Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2016/14863 E. 2016/13115 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2016/14863
Karar No
2016/13115
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacılar vekili, dava konusu ... parsel sayılı taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında ..., ... ve ... adlarına tespit ve tescil edildiğini, davacıların da hissedarı bulunduğu dava konusu taşınmazların tamamının gerek kadastro tespiti çalışmalarından önce, gerekse kadastro tespiti sonrasından bugüne kadar müvekkilleri tarafından ekilip biçildiğini ve kullanıldığını, Türk Medeni Kanunu'nun 713/2. maddesine göre olağanüstü zamanaşımı suretiyle taşınmazın iktisap şartlarının gerçekleşmiş olması nedeniyle dava konusu taşınmaz üzerinde hisseleri bulunan ''...''ye ait bulunan tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; dava konusu taşınmazın tapu kütüğünde kayıt malikleri ...'nın isimleri ile babalarının isminin yazıldığı, yine kayıt maliklerinin tespit tarihinden önce ölmüş olduğu, bu suretle kadastro tutanağı ve tapu kütüğündeki bilgilere göre; tapu kaydının iptali istenen malikler ... çocukları ... tanınan ve bilinen kişiler olup, MK'nun 713/2. maddesinde yazılı ''maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan'' hukuki sebebine dayalı kazanma koşullarının gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu ... parsel sayılı taşınmazların davacılar ... adına kayıtlı olduğu, tapu kaydının beyanlar hanesinde bahsi geçen tapu maliklerinin ölü olarak belirtildiği, kadastro tespit çalışmaları sırasında da yine bu kişiler adına 20/11/1989 tarihinde tespit gördüğü ve tespitin 15/12/1995 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. ./. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, Kanun'un açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanun'un açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK'nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, "aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya yirmi yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir" hükmüne yer verilmiştir. Bilindiği ve yukarıda açıklandığı üzere; TMK'nun 713/2. fıkrasında birbirinden bağımsız üç ayrı hukuki sebep yer almaktadır. Davada davacılar tarafından hangi hukuki sebebe dayanılmışsa mahkemece ona göre değerlendirme yapılması gerekmektedir. Somut olayda, davacı tarafın gerek dava dilekçesinde ve gerekse yargılama oturumunda TMK'nun 713/2. fıkrasında bulunan hangi hukuki sebebe dayandığına ilişkin bir açıklama ve ibareye rastlanmamıştır. O halde, öncelikle Mahkemece, HMK'nun 31. maddesi gözetilerek davacılar vekilinin TMK'nun 713/2. fıkrasında yer alan hukuki sebeplerden hangisine (maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan .... 20 yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş hukuki sebeplerden hangisine) dayanarak davasını açtığının sorulması, buna göre hukuki sebebin belirlenmesi ve belirlenecek hukuki sebebe göre taraf teşkilinin sağlanması ve taraf delillerinin toplanmasıyla sonuca ulaşılmasının düşünülmesi, ondan sonra istek hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmadığından usul ve yasaya uygun olmayan kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Davacılar vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi ve 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 05.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/14863, K. 2016/13115, T. 05.10.2016, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2016-14863-e-2016-13115-k-27f0691f7703