Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/2411 E. 2024/8868 K. – Genel Güvenliğin

Konu: Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2023/2411
Karar No
2024/8868
Karar Tarihi
Konu
Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/146 E., 2020/174 K. SUÇ : Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması KARAR : Eşyanın sahibine iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Bor 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.02.2020 tarihli kararıyla hükümlü hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun'un) 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşmesine karar verilmesini müteakip Mahkemesince 30.03.2021 tarihinde silahın sahibine iadesine dair verilen ek kararın 27.04.2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 2022/5561 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58425 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58425 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 06/06/2016 tarihli ve 2016/5776 esas, 2016/7400 karar sayılı ilamında yer alan, "...Müsadere kararı güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçası niteliğinde olup, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte verilen müsadere kararı da bu hükme bağlı olduğundan askıda bir karardır ve hüküm açıklanıncaya kadar hukuki sonuç doğurma yeteneği bulunmamaktadır..." ve anılan Dairenin 19/11/2015 tarihli ve 2015/48239 esas, 2015/24883 karar sayılı ilamında yer alan, "...Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildikten sonra deneme süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlenmemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılmaması halinde duruşma açılarak sanığın hukuki durumunun tayini gerektiği gözetilmeksizin, evrak üzerinde sanığın müsadere talebinin reddine karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, kabule göre de; davanın düşmesine karar verildiği halde, ruhsatlı silahın gerekli işlemlerin yapılması için idareye teslimi yerine talebin reddine karar verilmesi yasaya aykırı... olduğundan... bozulmasına..." şeklinde açıklamalar ile belirtildiği üzere, ruhsat kaydı bulunan silahın müsaderesi kararının hükme bağlı olduğu, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş bulunulması karşısında, kurulan hükmün hukuki bir sonuç doğurmadığı, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davrandığı anlaşılan sanık hakkındaki hükmün ortadan kaldırılarak, davanın düşmesine karar verilmiş olması karşısında, ruhsatlı silahın gerekli işlemlerin yapılması için idareye teslimine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığa iadesine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin;“Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir. 2.Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan hükümlü hakkında Bor Asliye Ceza Mahkemesinin 09.12.2010 tarihli kararıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 170 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 62 nci maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi uyarınca şuçta kullanılan av tüfeğinin müsaderesine karar verilmiştir. Müsadere kararı güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçası niteliğinde olup, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte verilen müsadere kararı da bu hükme bağlı olduğundan askıda bir karardır ve hüküm açıklanıncaya kadar hukuki sonuç doğurma yeteneği bulunmamaktadır. 3. Bor 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.02.2020 tarihli kararı ile hükümlünün denetim süresi içinde 09.2011 tarihinde kasten yeni bir suç (hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma) işlediğinden bahisle hükmün açıklanması için ihbarda bulunulmuş ise de, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle açılan kamu davasının 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ile 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince hükümlü hakkında açılan kamu davasının düşmesine ve 30.03.2021 tarihli ek kararla adli emanetin 2007/95 sırasına kayıtlı av tüfeği ve eklerinin sahibine iadesine karar verilmiştir. 4. Bor 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.02.2020 tarihli kararıyla açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, açılan kamu davasının düşmesine karar verildiği dolayısıyla hükümlü hakkında kesin hükümle sonuçlanmış bir mahkumiyet kararının bulunmadığı anlaşılmakla, müsadere talebine konu av tüfeği ve eklerinin 2521 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere idareye teslimine karar verilmesi gerekirken, sahibine iadesine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Bor 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2021 tarihli ve 2019/146 Esas, 2020/95 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin daha hafif bir cezayı gerektirdiği belirlendiğinden, hükmün birinci fıkrasında yer alan "HAK SAHİBİNE İADESİNE" ibaresinin çıkartılarak yerine "2521 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere idareye TESLİMİNE" ibaresinin yazılması suretiyle hukuka aykırılığın giderilmesine, kararın diğer kısımların aynen bırakılmasına,” Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2023/2411, K. 2024/8868, T. 20.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2023-2411-e-2024-8868-k-5159fd5a5fab