Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/1191 E. 2025/5529 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2025/1191
Karar No
2025/5529
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/562 E., 2024/262 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Bozma İstanbul Anadolu 44. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.09.2014 tarihli sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen 6.000,00 TL adli para cezasına ilişkin kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay(Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin 12.12.2019 tarihli ve 2017/5040 Esas, 2019/7171 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan dolayı başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği belirlendikten sonra; denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlediğinin anlaşılması durumunda düşme kararı, işlemediğinin anlaşılması durumunda 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci İstanbul Anadolu 44. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.05.2024 tarihli kararı ile, bozma sonrası verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı aynen açıklanarak, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanığın temyiz istemi; müdafii olmadan yaptığı ikrarın hükme esas alınamayacağına, hükmün açıklanmasına esas alınan dava dosyasında mağdur olarak bulunan eşinin şikayetinden vazgeçtiğine bu hususun göz ardı edildiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava dosyası kapsamına göre, olay günü şüphe üzerine sanık ve arkadaşlarının yanına giden kolluk görevlilerinin sanığın ayağının hemen yanında suça konu uyuşturucu madde ele geçirdiği, sanığın uyuşturucu maddenin kendisine ait olduğunu kabul ettiği, bu şekilde atılı suçu işlediği iddiasına ilişkin olayda; İlk Derece Mahkemesince, Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin, 12.12.2019 tarihli ve 2017/5040 Esas, 2019/7171 Karar sayılı bozma kararından sonra verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi uyarınca verilmiş özel nitelikte bir hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olmayıp, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 Sayılı Kanun) 231. Maddesi uyarınca genel hükümler çerçevesinde verilmiş bir hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olduğu, bu sebeple sanığın 5 yıllık denetim süresi içerisinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu dışında başka neviden kasıtlı bir suç işlediği gerekçesiyle hükmün açıklanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından Tebliğnamedeki (1) numaralı bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. 1. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 Sayılı Kanun) 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği gözetilerek; Dairemizin 2020/2463 Esas sayılı dosyasında 01.10.2020 tarihli kararla, somut norm denetimi yoluyla iptal istemli başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 gün ve 2020/81 Esas, 2021/4 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin "01.01.2020 tarihi itibariyle... hükme bağlanmış ve kesinleşmiş dosyalarda ....basit yargılama usulü uygulanmaz" bölümündeki "hükme bağlanmış" ibaresinin Anayasanın 38. maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar vermesi nedeniyle temyiz davasına konu dosyalarda lehe hükümler içeren 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddesinin uygulanması imkanının doğmuş olması ve bu konuda mahkemesince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması, 2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin 12.12.2019 tarihli bozma kararından önce İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen 22.09.2014 tarihli kararda sanık hakkında hapisten çevrili 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve hükmün sadece sanık tarafından temyiz edildiği halde, bozma ilamı sonrası, sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ve bu kararın açıklanmasına dair 16.05.2024 tarihli hükümde sanığın "10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına" karar verilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 326/son maddesinde yer alan kazanılmış hak kuralının ihlal edilmesi bozmayı gerektirmiştir.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 44. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.05.2024 tarihli ve 2023/562 Esas, 2024/262 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi gereği Tebliğname’ye kısmen uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.07.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2025/1191, K. 2025/5529, T. 01.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2025-1191-e-2025-5529-k-d21f87267ecd