Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/12238 E. 2022/8813 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/12238
- Karar No
- 2022/8813
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Kesinleşen Orman Tahdit Haritasına Dayalı Tapu İptal ve Tescil Davası, Men'i Müdahale Ve Kal Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R ... ili ... ilçesi .....,Köyünde 5304 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile değişik 3402 sayılı Kanun'un 22. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi hükmüne göre yapılan kadastro haritalarının yeniden düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin yapılması çalışmaları sırasında, tapuda davalı adına kayıtlı bulunan 410 parsel sayılı 3.000 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 204 ada 32 parsel numarasıyla ve 3.201 m² yüzölçümlü olarak, yeni haritası ile malik hanesi “tapu kütüğünde olduğu gibi” şeklinde tespit edilmiş ve 3402 sayılı Kanun'un 11. maddesine göre 08.03.2011 ilâ 06.04.2011 tarihleri arasında ilân edilmiştir. Davacı ... İdaresi vekili 06.04.2011 tarihli dilekçeyle, taşınmazın bir bölümünün yörede 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığını, daha sonra yapılan aplikasyon çalışmalarında da bu durumun değişmediğini ileri sürerek, tahdit içinde kalan taşınmaz bölümünün tespitinin iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi istemiyle Kadastro Mahkemesinde dava açmıştır. Kadastro Mahkemesince, mülkiyete ilişkin iddialarda Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiş ve iş bu görevsizlik kararı temyiz edilmeksizin kesinleştikten sonra, davacı ... İdaresi tarafından HMK'nin 20. maddesinde belirtilen iki haftalık süre içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi yönünde başvuruda bulunulmaması nedeniyle ek kararla davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ve bu karar da temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Bilahare; davacı ... İdaresi 21.12.2012 tarihli dilekçesiyle, ... ili ... ilçesi .....,Köyü 204 ada 32 parsel sayılı taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu halde 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında davalı gerçek kişiler adına tespit edildiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptal edilip orman niteliği ile Hazine adına tesciline, davalıların elatmalarının önlenmesine ve taşınmaz üzerindeki tüm yapıların yıkımına karar verilmesi istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır. ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonunda verilen, davacının gerçek kişiye açtığı davanın reddine, davacının davalı ... Hazinesine karşı açtığı davanın ise pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin önceki hüküm, davacı ... İdaresi vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 19.10.2017 tarih ve 2016/2420 Esas, 2017/8019 Karar sayılı ilamıyla; “Hükme dayanak yapılan bilirkişi kurul raporunda, çekişmeli taşınmazın bulunduğu Gedelme mevkiinde 4999 sayılı Kanun uyarınca düzeltme işlemi yapıldığının, ancak henüz ilân edilmediğinin, tahdit haritalarının grafik yöntemle yapıldığından doğru olmadıklarının, davaya konu taşınmazların 1963 tarihli memleket haritasında ve 1958 yılı hava fotoğrafında açık alanda gözüktüğünün, Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 21. maddesinde açıklanan yöntemle yaptıkları hat uygulamasına ve düzeltme haritasına göre çekişmeli taşınmazın tahdit dışında kaldığının, orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirtildiği, ekli aplikeli memleket haritasında ve hava fotoğrafında davaya konu taşınmazın açık alanda işaretlendiği, ancak 1941 yılında yapılıp kesinleşen ilk orman kadastrosunun yapımında esas alınan en eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritaları getirtilip çekişmeli taşınmazın anılan resmi belgelerdeki konumunun da belirlenmediği, rapor ekindeki 1958 tarihli hava fotoğrafında taşınmazın konumunun komşu parselleri de gösterecek şekilde işaretlenmediği, ayrıca aynı gün temyiz incelemesi yapılan aynı nitelikteki bir kısım dosyalarda çekişmeli taşınmazın bulunduğu Ovacık Köyünde 1984 yılında 2896 sayılı Kanun uyarınca yapılan çalışmada daha önce sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu yapıldığı belirtilmiş olmasına rağmen temyize konu dosyada bu çalışmaya ilişkin tutanak ve haritalar yer almadığı gibi bilirkişi raporunda bu çalışmadan da bahsedilmediği, bu haliyle uzman bilirkişi kurul raporu yeterli olmayıp çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdidinde ne gibi işleme tâbi tutulduğu yönünde duraksama olduğu açıklanarak, öncelikle 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro tutanaklarının düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile taşınmazların olduğu yerde 1984 yılında 2896 sayılı Kanun uyarınca yapılan çalışmaya ilişkin tutanak ve haritaları ve 6831 sayılı Kanunun 4999 sayılı Kanunla değişik 9. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işlemi ilân edilmiş ise anılan düzeltme işlemine ilişkin işe başlama, işi bitirme, çalışma ve sonuçları ilân tutanakları ile düzeltme haritasının orijinalinden çekilmiş renkli fotokopi örnekleri bulundukları yerlerden getirtildikten sonra, bilirkişiler vasıtasıyla 3116 sayılı Kanun uyarınca yapılan ve kesinleşen tahdit hattının belirlenmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dava konusu taşınmazın 3116 sayılı Kanun kapsamındaki orman tahdidi çalışmalarında, 766 sayılı Kanun kapsamındaki çalışmalarda ve 3402 sayılı Kanun 22/A uygulamasında orman sınırları dışında orman sayılmayan alan içerisinde kaldığı, 1958, 1981, 1992 tarihli hava fotoğraflarına, 1963, 1983 ve 1995 yıllarına ait memleket haritalarına ve 2002, 2011 ve 2018 tarihli uydu görüntülerine göre eskiden beri taşınmazın güney ve doğu kısımlarında ocaklar halinde çalıların bulunduğu, orta kısımlarının açık alanda kaldığı, 31.12.1981 tarihi itibariyle 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi şartlarını taşıdığı, fiili durumu ve toprak yapısı itibariyle orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kesinleşen orman tahdit haritasına dayalı tapu iptali ve tescil ile elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha önce sınırlaması yapılmayan ormanlarda 4785 sayılı Kanun gözönünde bulundurularak 1984 yılında yapılan ve 11.12.1985 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu, ilk tahdidin aplikasyonu ve 2/B uygulaması, 22.04.1992 tarihinde ilân edilen, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması çalışmaları ile 766 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp 1984 yılında kesinleşen genel arazi kadastrosu ile 2011 yılında kesinleşen 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu çalışmaları vardır. 1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı ... İdaresi vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine karar verilmiştir. 2. Mahkemece, dava konusu taşınmazın, 3116 sayılı Kanun kapsamındaki orman tahdit çalışmalarına göre orman sınırları dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, ulaşılan sonuç dosya kapsamıyla uyuşmamaktadır. Şöyle ki; hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda, dava konusu 204 ada 32 parselin tamamının bilirkişi heyetince belirlenen orman tahdit hattının dışında, P.5 sayılı orman sayılmayan iç parselde kaldığı belirtildiği halde, rapor ekinde yer alan Ek-5 numaralı krokide gösterilen tahdit hattına göre çekişme konusu parselin bir kısmının orman sınırları içinde kaldığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle, bilirkişilerin rapor içeriğindeki ifadeleriyle Ek-5 numaralı krokide gösterilen tahdit hattı çeliştiğinden, söz konusu bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, dosyanın aynı bilirkişilere tevdii ile ek rapor aldırılarak bahsi geçen çelişkinin giderilmesi ve oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu şekilde kendi içinde çelişki ihtiva eden bilirkişi heyeti raporuna dayanılarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı ... İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 07.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.