Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/4504 E. 2024/69 K. – İftira
Konu: İftira
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/4504
- Karar No
- 2024/69
- Karar Tarihi
- Konu
- İftira
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2000 E., 2023/785 K. SUÇ : İftira HÜKÜM : Hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan red ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığının 07.02.2022 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında iftira suçundan dava açılmıştır. 2. Çankırı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2022 tarihli kararı ile sanık hakkında atılı suçtan mahkumiyet kararı verilmiştir. 3. Cumhuriyet savcısı ve sanığın istinaf talebi üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesinin 21.03.2023 tarihli kararı ile sanığın beraati ile hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği, suçun sabit olduğuna, sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Dava konusu olay, sanığın, aralarında boşanma davası devam eden eşi olan katılanın çalıştığı kuruma hitaben yazdığı dilekçe ile, amiri olan tanık M.A. ile aralarında gönül ilişkisi olan katılan hakkında, iffetsizlik şikayetinde bulunması üzerine kurum tarafından başlatılan idari tahkikat neticesinde, isnatlar hakkında ciddi ve somut bulgular bulunmadığının tespit edildiği iddiasına ilişkindir. 2. Milli Savunma Bakanlığı tarafından düzenlenen 11.12.2020 tarihli idari tahkikat raporunda, ...'in dilekçesinde belirttiği olayla ilgili, gerçeği yansıtan ciddi ve somut bulgular bulunmadığı belirtilmiştir. 3. Tanık olarak dinlenen M.A. beyanlarında özetle, sanığın, katılan ile aralarını düzeltmesi için kendisinden yardım talebinde bulunduğunu, katılanın ise, barışmayı kabul etmemesi üzerine, sanığın, asılsız isnatlarda bulunarak haklarında şikayetçi olduğunu, katılan ile aralarında gönül ilişkisi olmadığını beyan etmiştir. A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanığın, katılan ve tanık M.A. hakkındaki şikayet başvurusunu, çekişmeli boşanma davasında kullanmak amacıyla yaptığı değerlendirilerek, katılandan bahisle, hal ve davranışları, mesai bitiminde sosyal çevredeki yaşam tarzları, çalıştıkları kurumun itibarına zarar getirdiği iddiasının, şikayet hakkını kullanmanın ötesine geçerek, katılana idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla, işlemediğini bildiği halde hukuka aykırı bir fiil isnat etme niteliğinde olduğu gerekçesiyle sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Sanığın şikayetinin, somut olaylara dayanması, katılan hakkında doğrudan ve kesin bir suçlama içerecek şekilde olmaması ve aleyhine şahitlik yapan M.A. ile katılan arasında gönül ilişkisi olabileceğine dair şüphelerinin bulunduğunu belirtmesinin Anayasa'nın 74 üncü maddesinde düzenlenen dilekçe hakkının kullanılması kapsamında kaldığı ve fiilinin kanunda düzenlenen suç tanımına uymadığı kabul edilerek, ilk derece mahkemesinin mahkumiyet kararı hukuka aykırı bulunmuş, fiilin kanunda suç olarak düzenlenmediği gerekçesiyle sanığın beraatine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekir. Bu açıklamalar ışığında, sanığın, katılan ile aralarında devam eden boşanma davası nedeniyle, işlemediğini bildiği halde, katılan hakkında, amiri olan M.A. ile aralarında gönül ilişkisi bulunduğu, hal ve davranışları ile mesai bitimindeki sosyal çevredeki yaşam tarzının, çalıştığı kurumun itibarına zarar getirdiği iddiasıyla ilgili Kurum'a şikayette bulunması üzerine başlatılan soruşturmada, gerçeği yansıtan ciddi ve somut bulgular bulunmadığının tespit edilmesi karşısında; sanığın eyleminin, yasal unsurları itibariyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen iftira suçunu oluşturduğu gözetilmeden, mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesinin 21.03.2023 tarihli kararına yönelik katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden, hükmün 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 307 nci maddesi uyarınca, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun'un 8 inci maddesiyle değişik, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesi'ne gönderilmek üzere, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.01.2024 tarihinde karar verildi.