Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/13678 E. 2023/6058 K.

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/13678
Karar No
2023/6058
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2001/4E. 2018/7 K DAVACILAR : ... vd. VEKİLİ : Avukat ... ... BİRLEŞEN DOSYANIN DAVACILARI : ... vd. BİRLEŞEN DOSYANIN DAVALISI : Hazine VEKİLİ : Av. ... ... BİRLEŞEN DOSYADA DAVACI : Hazine VEKİLİ : Avukat ... ... BİRLEŞEN DOSYANIN DAVALILARI : ... vd. DAVA TARİHİ : ... KARAR : Davanın reddine ... mirasçısı ... vekili, davacı ... ... mirasçıları ..., ... vekili, Asli Müdahil ..., ... vd. vekili, Asli Müdahil ... vd. Vekili, davacı Hazine vekili

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacıların ve katılanların davasının reddine tespit gibi tesçiline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, asli Müdahil ... ... vd vekili, davacı ... mirasçısı ... vekili, davacı ... mirasçıları ..., ... vekili, asli müdahil ..., ... vd. vekili, asli müdahil ... vd. vekili, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1. Kadastro sırasında; ... köyü çalışma alanında bulunan, 34 parsel sayılı 41.200 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 35 parsele uygulanan tapu kaydının miktar fazlası olduğundan bahisle, çayır vasfında, Hazine adına tespit edildikten sonra, itiraz üzerine Kadastro Komisyonunca, ..., ... ve ... adına tespit edilmiş; 32 parsel sayılı 56.400 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla Hazine adına tespit edildikten sonra, itiraz üzerine Kadastro Komisyonunca, ..., ... ve ... adına tespit edilmiş; 33 ve 31 parsel sayılı 47.600 ve 1.250.000 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, tarla niteliğinde, Hazine adına tespit edilmiş; 155, 125, 174, 65, 146, 139, 8 ve 160 parsel sayılı 29.400, 26.000, 52.000, 81.000, 38.000, 54.000, 53.000 ve 24.400 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, tarla niteliğinde, davalı olduğu şerhi verilmek suretiyle, Hazine adına tespit edilmiş; 44 parsel sayılı 85.000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, davalı olduğu şerhi verilerek, çayır niteliğinde, Hazine adına tespit edilmiş; 7 parsel sayılı 70.000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğinde, Hazine adına tespit edildikten sonra, itiraz üzerine Kadastro Komisyonunca, ... adına tespit edilmiş; 6 parsel sayılı 57.000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğinde, Hazine adına tespit edildikten sonra, itiraz üzerine Kadastro Komisyonunca, ... ... adına tespit edilmiş; 108 parsel sayılı 92.000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydına istinaden, çayır vasfında 2/3 hisse ile si ... adına, 1/3 hisseyle ... adına tespit edilmiş; 60 parsel sayılı 58.600 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğinde, Hazine adına tespit edilmiş; 30 parsel sayılı 314.600 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, mera niteliğinde, Hancağız Köy Tüzelkişiliği adına tespit edilmiş; 206 parsel sayılı 11.000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğinde, Hazine adına tespit edildikten sonra, itiraz üzerine Kadastro Komisyonunca, ... ve ... adına tespit edilmiş; 51 parsel sayılı 36.000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğinde, ... ve ... adına tespit edilmiş ve 137 parsel sayılı 54.000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise, tarla niteliğinde, ... ve ... adına tespit edilmiştir.

2. Davacı Hazine, 1996/39 Esas sayılı dosyaya sundukları dava dilekçesinde; ... parsel sayılı taşınmazların davalılar adına tespit edildiğini, ancak taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduklarını ileri sürerek, kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

3. Davacı Hazine, 1997/17 Esas sayılı dosyaya sunduğu dava dilekçesinde; ... parsel sayılı taşınmazların, davalılar adına tespit edildiğini, ancak taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduklarını ileri sürerek, kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

4. Davacı ..., 1985/659 Esas sayılı dosyaya sunduğu dava dilekçesinde; ... 160 ve 174 parsel sayılı taşınmazların davalı Hazine adına tespit edildiğini, ancak bu taşınmazlara uzun yıllardır zilyet olduklarını ileri sürerek, kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların adına tescilini istemiştir.

5. Davacı ... ..., 1993/18 Esas sayılı dosyaya sunduğu dava dilekçesinde; ... parsel sayılı taşınmazın mera olarak tespit gördüğünü, ancak uzun yılardır bu taşınmazı kullandığını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın adına tesçilini talep etmiştir.

6. Davacı ... ..., 1996/12 Esas sayılı dosyaya sunduğu dava dilekçesinde; ... parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına tespit gördüğünü, ancak taşınmazı uzun yılardır babasının kullandığını, sonrasında taksimle kendisine kaldığını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın adına tescilini istemiştir.

7. Davacı ... ve arkadaşları, 1996/17 Esas sayılı dosyaya sundukları dava dilekçesinde; ... parsel sayılı taşınmazların davalı Hazine adına tespit edildiğini, ancak taşınmazları tapudan satın aldıklarını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazların adlarına tescilini istemişlerdir.

8. Davacı Hazine, 1996/30 Esas sayılı dosyaya sunduğu dava dilekçesinde; ... parsel sayılı taşınmazın davalılar adına tespit gördüğünü, ancak taşınmazların Hazineye ait olduğunu ileri sürerek, taşınmazların Hazine adına tescilini talep etmiştir.

9. Müdahil ..., müdahale dilekçesinde; dava konusu 32 ve 34 parsel sayılı taşınmazları dedesinin satın aldığını ileri sürerek, adlarına tescilini istemiştir.

10. Müdahil... müdahale dilekçesinde; dedesi ...' nun dava konusu 32 ve 34 parsel sayılı taşınmazları, ... oğulları ... ve ...'ten satın aldığını ileri sürerek, taşınmazların miras hissesi oranında adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar cevap dilekçelerinde; davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13.03.2001 tarihli ve 1996/30 Esas, 2001/5 Karar sayılı kararı ile, davacı Hazine yönünden davanın kısmen kabulü ile 32 parsel sayılı taşınmazın 24.05.2000 tarihli fen bilirkişi raporunda F harfi ile belirtilen 8500 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümü kıyı kenar çızgisi içinde kaldığından, bu kısmın son parsel numarası verilmek suretiyle Hazine adına, geri kalan kısmın ise tespit malikleri adına tesciline; 34 parsel sayılı taşınmazın G harfi ile belirtilen 16.300 m2' lik kısmı kıyı kenar çizgibi içinde kaldığından bu kısmın son parsel numarası verilmek suretiyle Hazine adına, geri kalan 24.900 m2' lik bölümünün ise davalılara ait vergi kaydı ve tapu kaydı kapsamı içinde kaldığından davalılar adına tespit gibi tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 13.03.2001 tarihli ve 1996/30 Esas, 2001/5 Karar sayılı kararı, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.

2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 15.5.2001 tarihli ve 2001/3159 Esas, 2001/2938 Karar sayılı ilamıyla; "Hazine tapusunun dayanağı harita ile davalı tarafın dayanağı tapu kayıtları ilk tesisinden itibaren düzenli bir şekilde intikalleri varsa haritası ile birlikte yerel tapu sicil Müdürlüğünden getirtilmesi, davalı taraftan zilyetlikle ilgili tanık göstermelerinin istenmesi, daha sonra mahallinde, önceki keşiflerde dinlenen yerel bilirkişileri ile hayatta bulunan belirtmelik bilirkişileri ve tanıkların katılımıyla keşif yapılarak, tapu kayıtları ve mevcut ise haritalarının, yöreyi iyi bilen yaşlı kişilerden oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi kurulu ve fen bilirkişi aracılığıyla gereği gibi yerine uygulanması, bilirkişilerce bilinemeyen sınırlar olduğunda tanık beyanlarına başvurulması, davalı taraf tapusunun sınırında okunan armut ağacının arazi üzerindeki yerinin kesin olarak belirlenmesi, yine davalı tapususun kapsamının içerdiği sınırlara ve özelikle "Armut Ağacı" sınırına göre yüzölçümüyle geçerli olduğunun dikkatte alınması, bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinde kimden kaldığı, kimin zilyet olduğu, zilyetliklerinin başlangıç tarihi süresi ve sürdürülüş biçimi hususlarının olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanması, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık olduğunda yöntemince giderilmesi, taşınmazların kayıt miktar fazlası olduğu sonucuna varıldığında, sulu ve kuru arazi olup olmadıklarının mercilerinden sorulması ve davalılar adına belgesiz zilyetlik olarak taşınmaz tespit yada tescil edilip edilmediğinin Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlükleri ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğü nezdinde araştırılması, davalıların dayandıkları tapu kaydının malikleri ile bağlantılarının sağlanması, aynı günde dairede incelemesi yapılan 33 ve 31 parsellerle ilgili davanın taraflarının ve dayandıkları delillerin iş bu dava ile aynı olması nedeniyle birleştirilmesi hususunun nazara alınması ve sonucuna göre karar verilmesi " gereğine değinilerek, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu 137 ve 51 numaralı parseller tapuya kayıtlı olmamakla birlikte, tespit maliklerine ait vergi kaydı, dava konusu taşınmaza uygulandığında dava konusu taşınmazı kapsadığının anlaşıldığı, miktar fazlası kısım için ise taraflar açısından 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun 14. maddesindeki zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğu anlaşıldığından, taşınmazların tespit gibi tescillerine; mahallinde 1999 yılında yapılan keşifte dava konusu 9 ve 30 numaralı parsellerin mera vasfında olduğu anlaşıldığından taşınmazların tespit gibi tesciline; dava konu 34 numaralı parsel açısından ise taraflarca ibraz edilen tapu kayıt sureti, vergi kaydı ve miktarı esasen evveliyatta bir bütün olan ve uygulanan tapu kaydı sonucu ifraz edilerek 35 numaralı parsel olan ve tarafların itirazlarını ileri sürdükleri vergi kaydı ve dayanak olarak belirtikleri kayıt suretlerinin zaten tamamı ile 35 numaralı parsel uygulandığı ve 34 numaralı parsel açısından miktar fazlası olan kısmın ifraz edilerek bu aşamada Hazine adına tespitinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle 35 parselin tespit gibi Hazine adına tesciline; 108 ve 206 numaralı parsellerin tespit malikleri şahıslar adına, 6, 7, 168, 31, 32, 33 ve 60 numaralı parsellerin ise Hazine adına tespit edilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taşınmazların tespit gibi tescillerine; tapuya kayıtlı olan ve davacı ... tarafından itiraz edilen dava konusu "65, 44, 160, 116, 146, 174, 139, 155, 125" numaralı parseller açısından gerek davacı tarafın itirazında belirttiği dosya arasında bulunan bila havale tarihli dava dilekçesinde belirttiği vergi kayıtları ile Haziran 1290 tarih ... ve K.Evvel 1327 tarih ve C 69 S60-61 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13 ve 14 sayılı kayıtların, dava konusu "65, 44, 160, 116, 146, 174, 139, 155 ve 125" numaralı parsellerle sınır ve mevki itibari ile bir alakasının olmadığı anlaşıldığından taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı, asli müdahil ... ... ve diğerleri vekili, davacı ... mirasçısı ... vekili, davacı ... mirasçıları ... ve ... vekili, asli müdahiller ..., ... ve diğerleri vekili, asli müdahil ... ve diğerleri vekili ve davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Temyiz Sebepleri 1. Asli müdahil ..., ... vd. vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu 31, 32, 34 ve 33 parsel sayılı taşınmazların ... oğlu ... ile ... isimli kişilerden satın alındığını, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin bozma gereklerinin yerine getirilmediğini, dayandıkları vergi kaydı ve tapu kaydının keşif sırasında uygulanmadığını beyanla, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

2. Asli müdahiller ..., ..., ... temyiz dilekçelerinde; dava konusu 31, 32, 34 ve 33 parsel sayılı taşınmazların ... oğlu ... ile ... isimli kişilerden satın alındığını, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin bozma gereklerinin yerine getirilmediğini, dayandıkları vergi kaydı ve tapu kaydının keşif sırasında uygulanmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmişlerdir.

3. Asli müdahiller ..., ..., ..., ... ve ... temyiz dilekçelerinde; dava konusu 31, 32, 34 ve 33 parsel sayılı taşınmazların ... oğlu ... ile ... isimli kişilerden satın alındığını, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin bozma gereklerinin yerine getirilmediğini, dayandıkları vergi kaydı ve tapu kaydının keşif sırasında uygulanmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmişlerdir.

4. Davacı ... ... temyiz dilekçesinde; dava konusu 6, 7, 30 ve 60 parsel sayılı taşınmazların Hazine ve Köy tüzelkişiliği adına tesciline karar verilmis ise de, bu kararın doğru olmadığını, zira taşınmazların ... ailesi tarafından yıllardır kullanıldığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararın bozulmasını talep etmiştir.

5. Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; Dava konusu 137, 51 ve 108 parsel sayılı taşınmazlar yönünden eksik inceleme ve arastırma yapıldığını, verilen kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

6. Davacı ... temyiz dilekçesinde; dava konusu 8, 44, 65, 125, 139, 146, 155, 160 ve 174 parsel sayılı taşınmazları uzun zamandır murisi ... tarafından kullanılmakta olduğunu, verilen karar hukuka aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 veya 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14, 17, 20, 21 ve 30/2 nci maddeleri,

3. Değerlendirme 1. Dava konusu 44, 8, 160, 155, 125, 174, 65, 146 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, davacı ... tarafından, kadastro tespitinden önce 44, 8, 160, 155, 125, 174, 65 ve 146 parsel sayılı taşınmazlar yönünden dava açıldığından, bu taşınmazların kadastro tutanaklarının malik hanelerinin hukuken boş olduğunun kabulü ile bu parseller yönünden 3402 sayılı Kanun'un 30/2 maddesi uyarınca resen araştırma ilkesinin uygulanması gerekir. Bu nedenle anılan Kanun maddesi gereğince, kadastro hakimi, iddia ve savunma çerçevesinde hüküm kurarken, davanın tarafları ile bağlı kalmaksızın hak sahibi olduklarını saptadığı takdirde dava dışı 3. şahıslar lehine de tescil hükmü vermekle yükümlü olduğundan, bu çerçevede re'sen araştırma yapmak ve gerçek hukuki durumu tespit etmek zorundadır. Öte yandan; davacı ..., vergi kaydına dayandığı halde, söz konusu vergi kaydı keşif sırasında uygulanmamış ve kapsamı belirlenmemiştir. Bu şeklide eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle toprak tevzii ve kadastro tespit tarihlerinden geriye doğru 15 - 20 - 25 yıl öncesine ait farklı tarihlerde çekilmiş en az 3 adet yüksek çözünürlüklü stereoskopik hava fotoğrafı, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar, hava fotoğrafları kullanılarak üretilmiş memleket haritaları ile temin edilebilen en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları ilgili kurumlardan getirtilerek dosyasına konulmalı, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra da mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, tespit bilirkişilerinin tümü, sağ olmaları halinde belirmelik tutanağında imzaları bulunan bilirkişiler ve taraf tanıkları ile 1 fen, 1 jeodezi ve fotogrametri uzmanı ve 3 kişilik ziraatçi bilirkişi kurulunun katılımıyla keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte, taraflara ait tapu ve vergi kayıtları yöntemince zemine uygulanarak kapsamları 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca öncelikle haritalarına göre belirlenmeli, haritaların uygulanabilir olmaması halinde tapu kayıtlarının sınırları ayrı ayrı okunmak suretiyle yerel bilirkişilerce zeminde tek tek göstertilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkânı sağlanmalı, sınırlar komşu parsel tutanak ve varsa dayanağı kayıt ve belgelerle denetlenmeli, bu şekilde tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazları kapsayıp kapsamadığı ve kapsamlarının neresi olduğu kesin olarak belirlenmeye çalışılmalı; teknik bilirkişiye uygulanan tapu kayıtlarının kapsadıkları alanları gösterir ve keşfi takibe imkan verir ayrıntılı kroki düzenlettirilmeli; yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazların toprak tevzii ve dava tarihinden önceki nitelikleri, ilk zilyetlerinin kim olduğu, kimden kime nasıl intikal ettikleri, kim tarafından, ne zamandan beri ne suretle kullanıldıkları hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde yüzleştirme yapılmak suretiyle, tespite aykırı sonuçlara ulaşılması halinde ise tüm tespit bilirkişileri dinlenerek çelişkiler giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazların toprak yapılarını taşınmazların zirai durumlarını, kültür arazisi niteliğinde olup olmadıklarını, taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini bildirir ve komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor aldırılmalı, çekişmeli taşınmazların değişik yönlerden ve komşu taşınmazlar ile arasındaki sınırları gösterecek şekilde çekilmiş yakın plan renkli fotoğrafları hakim tarafından onaylandıktan sonra dosyasına konulmalı; yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları, memleket haritaları ve uydu fotoğrafları üzerinde jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye inceleme yaptırılarak, çekişmeli taşınmazların toprak tevzii ve tespit tarihinden önceki ve şimdiki nitelikleri, ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadıkları ve kullanımın hangi tarihten itibaren olduğu, kullanıma ara verilip verilmediği hususlarında ayrıntılı rapor aldırılmalı; fen bilirkişisine çekişmeli taşınmazları ve tapu kayıtlarının ve vergi kayıtlarının kapsadıkları alanları birarada gösterir ve keşfi takibe imkan verir ayrıntılı rapor ve kroki düzenlettirilmeli; yapılacak değerlendirmede haritası bulunmayan ve gayrisabit sınırlı olan kayıtların miktarlarıyla geçerli olacağı ve Hazineye ait toprak tevzii tapusunun kapsamında kalan taşınmazlar yönünden ise tevzii tarihinden önce zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği kesin olarak saptanmalı, bundan sonra, bu taşınmazların kadastro tutanaklarının malik hanelerinin hukuken boş olduğunun kabulü ile bu parseller yönünden 3402 sayılı Kanun'un 30/2 maddesi uyarınca resen araştırma ilkesinin uygulanması gerektiği gözetilerek, toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararının bu parseller yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2. Dava konusu 34 ve 32 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; İlk Derece Mahkemesinin, 13.03.2001 tarihli ve 1996/30 Esas, 2001/5 Karar sayılı önceki kararıyla, 34 parsel sayılı taşınmazın (G) harfi ile 32 parsel sayılı taşınmazın ise (F) harfi ile gösterilen bölümlerinin kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı gerekçesiyle, davacı Hazinenin davasının kabulüne ve kalan kısım yönünden ise tespit gibi tescile karar verilmiş ve bu karar sadece Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Bu durum karşısında, 34 parsel sayılı taşınmazın (G) harfi ile 32 parsel sayılı taşınmazın ise (F) harfi ile gösterilen bölümleri yönünden davacı Hazine lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu halde, temyiz incelemesine konu bu son kararda davacı Hazine lehine oluşan usulü müktesep hak gözetilmeksizin davanın tümden reddine kerer verilmesi hatalı olmuştur. Ayrıca; önceki kararda, tespit malikleri adına tesciline karar verilen kalan kısımlar yönünden, taşınmazların ... Nehri sınırında bulunduğu gözetilerek, diğer bilirkişiler yanında jeolog bilirkişisinden, bu yerlerin nehrin aktif etkisi altında kalıp kalmadıkları ve nehir yatağından kazanılıp kazanılmadıkları yönünde rapor alınması gerektiği halde, bu yönde araştırma yapılmadığı gibi, davalı tarafça tapu kaydına dayanıldığı halde, bu tapu kaydı da yöntemince uygulanmamıştır. Bu şeklide eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle toprak tevzii ve kadastro tespit tarihlerinden geriye doğru 15 - 20 - 25 yıl öncesine ait farklı tarihlerde çekilmiş en az 3 adet yüksek çözünürlüklü stereoskopik hava fotoğrafı, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar, hava fotoğrafları kullanılarak üretilmiş memleket haritaları ile temin edilebilen en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları ilgili kurumlardan getirtilerek dosyasına konulmalı, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra da mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, tespit bilirkişilerinin tümü, sağ olmaları halinde belirmelik tutanağında imzaları bulunan bilirkişiler ve taraf tanıkları ile 1 fen, 1 jeodezi ve fotogrametri uzmanı, 1 jeoloji mühendisi ve 3 kişilik ziraatçi bilirkişi kurulunun katılımıyla keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte, taraflara ait tapu kayıtları yöntemince zemine uygulanarak kapsamları 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca öncelikle haritalarına göre belirlenmeli, haritaların uygulanabilir olmaması halinde tapu kayıtlarının sınırları ayrı ayrı okunmak suretiyle yerel bilirkişilerce zeminde tek tek göstertilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkânı sağlanmalı, sınırlar komşu parsel tutanak ve varsa dayanağı kayıt ve belgelerle denetlenmeli, bu şekilde tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazları kapsayıp kapsamadığı ve kapsamlarının neresi olduğu kesin olarak belirlenmeye çalışılmalı; teknik bilirkişiye uygulanan tapu kayıtlarının kapsadıkları alanları gösterir ve keşfi takibe imkan verir ayrıntılı kroki düzenlettirilmeli; yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazların toprak tevzii ve dava tarihinden önceki nitelikleri, ilk zilyetlerinin kim olduğu, kimden kime nasıl intikal ettikleri, kim tarafından, ne zamandan beri ne suretle kullanıldıkları hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde yüzleştirme yapılmak suretiyle, tespite aykırı sonuçlara ulaşılması halinde ise tüm tespit bilirkişileri dinlenerek çelişkiler giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazların toprak yapılarını taşınmazların zirai durumlarını, kültür arazisi niteliğinde olup olmadıklarını, taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini bildirir ve komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor aldırılmalı, çekişmeli taşınmazların değişik yönlerden ve komşu taşınmazlar ile arasındaki sınırları gösterecek şekilde çekilmiş yakın plan renkli fotoğrafları hakim tarafından onaylandıktan sonra dosyasına konulmalı; yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları, memleket haritaları ve uydu fotoğrafları üzerinde jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye inceleme yaptırılarak, çekişmeli taşınmazların toprak tevzii ve tespit tarihinden önceki ve şimdiki nitelikleri, ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadıkları ve kullanımın hangi tarihten itibaren olduğu, kullanıma ara verilip verilmediği hususlarında ayrıntılı rapor aldırılmalı; önceki kararda, taşınmazların tespit malikleri adına tesciline karar verilen kalan kısımları yönünden, taşınmazların ... Nehri sınırında bulunduğu gözetilerek, jeolog bilirkişisinden, bu yerlerin nehrin aktif etkisi altında kalıp kalmadıkları ve nehir yatağından kazanılıp kazanılmadıkları yönünde rapor düzenleme istenilmeli; fen bilirkişisine, çekişmeli taşınmazları ve tapu kayıtlarının ve vergi kayıtlarının kapsadıkları alanları birarada gösterir ve keşfi takibe imkan verir ayrıntılı rapor ve kroki düzenlettirilmeli; yapılacak değerlendirmede haritası bulunmayan ve gayrisabit sınırlı olan kayıtların miktarlarıyla geçerli olacağı ve Hazineye ait toprak tevzii tapusunun kapsamında kalan taşınmazlar yönünden ise tevzii tarihinden önce zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği kesin olarak saptanmalı, bundan sonra, davacı Hazine lehine oluşan usulü müktesep hakta gözetilmek suretiyle, toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararının bu parseller yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

3. Dava konusu 31 ve 33 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Şöyleki; davacı ... ve arkadaşları tapu ve vergi kaydına dayandıkları halde söz konusu tapu ve vergi kayıtları keşif sırasında uygulanmamış ve kapsamı belirlenmemiştir. Ayrıca; taşınmazların ... Nehri sınırında bulunduğu gözetilerek, diğer bilirkişiler yanında jeolog bilirkişisinden, bu yerlerin nehrin aktif etkisi altında kalıp kalmadıkları ve nehir yatağından kazanılıp kazanılmadıkları yönünde rapor alınması gerektiği halde, bu yönde araştırma yapılmadığından yöntemince imar - ihya ve zilyetlik araştırması yapıldığından da söz edilemez. Bu şeklide eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle toprak tevzii ve kadastro tespit tarihlerinden geriye doğru 15 - 20 - 25 yıl öncesine ait farklı tarihlerde çekilmiş en az 3 adet yüksek çözünürlüklü stereoskopik hava fotoğrafı, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar, hava fotoğrafları kullanılarak üretilmiş memleket haritaları ile temin edilebilen en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları ilgili kurumlardan getirtilerek dosyasına konulmalı, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra da mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, tespit bilirkişilerinin tümü, sağ olmaları halinde belirmelik tutanağında imzaları bulunan bilirkişiler ve taraf tanıkları ile 1 fen, 1 jeodezi ve fotogrametri uzmanı, 1 jeoloji mühendisi ve 3 kişilik ziraatçi bilirkişi kurulunun katılımıyla keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte, davacı tarafın dayandığı tapu ve vergi kayıtları yöntemince zemine uygulanmalı; tapu kaydının kapsamı 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca öncelikle haritasına göre belirlenmeli, haritanın uygulanabilir olmaması halinde tapu kaydının sınırları ayrı ayrı okunmak suretiyle yerel bilirkişilerce zeminde tek tek göstertilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkânı sağlanmalı, sınırlar komşu parsel tutanak ve varsa dayanağı kayıt ve belgelerle denetlenmeli, bu şekilde tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazları kapsayıp kapsamadığı ve kapsamlarının neresi olduğu kesin olarak belirlenmeye çalışılmalı; teknik bilirkişiye uygulanan tapu kayıtlarının kapsadıkları alanları gösterir ve keşfi takibe imkan verir ayrıntılı kroki düzenlettirilmeli; yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazların toprak tevzii ve dava tarihinden önceki nitelikleri, ilk zilyetlerinin kim olduğu, kimden kime nasıl intikal ettikleri, kim tarafından, ne zamandan beri ne suretle kullanıldıkları hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde yüzleştirme yapılmak suretiyle, tespite aykırı sonuçlara ulaşılması halinde ise tüm tespit bilirkişileri dinlenerek çelişkiler giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazların toprak yapılarını, taşınmazların zirai durumlarını, kültür arazisi niteliğinde olup olmadıklarını, taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini bildirir ve komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor aldırılmalı, çekişmeli taşınmazların değişik yönlerden ve komşu taşınmazlar ile arasındaki sınırları gösterecek şekilde çekilmiş yakın plan renkli fotoğrafları hakim tarafından onaylandıktan sonra dosyasına konulmalı; yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları, memleket haritaları ve uydu fotoğrafları üzerinde jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye inceleme yaptırılarak, çekişmeli taşınmazların toprak tevzii ve tespit tarihinden önceki ve şimdiki nitelikleri, ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadıkları ve kullanımın hangi tarihten itibaren olduğu, kullanıma ara verilip verilmediği hususlarında ayrıntılı rapor aldırılmalı; taşınmazların ... Nehri sınırında bulunduğu gözetilerek, jeolog bilirkişisinden, bu yerlerin nehrin aktif etkisi altında kalıp kalmadıkları ve nehir yatağından kazanılıp kazanılmadıkları yönünde rapor düzenleme istenilmeli; fen bilirkişisine, çekişmeli taşınmazları ve tapu kayıtlarının ve vergi kayıtlarının kapsadıkları alanları birarada gösterir ve keşfi takibe imkan verir ayrıntılı rapor ve kroki düzenlettirilmeli; yapılacak değerlendirmede haritası bulunmayan ve gayrisabit sınırlı olan kayıtların miktarlarıyla geçerli olacağı ve Hazineye ait toprak tevzii tapusunun kapsamında kalan taşınmazlar yönünden ise tevzii tarihinden önce zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği kesin olarak saptanmalı, bundan sonra, toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararının bu parseller yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

4. Dava konusu 30 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; kadastro tutanağına göre bu taşınmazın mera olarak tespit edildiği anlaşılmakta olup, davacılar, taşınmazın kendilerine ait olduğu iddiası ile dava açmışlardır. Taşınmaz mera olarak tespit edilmesine rağmen, yöntemine uygun şekilde mera ve zilyetlik araştırması yapılmamıştır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle toprak tevzii ve kadastro tespit tarihlerinden geriye doğru 15 - 20 - 25 yıl öncesine ait farklı tarihlerde çekilmiş en az 3 adet yüksek çözünürlüklü stereoskopik hava fotoğrafı, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar, hava fotoğrafları kullanılarak üretilmiş memleket haritaları ile temin edilebilen en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları ilgili kurumlardan getirtilerek dosyasına konulmalı, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra da mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile 3 kişilik ziraat bilirkişisi kurulu, jeolog bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve fen bilirkişisi hazır olduğu halde yeniden keşif icra edilmeli; yapılacak bu keşif sırasında, taşınmazın konumuna, niteliğine ve çevre parsellerle karşılaştırılmalı olarak fiziksel özelliklerine ilişkin mahkeme hakiminin gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılmalı; dinlenilecek mahalli bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, taşınmazın sınırlarında geçmişten bugüne kadar herhangi bir değişiklik olup olmadığı, taşınmazın kullanımına ara verilip verilmediği, önceki niteliğinin ne olduğu, evveliyatı itibariyle kadim mera vasfında olup olmadığı, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığı, dava konusu taşınmazın sınırlarında mera varsa zaman içinde sınırlarında mera yönünde genişleme olup olmadığı ve mera ile taşınmaz arasında doğal ya da yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığı, dava konusu taşınmazın sınırında bulunan ... Nehrinin taşkınına maruz kalıp kalmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; beyanlar arasında çelişki oluştuğu takdirde, gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı; yerel bilirkişi ve tanıkların taşınmazın tasarrufu hususundaki beyanları komşu parsel tutanak ve dayanak kayıtlarıyla denetlenmeli; komşu parsellerin başka davanın konusu olduklarının anlaşılması halinde, ilgili dava dosyaları getirtilerek dava konusu taşınmazın niteliğinin ve zilyetlik durumunun değerlendirilmesi sırasında bu dosyalarda alınan beyan ve raporlar dikkate alınmalı; fen bilirkişisinden, taşınmazın sınırında mera bulunması halinde, taşınmaz ile mera parseli arasında doğal yada yapay ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını belirten, dava konusu taşınmazların geçmişteki ve kadastro sınırlarındaki değişmelerini irdeleyen, taşınmazların sınırlarında kalan dere, yol, mera vs. sınırlarını gösteren, somut bulgulara ve bilimsel esaslara dayanan, keşfi izlemeye elverişli ayrıntılı rapor ve harita/kroki hazırlaması istenilmeli; taşınmazın ... Nehri sınırında bulunduğu gözetilerek, jeolog bilirkişisinden, bu yerin nehrin aktif etkisi altında kalıp kalmadığı ve nehir yatağından kazanılıp kazanılmadığı hususunda ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlemesi istenilmeli; ziraatçi bilirkişi kurulundan, dava konusu taşınmazın tamamının veya bir kısmının zilyetlikle iktisap edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunu, kamu orta malı mera vasfı taşıyıp taşımadığını, meradan açılıp açılmadığını, meranın devamı niteliğinde olup olmadığını, sınırında mera parseli bulunması halinde, taşınmaz ile mera parseli arasında doğal ya da yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığını açıklayan, zilyetliğin sürdürülüş şeklini ve süresini somut verilerle ortaya koyan, taşınmazın birbirleriyle ve komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde toprak yapısını, eğimini, bitki desenini açıklayan, önceki keşiflerde alınan ziraatçi bilirkişi raporlarının da değerlendirildiği, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ve yan görünüş (kesit) krokisi ile desteklenmiş somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye, hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi suretiyle, taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, öncesinin ne olduğunu, imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, imar-ihyası tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor düzenlettirilmeli; fen bilirkişisinden, keşfi takibe ve denetlemeye imkan verir ayrıntılı rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli ve bundan sonra, taşınmazın öncesinin mera olduğunun anlaşılması halinde, meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımayacağı hususu göz önünde bulundurulmak suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararının bu parseller yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

5. Dava konusu 6, 7 ve 108 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazlardan, 7 parsel kadastro komisyon kararı ile ... adına, 6 parsel yine komisyon kararı ile ... ... adına ve 108 parsel sayılı taşınmaz ise tapu kaydına istinaden 1/3 hisse ile ..., 2/3 hisseyle ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazların tevzi tapusu kapsamında kaldıklarını ve ayrıca devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduklarını ileri sürerek dava açtığı halde, söz konusu tapu kaydı ve 108 parsel sayılı taşınmazın tespitine esas tapu kaydı yöntemince uygulanarak kapsamları belirlenmediği gibi, taşınmazların tevzi tapusu kapsamında kaldıklarının anlaşılması halinde Hazine adına tevzi tapusunun oluştuğu tarihe kadar davalılar lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı ve dosya kapsamında bulunan fen bilirkişiler ... ve ... tarafından düzenlenen krokiye göre 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazların sınırında mera parseli bulunduğu anlaşıldığı halde, bu taşınmazların mera vasfında olup olmadıkları yada meradan açılıp açılmadıkları hususunda ve ayrıca aynı krokiye göre 108 parsel sayılı taşınmazın sınırında dere bulunduğu anlaşıldığı halde, taşınmazın derenin aktif etkisi altında kalıp kalmadığı ve dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı hususunda yeterli araştırma da yapılmamıştır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, yukarıda (1) nolu bentte açıklanan şekilde tapu kaydı uygulaması yapılarak, davacı Hazinenin dayandığı tevzi tapusunun taşınmazları kapsayıp kapsamadığı ve ayrıca 108 parsel sayılı taşınmazın tespitine esas alınan tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmeli; taşınmazların Hazinenin dayandığı tevzi tapusunun kapsamında kaldığının anlaşılması halinde, söz konusu tapu kaydının oluştuğu tarihe kadar, taşınmazların davacı Hazinenin dayandığı tevzi tapusunun kapsamında kalmadığının anlaşılması halinde ise tespit tarihine kadar, temyize konu taşınmazlar üzerinde, davalılar yararına, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı ve taşınmazların mera vasfında olup olmadıkları hususunda ve ayrıca 108 parsel sayılı taşınmazın sınırında bulunan derenin aktif etkisi altında kalıp kalmadığı ve dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı hususunda yukarıda (1) , (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan şekilde zilyetlik ve mera araştırması yapılmalı ve bundan sonra, taşınmazların öncesinin mera olduğunun anlaşılması halinde, meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımayacağı hususu göz önünde bulundurulmak suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararının bu parseller yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

6. Dava konusu 60 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; çekişmeli 60 parsel sayılı taşınmaz, tevzi tapusuna istinaden Hazine adına tespit edilmiş olup davacı ..., taşınmazın uzun yıllar babası tarafından kullanıldığını, sonrasında ise taşınmazın taksimen kendisine kaldığını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptalini talep etmiş ve vergi kaydına dayanmıştır. İlk Derece Mahkemesince, tespite esas tevzi tapusu ve davacının dayandığı vergi kaydı yöntemince uygulanarak kapsamları belirlenmediği gibi, taşınmazın tespite esas tevzi tapusunun kapsamında kaldığının anlaşılması halinde Hazine adına tapu kaydının oluştuğu tarihe kadar davalılar lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı ve dosya kapsamında bulunan fen bilirkişiler ... ve ... tarafından düzenlenen krokiye göre taşınmazın sınırında dere bulunduğu anlaşıldığı halde, taşınmazın derenin aktif etkisi altında kalıp kalmadığı ve dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı hususunda araştırma da yapılmamıştır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, yukarıda (1) nolu bentte açıklanan şekilde tapu kaydı ve vergi uygulaması yapılarak, davacı Hazinenin dayandığı tevzi tapusunun taşınmazı kapsayıp kapsamadığı belirlenmeli; taşınmazın Hazinenin dayandığı tevzi tapusunun kapsamında kaldığının anlaşılması halinde, söz konusu tapu kaydının oluştuğu tarihe kadar, taşınmazın davacı Hazinenin dayandığı tevzi tapusunun kapsamında kalmadığının anlaşılması halinde ise tespit tarihine kadar, temyize konu taşınmaz üzerinde, davalılar yararına, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı ve taşınmazın sınırında bulunan derenin aktif etkisi altında kalıp kalmadığı ve dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı hususunda yukarıda (1) , (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan şekilde zilyetlik araştırması yapılmalı ve bundan sonra, tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.

İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararının bu parsel yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

7. Dava konusu 206 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; çekişmeli 206 parsel sayılı taşınmaz, tarla niteliğinde Hazine adına tespit edildikten sonra, itiraz üzerine kadastro komisyonu kararı ile ... ... ve... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın tevzi tapusu kapsamında kaldığını ve ayrıca devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduklarını ileri sürerek dava açtığı halde, söz konusu tapu kaydı ile taşınmazın tespitine esas tapu kaydı yöntemince uygulanarak kapsamları belirlenmediği gibi, taşınmazın tevzi tapusu kapsamında kaldığının anlaşılması halinde Hazine adına tevzi tapusunun oluştuğu tarihe kadar davalılar lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı ve dosya kapsamında bulunan fen bilirkişiler ... ve ... tarafından düzenlenen krokiye göre taşınmazın sınırında mera parseli bulunduğu anlaşıldığı halde, bu taşınmazın mera vasfında olup olmadığı yada meradan açılıp açılmadığı hususunda yeterli araştırma da yapılmamıştır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, yukarıda (1) nolu bentte açıklanan şekilde tapu kaydı uygulaması yapılarak, davacı Hazinenin dayandığı tevzi tapusunun dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığı ve ayrıca taşınmazın, tespitine esas alınan tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmeli; taşınmazın Hazinenin dayandığı tevzi tapusunun kapsamında kaldığının anlaşılması halinde, söz konusu tapu kaydının oluştuğu tarihe kadar, taşınmazın davacı Hazinenin dayandığı tevzi tapusunun kapsamında kalmadığının anlaşılması halinde ise tespit tarihine kadar, temyize konu taşınmaz üzerinde, davalılar yararına, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı ve taşınmazın mera vasfında olup olmadığı hususunda yukarıda (1) , (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan şekilde zilyetlik ve mera araştırması yapılmalı ve bundan sonra, taşınmazın öncesinin mera olduğunun anlaşılması halinde, meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımayacağı hususu göz önünde bulundurulmak suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararının bu parsel yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

8. Dava konusu 51 ve 137 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazlar tarla niteliğinde, ... ... ve... adına tespit edilmiş olup davacı Hazine, taşınmazların mera vasfında oldukları iddiasıyla dava açmış olmasına rağmen, yöntemine uygun şekilde mera ve zilyetlik araştırması yapılmadığı gibi, taşınmazların tespitlerine esas vergi kayıtları da usulüne uygun şekilde uygulanıp, taşınmazları kapsayıp kapsamadıkları da belirlenmemiştir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, yukarıda (4) nolu bentte açıklandığı şekilde mera araştırması yapılarak, taşınmazların evveliyatları itibariyle mera vasfında olup olmadıkları belirlenmeli; taşınmazların öncesinin mera olduğunun anlaşılması halinde, meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımayacağı göz önünde bulundurulmalı; taşınmazların evveliyatları itibariyle mera olmadıklarının anlaşılması durumunda ise, yukarıda (1) nolu bentte açıklanan şekilde yöntemince zemine uygulanarak taşınmazların tespitlerine esas vergi kayıtlarının kapsamları da belirlenmek ve taşınmazları tamamen veya kısmen kapsadıklarının tespit edilmesi halinde 3402 sayılı Kanun' un 14. maddesinde düzenlenen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla belgesizden edinilebilecek taşınmaz miktarına ilişkin norm sınırlamasında dikkate suretiyle usulüne uygun şekilde zilyetlik araştırması yapılmalı ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararının bu parseller yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

20.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

...

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/13678, K. 2023/6058, T. 20.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2021-13678-e-2023-6058-k-4f546c08fa3d