Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2026/5030 E. 2026/7251 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2026/5030
Karar No
2026/7251
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/4163 E., 2025/2780 K. SUÇ : 6136 sayılı Kanun'a aykırılık HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanıklar İrfan ve Ahmet müdafiilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.11.2024 tarihli ve 2023/128 Esas, 2024/717 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında, 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan mahkumiyet kararları verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 11.02.2025 tarihli ve 2025/248 Esas, 2025/454 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik Cumhuriyet savcısı ile sanıklar müdafiilerinin istinaf başvuruları üzerine hükümlerin bozulmasına ve kararın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bozma kararı üzerine Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.07.2025 tarihli ve 2025/182 Esas, 2025/381 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Malatya 2. Ağır Asliye Ceza Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik Cumhuriyet savcısı ile sanıklar müdafiilerinin istinaf başvuruları üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 21.10.2025 tarihli ve 2025/4163 Esas, 2025/2780 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın suça konu silahların zilyedi olmadığına, şüpheden sanığın yararlanacağına, delillerin hukuka aykırı olarak toplandığına ilişkindir. 2. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın cezalandırılmasının hatalı olduğuna, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, suçun vasfının yanlış değerlendirildiğine ilişkindir. 3. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, cezanın yanlış belirlendiğine, silah ticaretine ilişkin somut delil bulunmadığına ilişkindir. 4. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Suçun teşebbüs aşamasında kaldığına, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, savcılık mütalaasının hukuka aykırı olduğuna, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, şüpheden sanığın yararlanacağına ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Temyize konu bölge adliye mahkemesi kararının kapsamına göre öncelikle istinaf kanun yolu denetiminin amacı ve niteliği ile “istinaf denetiminde hangi durumlarda bozma kararı verilebileceği” konusunun irdelenmesi gereklidir: A-1) Genel Olarak İstinaf Kanun Yolu ile Amacı: Kelime olarak “yeniden başlama” anlamına gelen istinaf kanun yolunun bir denetim muhakemesi türü olarak Türk Ceza Adalet Sisteminde benimsenmesinin temel amacı; -temyiz incelemesi yolunda gerçekleştirilemeyen- maddi meselenin denetlenebilmesi imkanına kavuşmak düşüncesidir. Kanun yolu denetimi sırasında hükümdeki hukuka aykırılığı tespit eden ve deliller ile doğrudan temas edebilen istinaf mahkemesi yeni bir öğrenme muhakemesi (olay yargılaması) yapabilme imkanına sahip olduğu için, gerektiğinde düzeltme (ıslah) yoluyla veya hükmü kaldırarak davanın esası hakkında doğrudan karar vermek suretiyle “kanun yolu denetimi esnasında uyuşmazlığın esasını da çözme yetkisi” sayesinde maddi gerçeğe en hızlı şekilde ulaşma fırsatı sunulmaktadır. Temyiz kanun yolunda yer verilmeyen olay yargılaması yapma yetkisinin istinaf incelemesinde tanınmasının sebebi; denetim merciince (istinaf) gerekli durumlarda olay yargılaması da yapılarak davaların uzamadan, makul sürede bitirilmesinin bu mahkemelerce doğrudan verilecek kararlarla gerçekleştirilmesini sağlamaktır. Sadece hukuki denetim yapan ve içtihat mahkemesi olan Yargıtay’ın bozma kararları üzerine davaların tekrar ilk derece mahkemelerine gönderilmesi ve akabinde yeni bir hüküm kurulması ve bu hükmün de temyiz yolunda yeniden incelenmesi gibi uzun yargılama süreçlerinden kaçınma düşüncesi istinaf kanun yolunu bir çözüm metodu olarak ortaya çıkarmıştır (Krş. YENİSEY, Feridun: Uygulanan ve Olması Gereken Ceza Muhakemesi Hukuku, Duruşma ve Kanunyolları, ... 1988, s. 216-217; ÇINAR, ...: Türk ve Alman Ceza Yargılama Hukukunda İstinaf, Ankara 2010, s. 56-61). 2) Ülkemizde İstinaf Kanun Yolu (Dar Anlamda İstinaf): İstinaf denetiminin benimsediğimiz türü; ilk derece mahkemesince yapılan yargılamanın tamamen değil “sadece gerekli görülen durumlarda maddi gerçeğe ulaşmak için ihtiyaç duyulan hususlar yönünden” olay yargılaması yapılabilmesi prensibine dayanmaktadır. Kamu davasının konusunu oluşturan geçmişte yaşanmış olayın ancak tüm yönleriyle aydınlatılmış olması ile maddi gerçeğe ulaşmak mümkündür. “İstinaf mahkemesinin olayı aydınlatma yükümlülüğü” ilk derece mahkemesinin kararıyla sınırlı olmayıp; olayı aydınlatmak için gerekli delillerin toplanması gibi tüm muhakeme işlemlerine girişilebilecektir. Böylelikle, istinaf (yeniden başlama) mahkemesince deliller ile doğrudan temas edilmesi sayesinde hukuki meselenin yanında maddi mesele de denetlenerek oluşacak vicdani kanaate göre hüküm kurularak makul bir sürede uyuşmazlık çözümlenebilecektir. “Dar anlamda istinaf” olarak adlandırılan bu denetim muhakemesi türünün açıklanan kurumsal ve düşünsel temellerini tamamen benimseyen kanun koyucu bölge adliye mahkemelerinin görev ve yetkilerini düzenlerken 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin başlığında dahi “Bölge adliye mahkemesinde inceleme” ifadesi yanında “kovuşturma” terimine yer vermiştir. Anılan normda bu terimin tercih edilmesi, belirtildiği şekilde istinaf incelemesinde olay yargılaması yapılması görev ve yetkisinin vurgulanmasından başka bir şey değildir. 3) İstinaf İncelemesinde Görev ve Yetki: Mahkemelerin görevini Anayasa ve kanun tayin eder (2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası md. 36, 5271 sayılı Kanun md. 3). Bu bağlamda, istinaf mahkemelerinin görev ve yetkilerine dair 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (a, b, c ve d) bentlerinde “istinaf incelemesinde hukuka aykırılığın düzeltileceği haller” ayrıntılı olarak sayılmıştır. Kaldı ki, aynı maddenin (c ve d) bentlerindeki hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebilmesi için (sırasıyla) “başka bir araştırmaya ihtiyaç kalmaması” ile “olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmaması” ön şartlarının varlığı da ayrıca aranmıştır. Bu itibarla, istinaf mahkemesince hukuka aykırılığın düzeltileceği haller kesin şekilde sınırlanmak suretiyle istinaf mahkemesinin olayı aydınlatma yükümlülüğü vurgulanmıştır. İstinaf kanun yolunda “bozma kararı verilebilecek haller” ise yine aynı maddenin (e ve f) bentlerinde yer almaktadır. “Islah veya bozma kararı verilebileceği kanunda açıkça sayılan sınırlı haller dışındaki diğer durumlar ise” Kanun’un ifadesiyle “diğer haller” olarak tanımlanmıştır. Bu “diğer hallerde” ise “gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verileceği” (5271 sayılı Kanun md. 280/1-g); duruşma sonunda ise “istinaf başvurusunun esastan reddine karar verileceği” veya “ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden hüküm kurulacağı” (5271 sayılı Kanun md. 280/1) ilkesel olarak ifade edilmiştir. 4) İstinaf Mahkemelerinin Bozma Kararı Verebileceği Haller: İstinaf kanun yolunda bozma kararı verilebilecek hallere 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (e ve f) bentlerinde yer verilmiştir. Bu hallerden ilki “soruşturma ve kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması” durumudur (5271 sayılı Kanun 280/1-f). İkinci hal ise, Bölge Adliye Mahkemelerinin kurduğu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 289. maddesinde belirtilen “hukuka kesin aykırılık halleridir” (5271 sayılı Kanun 280/1-e). Görüldüğü üzere, istinaf incelemesinde bozma kararı verilebilecek durumlar hiç bir surette maddi meselenin çözümüne -davanın esasına- dair olmayıp; muhakeme hukuku normlarının açık ve ağır şekilde ihlal edilerek hüküm kurulmuş olmasına ilişkindir. 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e maddesinde 20.11.2017 tarihinde yapılan ve 7079 sayılı Kanun ile yasalaşan değişiklik ile aynı Kanun'un 289/1. maddesinin (g) ve (h) bentlerindeki “hükmün gerekçe içermemesi ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması hallerinin” “bozma sebebi olmaktan çıkarılması” dikkat çekmekteydi. Ancak 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun'un 25. maddesiyle 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e maddesinde yer alan "maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde” ibaresinin “maddede” şeklinde değiştirilmesi ile Kanun'un 289/1. maddesinde düzenlenen tüm hukuka kesin aykırılık hallerinin bozma sebebi yapılabilmesinin önü açılmıştır. Sonuç olarak, gerek istinaf kanun yolu denetiminin Türk Ceza Adalet Sisteminde kabul ediliş amacı ile gerekse istinaf kurumunun bilimsel ve düşünsel temelleriyle örtüşen normlar, bölge adliye mahkemelerinin kural olarak “davanın yeniden görüleceği mahkemeler” olduğunu; sınırlı hallerde ise duruşma açmadan hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi (ıslah) veya bozma kararı verilebileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Aksi durumda, yani istinaf incelemesinde kanuni dayanağı bulunmayan hallerde bozma kararı verilmesinin ise hem bölge adliye mahkemesi kararının hem de bu karara karşı direnme yetkisi bulunmayan ilk derece mahkemesince verilecek kararın Anayasa’nın 36. ve 5271 sayılı Kanun'un 3, 278-284. maddeleriyle belirlenen görev kurallarına aykırılık sebebiyle görevsiz mahkemece verilmiş kararlar niteliğinde olup; hukuka açık ve ağır aykırılık ile malûl olmaları sonucuna yol açacaktır. Nitekim, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında da “…bölge adliye mahkemelerinin kural olarak bir ıslah mahkemesi oldukları, bir bozma mahkemesi olan Yargıtay gibi davranamayacağı, bozma kararı verilebilecek hallerin davanın esasına ilişkin olmadığı, bu mahkemelerce iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetki kullanılarak bozma kararları verildiğinin bilinen bir gerçeklik olduğu” tespitlerine yer verilerek; "bölge adliye mahkemelerinin kanuni dayanağı bulunmayan (CMK’nın 280/1-e,f maddesi hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilecek kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılık taşımaları sebebiyle hükümsüz sayılmaları gerekeceğine…” içtihat edilmiştir. Temyiz incelemesine konu dava dosyası içeriğine göre, Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.11.2024 tarihli ve 2023/128 Esas, 2024/717 Karar sayılı kararıyla kurulan hükümlerin istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 11.02.2025 tarihli ve 2025/248 Esas, 2025/454 Karar sayılı kararı ile "Sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli hale esas alınan gerekçenin hatalı belirlendiğine, bir kısım olaylara ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmamasına rağmen, bu olaylara ilişkin sübutun kabul edilmesi, toplu silah ticaretine yönelik gerekçenin yanlış değerlendirilmesi, 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesine muhalefet edilmesi, sanık ... hakkında sanığın eyleminin 6136 sayılı Kanun'un 12/1. maddesinde düzenlenen bireysel silah ticareti suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi, sanık ... hakkında 6136 sayılı Kanun'un 13/2. maddesi uyarınca hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde aynı Kanun'un 12/1. maddesinden hüküm kurulması," nedenleriyle bozma kararı verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin anılan bozma kararına gerekçe olarak gösterilen sebepler, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e, f maddesine uygun olmadığı gibi 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun'un 25. maddesiyle yapılan değişiklik ile yürürlüğe giren bozma sebeplerine de uygun düşmemektedir. Bir diğer anlatımla, Bölge Adliye Mahkemesinin dayandığı bozma sebeplerinin, 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesinde yer alan; "a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması, b) Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması, c) Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması, d) Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi, e) Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması, f) Duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi, g) Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi, h) Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması, i) Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması" Nedenlerinden hiçbirine dayanmadığı, söz konusu Kanun maddesine uygun olmayan gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği ve bu durumun ağır ve açık şekilde hukuka aykırı olduğu belirlenmiştir. Bu itibarla, bozma kararına karşı direnme yetkisi bulunmayan Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.07.2025 tarihli ve 2025/182 Esas, 2025/381 Karar sayılı kararıyla yeniden kurulan hükümlere karşı yapılan istinaf başvuruları üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 21.10.2025 tarihli ve 2025/4163 Esas, 2025/2780 Karar sayılı kararıyla 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş ise de; 5271 sayılı Kanun'un 7. maddesindeki “Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında görevli olmayan mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür.” normu gözetilerek Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 11.02.2025 tarihli kararının ve bu kararın akabinde Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 07.07.2025 tarihli kararın Anayasa’nın 36. ve 5271 sayılı Kanun'un 3, 278-284. maddeleriyle belirlenen görev kurallarına aykırı bulunmakla; görevsiz mahkemece verilmiş kararlar niteliğinde olup hukuka açık ve ağır aykırılık oluşturması sebebiyle hükümsüz sayılmaları gerektiği anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesince gerektiğinde 5271 sayılı Kanun'un 280/1-2. maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesinden sonra Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.11.2024 tarihli kararı ile ilgili olarak istinaf kanun yolu denetimi yapılarak hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, B- Hükme esas alınan soruşturma evraklarının dosya içerisinde ve UYAP ortamında kayıtlı bulunmadığı anlaşılmakla, soruşturma aşamasına ait evrakların aslı veya onaylı suretleri denetime olanak verecek şekilde getirtilmeden yazılı şekilde eksik araştırmayla hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafiilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 21.10.2025 tarihli ve 2025/4163 Esas, 2025/2780 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Bozma ilamının kapsamı ve hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık ... hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.06.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2026/5030, K. 2026/7251, T. 01.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2026-5030-e-2026-7251-k-86159c13fa82