1501 parsel sayılı taşınmazların ... mirasçıları adına, 406, 572, 1497, 1498, 1499, 2904, 3254, 2656 parsel sayılı taşınmazların ... ve ... mirasçılarına adına, 1656 parsel sayılı taşınmazın ... ve ... adına, 2419 parsel sayılı taşınmazın ... ve ... mirasçıları adına, 2772, 2868, 3028, 2710, 2713, 3228, 3262, 3238 parsel sayılı taşınmazların taksime göre ... mirasçıları adına, 517, 513, 515, 516 parsel sayılı taşınmazların ... ve ... mirasçıları adına, 1703, 1657, 1877 ve 1672 parsel sayılı taşınmazların 3402 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesi uyarınca mera olarak sınırlandırılmalarına, özel siciline yazılmalarına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/5895, K. 2024/6432, T. 06.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2021-5895-e-2024-6432-k-5c47d4e218ab