Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/2438 E. 2024/8870 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2023/2438
Karar No
2024/8870
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/518 Esas, 2017/62 Karar SUÇ : 6136 sayılı Kanun'a aykırılık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.02.2017 tarihli kararıyla hükümlü hakkında 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan aynı Kanun'un 15 inci maddesinin birinci fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi uyarınca 5 ay hapis ve 400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün 11.07.2017 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/12967 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58123 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58123 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, sanığa İstanbul Anadolu 30. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından duruşma gününü bildiren davetiye, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesi gereğince 04/10/2016 tarihinde tebliğ edilmiş ve sanığın savunması alınmaksızın cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bilâ tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata anılan Kanun'un 23/1-8. ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, Somut olayda, sanığın 30/10/2012 tarihli savunmasında bildirdiği bilinen son adresi olan "Kayışdağı Mah. ... Cad. ... Sk. No:72/4 Kadıköy/İstanbul" adresi yerine "Kayışdağı Mah. ... Cad. ... Sk. No:7/5 Ataşehir/İstanbul" adresine çıkartılan tebligatın iade gelmesi üzerine mernis adresi olan "Kayışdağı Mah. ... Sk. No:86-72 İç Kapı No:6 Ataşehir/İstanbul" adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre yapılan tebligatın usulsüz olduğu gibi, sanığın mernis adresine gönderilen duruşma davetiyesinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 195. maddesi uyarınca duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda karar verileceğinin ihtarını da içermediği anlaşıldığından, sanığın savunması alınmadan yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 231 inci maddesinin ikinci fıkrası, 232 nci maddesinin altıncı fıkrası ve 291 inci maddesinin bir ve ikinci fıkraları uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir. 3. İnceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; hükümlü hakkında Mahkemesince verilen kararın istinaf kanun yoluna tabi olduğu anlaşılmıştır. Hükümlünün Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) kayıtlarına göre karar tarihinde başka suçtan ... E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda hükümlü olduğu ve yokluğunda verilen hükmün yasa yolu bildiriminde 5271 sayılı Kanun'un 263 üncü maddesine göre hükümlünün bulunduğu cezaevi aracılığıyla vereceği dilekçe ile karara karşı istinaf kanun yoluna başvurabileceğinin gösterilmesi gerektiği halde gösterilmeyerek kanun yoluna başvuru hakkının kullanılması usulüne ilişkin olarak hükümlüde yanılgı oluşturulduğu dolayısıyla inceleme konusu hükmün usulüne uygun olarak kesinleşmediği anlaşılmıştır. Hükümlü hakkındaki inceleme konusu kararın usulüne uygun şekilde kesinleşmediğinden olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2023/2438, K. 2024/8870, T. 20.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2023-2438-e-2024-8870-k-0b3f06cdd7ac