Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/5320 E. 2026/4871 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/5320
- Karar No
- 2026/4871
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1596 Esas, 2023/1485 Karar SUÇLAR : Uyuşturucu madde ticareti HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi 2. Suça sürüklenen çocuk müdafii (vekalet ücreti yönünden) 3. Sanıklar müdafileri ile sanık ... TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; suça sürüklenen çocuk ve sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, Sanıklar ... ve ... müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.02.2023 tarihli ve 2021/203 Esas, 2023/49 Karar sayılı kararı ile; 1. Suça sürüklenen çocuk ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, 2. Sanıklar ... ve ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/4-a, 52/2-4, 53... . maddeleri uyarınca 24 yıl hapis ve 120.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 07.09.2023 tarihli ve 2023/1596 Esas, 2023/1485 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi (Sanıklar Aleyhine) Suça sürüklenen çocuğun sanıklar ... ve ... ile birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek atılı suçu işlediğine, bu suretle tüm sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 188/5. maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkindir. 2. Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafiinin Temyiz İstemi Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren suça sürüklenen çocuk lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. 3. Sanık ... ve Müdafilerinin Temyiz İstemleri Ele geçen uyuşturucu maddelerin sanığa ait olmadığına, diğer sanık ...'un çelişkili ve gerçek dışı beyanlarına itibar edilemeyeceğine, suça konu maddeler ve materyaller üzerinde sanığın parmak izine rastlanmadığına, sanık hakkında takdiri indirim hükmünün uygulanması gerektiğine ilişkindir. 4. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Delillerin hatalı değerlendirildiğine, eksik inceleme sonucunda karar verildiğine, arama işlemlerinin kanuna aykırı şekilde gerçekleştirildiğine, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 39, 62/1 ve 192/3. maddelerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
III. DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE A. Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Yönünden Suça sürüklenen çocuğun sanıklar ... ve ... ile birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek atılı suçu işlediği iddiasına ilişkin olarak; Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından şüphe suça sürüklenen çocuk lehine değerlendirilerek atılı suçtan beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği anlaşılarak, Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin incelenmesinde Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında Kurulan Beraat Hükmü Nedeniyle Talep Olunan Vekalet Ücreti Yönünden Dava dosyası kapsamına göre, hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan kamu davası açılan suça sürüklenen çocuk için 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 150/3. maddesi gereğince müdafii görevlendirildiği, yargılama sonunda beraat eden suça sürüklenen çocuk lehine hatalı bir şekilde vekalet ücretine hükmedilmediği iddiasına ilişkin olarak;
1. 5271 sayılı Kanun'un "Yargılama giderleri" başlıklı 324/1. maddesinde harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemelerin yargılama gideri olduğu belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 327/2. maddesinde, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişinin önceden ödemek zorunda kaldığı giderlerin Devlet Hazinesince üstlenileceği düzenlenmiştir. 2. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 168. maddesinde ise Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) ne şekilde hazırlanacağı düzenlenmiş olup söz konusu maddeyle ...'ne (....) serbest avukatlık faaliyetleri kapsamında, yani vekalet sözleşmesine dayalı olarak yapılan hukuki yardımlarda uygulanacak asgari ücret tarifesini belirleme yetkisi verilmiştir. Bahsedilen madde gereğince her yıl TBB tarafından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hazırlanmaktadır. 3. 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 13/1. maddesinde ise, Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafii ve vekile, "avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak", ....'nin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye Bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücretin, Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla yer alan ödenekten ödeneceği ve bu ücretin, yargılama giderlerinden sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun'un 13/2. maddesinde de bu madde uyarınca yapılacak ödeme ve uygulamaya ilişkin usûl ve esasların ise TBB'nin görüşü de alınmak suretiyle "Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle" belirleneceği belirtilmiş olup bu hükme istinaden Adalet Bakanlığı tarafından "Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik" (Yönetmelik) hazırlanmıştır. Bahsedilen Kanun ve Yönetmelik doğrultusunda da Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafiiye ve vekile ödenecek ücrete ilişkin olarak TBB'nin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye Bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücrete ilişkin olarak Adalet Bakanlığınca "Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin Tarife" (Tarife) hazırlanmakta ve söz konusu Tarife her sene başında Resmi Gazetede yayımlanmaktadır. 4. Söz edilen kurallar ve ilkeler çerçevesinde Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafilerin ve vekillerin ücretlerinin, 5320 sayılı Kanun'un 13. maddesi ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan Yönetmeliğin 9. maddesi uyarınca "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinden ayrık olarak", TBB'nin görüşü alınarak, Adalet ve Maliye Bakanlıkları tarafından birlikte belirlenecek bir tarife ile ödeneceği açıkça hükme bağlamıştır. 5271 sayılı Kanun ya da ilgili diğer mevzuatta Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafii veya vekil ücretlerine ilişkin....'ye düzenleme yapabilme yetkisi verildiğine dair açık bir hüküm yer almadığından TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafii ve vekillere uygulanma imkanı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu hükümler ve ilkeler uyarınca, 1136 sayılı Kanun'un 168. maddesine dayanılarak TBB tarafından çıkarılan ve bir düzenleyici işlem olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. ve 14/4. maddeleri ile getirilen düzenlemeler ile Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafii ve vekil ücretlerinin belirlenemeyeceğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. 5. Kısacası; Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafilerin ve vekillerin ücretleri, 5320 sayılı Kanun'un 13. maddesi ile Yönetmeliğin 8. ve 9. maddelerinde gösterildiği şekilde Adalet Bakanlığınca çıkarılan ayrık bir Tarife ile belirlenmektedir. 5271 sayılı Kanun ya da ilgili diğer mevzuatta aksi yönde bir hüküm de bulunmadığından Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafilerin ve vekillerin ücretleri TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin kapsamında yer almamaktadır. Bu bağlamda; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14/1. ve 14/4. maddeleriyle getirilen düzenlemenin de zorunlu müdafii ve vekiller yönünden uygulama alanı bulunmadığı değerlendirilmektedir. Sonuç olarak, TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin ilgili hükümlerinin Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafilerin ve vekillerin ücretlerinin belirlenmesine ilişkin olarak uygulanamayacağı; Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafilerin ve vekillerin ücretlerinin belirtilen mevzuat çerçevesinde "Adalet Bakanlığınca çıkarılan ayrık bir Tarife ile belirlenebileceği" kabul edilmelidir. 6. Yukarıda açıklanan düzenlemeler ışığında, temyiz incelemesine konu dava dosyası incelendiğinde sanık yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince gösterilen maktu vekalet ücretine hükmedilebilmesi için kendisinin vekaletname ile atadığı bir vekille temsili gereklidir. Bir diğer ifadeyle, kanun koyucunun zorunlu müdafii ve vekillere ödenecek ücretler bakımından TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi dışında "tamamen ayrı bir tarifeyle farklı bir sistem belirlediği" aşikardır. Kısacası, zorunlu müdafii ve vekillere ödenecek ücretler Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan ayrık bir tarifeye göre ödenecektir. TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin zorunlu müdafii ve vekillere de uygulanabileceğine dair hiçbir norm bulunmaması ve dava dosyası içerisinde bulunan belgelere göre müdafiinin baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafii olduğunun anlaşılması karşısında, sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde isabetsizlik görülmediğinden, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz talebinin reddine karar verilmiş, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Sanıklar ... ve ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü görevlerince yapılan çalışmalarda sanık ...'un ikametine yüklü miktarda uyuşturucu madde getireceği ve suça konu maddeleri ikametinde satacağı yönünde istihbari bilgi elde edilmesi üzerine usulüne uygun arama emrine istinaden bahse konu ikamete gidildiği, ikamette suça sürüklenen çocuk ..., sanıklar ... ve ... ile temyiz dışı sanıklar ... ile ...'nin bulunduğu, yapılan aramada; ikamette hassas terazi ve kullanım sınırının üzerinde sentetik ..., suça sürüklenen çocuk ve sanık ...'un üzerinde kullanım sınırında sentetik ..., sanık ...'in üzerinde ise araç anahtarı ele geçtiği, akabinde anahtarın ait olduğu aracın ikametin yakınında bulunduğu, araçta yapılan aramada kullanım sınırının çok üzerinde sentetik ... ele geçtiği iddialarına ilişkin olarak; İstihbari bilgi, olay ve ikamet arama tutanağının içeriği, sanıkların savunmaları, tutanak tanıklarının anlatımları, yapılan aramalarda hassas terazi ile kullanım sınırının çok üzerinde sentetik ... ele geçtiği, suça konu materyallerde sanık ...'un parmak izinin tespit edildiği birlikte dikkate alındığında, sanıkların üzerine atılı suçun sübuta erdiği, tüm delillerin hukuka uygun olarak toplandığı, etkin pişmanlık hükmünün uygulama koşullarının oluşmadığı, ele geçen uyuşturucu madde miktarına göre temel cezaların alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin ve dosya kapsamıyla örtüşen gerekçelerle takdiri indirim hükmünün uygulama dışı bırakılmasının isabetli olduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, Cumhuriyet savcısı ve sanıklar müdafileri ile sanık ...'in temyiz sebeplerinin incelenmesinde düzeltme nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. Sanıklar hakkında kurulan hükümlerde, adli para cezasının 5237 sayılı Kanun'un 52/4. maddesi uyarınca taksitlendirilmesine karar verildikten sonra, “taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde tamamının tahsil edileceğinin ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ” ihtarı yerine, “hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde ödenmeyen adli para cezasının ödenmeyen kısmının tamamının muaccel hale geleceği ve 5275 sayılı Kanunun 106/3 maddesi gereğince infaz edileceği hususunun sanığa ihtarına” ibaresinin yazılması hukuka aykırı görülmüş ise de bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
IV. KARAR A. Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Kurulan Beraat Hükmü Yönünden Gerekçe bölümünün (A) ve (B) bentlerinde açıklanan nedenlerle, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 07.09.2023 tarihli ve 2023/1596 Esas, 2023/1485 Karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısı ile suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, B. Sanıklar ... ve ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan nedenlerle, Cumhuriyet savcısı ile sanıklar müdafileri ve sanık ...'in temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 07.09.2023 tarihli ve 2023/1596 Esas, 2023/1485 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2-4. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 303/1. maddesi gereği İlk Derece Mahkemesi hükmünün, adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin bölümlerindeki ''hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde ödenmeyen adli para cezasının ödenmeyen kısmının tamamının muaccel hale geleceği ve 5275 sayılı Kanunun 106/3 maddesi gereğince infaz edileceği hususunun'' ibarelerinin çıkartılıp yerlerine ''taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde tamamının tahsil edileceğinin ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin '' ibareleri eklenmek suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanıklar hakkındaki salıverilme taleplerinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.04.2026 tarihinde karar verildi.