Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/4692 E. 2026/4872 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2025/4692
Karar No
2026/4872
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/410 E., 2025/368 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi 2. Sanık müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.11.2024 tarihli ve 2024/118 Esas, 2024/411 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan; 1. 20.07.2023 tarihli olaya ilişkin olarak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/4-a, 192/3, 52/2-4, 53... /6. maddeleri uyarınca 11... ay hapis ve 22.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,

2. 05.12.2022 tarihli olaya ilişkin olarak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, Karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Adana Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 17.02.2025 tarihli ve 2025/410 Esas, 2025/368 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi (Sanık Aleyhine) Sanığın 05.12.2022 tarihli olayda üzerinde ele geçen satışa hazır 8 paket metamfetamini atılı suç kapsamında bulundurduğu iddiasına ilişkindir. 2. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın 05.12.2022 tarihli olayda beraat etmesi nedeniyle lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine, 20.07.2023 tarihli olayda ise; sanığın atılı suçu işlediğine dair kesin, somut ve inandırıcı delil bulunmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, sanığın kullanıcı olduğuna, sanık hakkında takdiri indirim hükmünün uygulanması gerektiğine ilişkindir.

III. DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE A. Sanık Hakkında 05.12.2022 Tarihli Eylemi Nedeniyle Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Yönünden Sanığın 05.12.2022 tarihli olayda üzerinde ele geçen satışa hazır net 1 gram ağırlığındaki 8 paket metamfetamini atılı suç kapsamında bulundurduğu iddiasına ilişkin olarak; Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından şüphe sanık lehine değerlendirilerek atılı suçtan beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği anlaşılarak, Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin incelenmesinde Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Sanık Hakkında 05.12.2022 Tarihli Eylemi Nedeniyle Kurulan Beraat Hükmü Nedeniyle Talep Olunan Vekalet Ücreti Yönünden Dava dosyası kapsamına göre, hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan kamu davası açılan sanık için 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 150/3. maddesi gereğince müdafii görevlendirildiği, yargılama sonunda beraat eden sanık lehine hatalı bir şekilde vekalet ücretine hükmedilmediği iddiasına ilişkin olarak; 1. 5271 sayılı Kanun'un "Yargılama giderleri" başlıklı 324/1. maddesinde harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemelerin yargılama gideri olduğu belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 327/2. maddesinde, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişinin önceden ödemek zorunda kaldığı giderlerin Devlet Hazinesince üstlenileceği düzenlenmiştir.

2. 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 168. maddesinde ise Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) ne şekilde hazırlanacağı düzenlenmiş olup söz konusu maddeyle Türkiye Barolar Birliği'ne (TBB) serbest avukatlık faaliyetleri kapsamında, yani vekalet sözleşmesine dayalı olarak yapılan hukuki yardımlarda uygulanacak asgari ücret tarifesini belirleme yetkisi verilmiştir. Bahsedilen madde gereğince her yıl TBB tarafından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hazırlanmaktadır. 3. 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 13/1. maddesinde ise, Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafii ve vekile, "avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak", TBB'nin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücretin, Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla yer alan ödenekten ödeneceği ve bu ücretin, yargılama giderlerinden sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun'un 13/2. maddesinde de bu madde uyarınca yapılacak ödeme ve uygulamaya ilişkin usûl ve esasların ise TBB'nin görüşü de alınmak suretiyle "Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle" belirleneceği belirtilmiş olup bu hükme istinaden Adalet Bakanlığı tarafından "Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik" (Yönetmelik) hazırlanmıştır. Bahsedilen Kanun ve Yönetmelik doğrultusunda da Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafiiye ve vekile ödenecek ücrete ilişkin olarak TBB'nin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücrete ilişkin olarak Adalet Bakanlığınca "Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin Tarife" (Tarife) hazırlanmakta ve söz konusu Tarife her sene başında Resmi Gazetede yayımlanmaktadır. 4. Söz edilen kurallar ve ilkeler çerçevesinde Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretlerinin, 5320 sayılı Kanun'un 13. maddesi ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan Yönetmeliğin 9. maddesi uyarınca "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinden ayrık olarak", TBB'nin görüşü alınarak, Adalet ve Maliye Bakanlıkları tarafından birlikte belirlenecek bir tarife ile ödeneceği açıkça hükme bağlamıştır. 5271 sayılı Kanun ya da ilgili diğer mevzuatta Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafii veya vekil ücretlerine ilişkin TBB'ye düzenleme yapabilme yetkisi verildiğine dair açık bir hüküm yer almadığından TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafii ve vekillere uygulanma imkanı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu hükümler ve ilkeler uyarınca, 1136 sayılı Kanun'un 168. maddesine dayanılarak TBB tarafından çıkarılan ve bir düzenleyici işlem olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. ve 14/4. maddeleri ile getirilen düzenlemeler ile Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafii ve vekil ücretlerinin belirlenemeyeceğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. 5. Kısacası; Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretleri, 5320 sayılı Kanun'un 13. maddesi ile Yönetmeliğin 8. ve 9. maddelerinde gösterildiği şekilde Adalet Bakanlığınca çıkarılan ayrık bir Tarife ile belirlenmektedir. 5271 sayılı Kanun ya da ilgili diğer mevzuatta aksi yönde bir hüküm de bulunmadığından Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretleri TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin kapsamında yer almamaktadır. Bu bağlamda; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14/1. ve 14/4. maddeleriyle getirilen düzenlemenin de zorunlu müdafii ve vekiller yönünden uygulama alanı bulunmadığı değerlendirilmektedir. Sonuç olarak, TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin ilgili hükümlerinin Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretlerinin belirlenmesine ilişkin olarak uygulanamayacağı; Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretlerinin belirtilen mevzuat çerçevesinde "Adalet Bakanlığınca çıkarılan ayrık bir Tarife ile belirlenebileceği" kabul edilmelidir. 6.Yukarıda açıklanan düzenlemeler ışığında temyiz incelemesine konu dosya değerlendirildiğinde; sanık lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekâlet ücretine hükmedilebilmesi için, vekâletname ile görevlendirilmiş bir vekil tarafından temsil edilmesi gerekmektedir. Zorunlu müdafii ve vekillere ödenecek ücretler bakımından kanun koyucu tarafından, Türkiye Barolar Birliği tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinden ayrı ve farklı bir sistem öngörüldüğü; bu kapsamda söz konusu ücretlerin Adalet Bakanlığınca çıkarılan özel tarifeye göre belirleneceği anlaşılmaktadır. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin zorunlu müdafiler hakkında da uygulanabileceğine ilişkin herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Dosya kapsamındaki belgelerden müdafiinin baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafii olduğu sabittir. Ayrıca, sanık hakkında beraat kararı dışında 20.07.2023 tarihli eylemi nedeniyle mahkumiyet kararı da verilmiş olması karşısında, “vekaletin bölünmezliği” ilkesi gereğince vekâlet ücretine hükmedilmemesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. C. Sanık Hakkında 20.07.2023 Tarihli Eylemi Nedeniyle Kurulan Mahkumiyet Hükmüne Yönelik Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden İstihbari bilgi üzerine 20.07.2023 tarihinde sanığın ikametinde yapılan usulüne uygun aramada esrar ve ... ele geçtiği, sanığın soruşturma aşamasında kullanmak için satın aldığı bir miktar metamfetamini ikametine yakın bir yerde sakladığını ve suça konu maddeleri teslim etmek istediğini söylemesi üzerine belirttiği yere gidildiği ve burada kullanım sınırının üzerinde metamfetamim ele geçtiği iddialarına ilişkin olarak; İstihbari bilgi, sanığın ikrarı, tanık Ü.Ö.'nün soruşturma aşamasındaki beyanları, ele geçen uyuşturucu maddenin çeşitlilik arz ettiği ve metamfetaminin kullanım sınırının üzerinde olduğu, sanığın cep telefonunda uyuşturucu madde ticaretine yönelik olduğu değerlendirilen yazışmalar tespit edildiği birlikte dikkate alındığında, sanığın üzerine atılı suçun sübuta erdiği, tüm delillerin hukuka uygun olarak toplandığı, dosya kapsamıyla örtüşen gerekçelerle takdiri indirim hükmünün uygulama dışı bırakılmasının isabetli olduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde düzeltme nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. 04.06.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle değişik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108/3. maddesi uyarınca ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda birinci fıkradaki koşullu salıverilme sürelerinin uygulanacağının düzenlendiği dikkate alındığında, ikinci defa mükerrir olan sanığın koşullu salıverilmeden yararlandırılmamasına karar verilmesi bozmayı gerektirmiş ise de, bahse konu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

IV. KARAR A. Sanık Hakkında Kurulan Beraat Hükmü Yönünden Gerekçe bölümünün (A) ve (B) bentlerinde açıklanan nedenlerle, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 17.02.2025 tarihli ve 2025/410 Esas, 2025/368 karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, B. Sanık Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden Gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan nedenlerle, sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 17.02.2025 tarihli ve 2025/410 Esas, 2025/368 karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi hükmünün tekerrür ile ilgili kısmında yer alan "5275 sayılı yasa 108/3. maddesi gereğince ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulandığından sanık hakkında koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmamasına'' ibaresinin çıkartılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi hükmündeki hukuka aykırılığın DÜZELTİLEREK, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme taleplerinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2025/4692, K. 2026/4872, T. 13.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2025-4692-e-2026-4872-k-42a681ad83a2