Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/4752 E. 2025/1147 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/4752
- Karar No
- 2025/1147
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/17 E., 2014/349 K. SUÇ : 6136 sayılı Kanun'a aykırılık KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Adana 25. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.10.2014 tarihli kararı ile hükümlü hakkında 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un (6136 sayılı Kanun) 15/1. maddesi uyarınca, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62/1, 50/1-a maddeleri uyarınca 3.000,00 TL ve 400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu kararın, temyiz edilmeksizin 18.11.2014 tarihinde kesinleştiğine ilişkin kesinleştirme şerhi düzenlendiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 09.10.2023 tarihli ve 2023/15883 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.11.2023 tarihli ve KYB-2023/108556 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.11.2023 tarihli ve KYB-2023/108556 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, somut olayda suç tarihinin 14/03/2007 olmasına göre, 13/11/2004 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunu'nun 5/2. maddesinde yer alan "Bu kanunlarda Türk Ceza Kanununda belirlenen cezalar sistemine uygun değişiklik yapılıncaya kadar, (...) alt veya üst sınırlar arasında uygulama yapılmasını gerektirir nitelikteki adlî para cezalarında cezanın alt sınırı dörtyüzellimilyon, üst sınırı yüzmilyar Türk Lirası olarak uygulanır. Bu fıkra hükümleri, nispî nitelikteki adlî para cezaları hakkında uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinde yer alan ''...26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki diğer kanunlarda yer alan adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde, hükümlüler bir gün yüz Türk Lirası hesabı ile hapsedilirler...'' düzenlemeleri nazara alındığında, Suçun işlendiği 14/03/2007 tarihinde yürürlükte bulunan 6136 sayılı Kanun'un 15/1. maddesinde öngörülen adli para cezası miktarının 450,00 Türk lirası olduğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddesi uyarınca 1/6 indirim sonucu 375,00 Türk lirası adli para cezasına hükmolunması gerektiği gözetilmeden, sanığın hem sonuç ceza hem de adli para cezasının ödenmemesi durumunda hapse çevrilecek gün sayısı miktarında aleyhine olacak şekilde suç tarihinde yürürlükte olmayan ve 08/02/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun ile değişik 13/1. maddesi uyarınca 400,00 Türk lirası adlî para cezasına hükmedilerek fazla ceza tayin olunmasında isabet görülmemiştir. Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'nın 40/2. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 34/2, 231/2, 232/6, 291/1, 291/2 maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. 2. Somut uyuşmazlıkta; başka suçtan hükümlü olup son duruşmada yokluğunda karar verilen sanığa, cezaevi aracılığıyla yapılan gerekçeli kararının okunup anlatılmak suretiyle yapılmadığı ve Tebligat Kanun'una uygun olmadığı gibi verilen hükmün yasa yolu bildiriminde temyiz süresinin tefhim ve tebliğ suretiyle başlayacağı belirtilerek açıkça sürenin başlangıcının belirtilmediği gibi 5271 sayılı Kanun'un 263. maddesine göre sanığın bulunduğu cezaevi aracılığıyla vereceği dilekçe ile karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulabileceğinin gösterilmemesi karşısında; kanun yolu başvuru hakkının kullanılmasında sanıkta yanılgı oluşturulduğundan, inceleme konusu hükmün usulüne uygun olarak kesinleşmediği anlaşılmıştır. 3. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, temyiz kanun yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kamu yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekte, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.02.2025 tarihinde karar verildi.